Afyonkarahisar Basın Tarihi’nin teferruatıyla ele alındığı bir araştırmanın yapılması, bir eserin ortaya konulması fikri senelerdir gündemdeydi. Bu çalışma için atılan adımlar nedense çoğunlukla akamete uğramış, hayata geçen çalışmalar ise imkanların yetersizliği nedeniyle biraz eksik kalmıştı.
Taa ki; Doç. Dr. Turan Akkoyun bu işe gönül verip, el atana kadar…
Bugüne kadar ki Afyon Basın tarihi çalışmalarının en geniş kapsamlısı Doç. Dr. Turan Akkoyun’un hazırlayıp, Afyonkarahisar Belediyesi’nin yayınladığı “Afyonkarahisar Basın Tarihi” kitabı ile kütüphane raflarındaki yerini aldı.
504 sayfadan oluşan bu geniş inceleme Afyonkarahisar yerel basınının kentin gelişiminden tutun da, Milli Mücadele’deki etkisine kadar hemen her alandaki sorumluluğunu, payını, katkısını detayları ile ortaya koymaktadır. Kitabın oluşmasındaki inceleme aşamasının, arşiv taramalarının hepsi göz nurudur.
Afyonkarahisar’ın 100 yılı aşan basın tarihinin derli-toplu ve ilmi bir şekilde ele alındığı kitap için emek harcayan başta Doç. Dr. Turan Akkoyun olmak üzere herkese “mesleğimiz adına” teşekkür ediyoruz. Afyonkarahisar Belediyesi’nin bu esere olan katkıları yadsınamaz. Eserin Afyonkarahisar kültür hayatına kazandırılmasındaki katkıları nedeniyle Belediye yöneticileri ve çalışanlarına da ayrıca müteşekkiriz.
***
Afyonkarahisar Basın Tarihi kitabı biz Kocatepe Gazetesi ailesi adına ayrı bir önem taşımaktadır. Şöyle ki; kitabı eline alıp inceleyen herkesin görebileceği gibi Afyonkarahisar Basın Tarihi ile “Kocatepe” ismi adeta özdeşleşmiştir. 1937 yılında Afyonkarahisar’ın yayın hayatına Faruk Şükrü Yersel ile giren Kocatepe Gazetesi 1948’de Rüştü Kutman ile kendini yeniden göstermiş ve 30 Ağustos 1965’den itibaren de Küçükkurt ailesi ile varlığını sürdürmektedir. Tüm bu veriler Kocatepe Gazetesi’nin Afyonkarahisar’ın en eski ve verimli gazetesi olduğunu bir kez daha bilimsel olarak ortaya koymakta, “Kocatepe” isminin ağırlığını artırmaktadır.
Kitapta 2 sayfayı aşkın bir şekilde sıralanan “Kocatepe’de yazan isimler” listesi, elinizde tuttuğunuz Kocatepe Gazetesi’nin en büyük gurur kaynaklarından birisidir. Türkçe’nin her renginden, birbirinden değerli onlarca isimden oluşan bu listeyi uygun bir zamanda sütunlarımıza almak bizim için onur verici bir ödevdir.
***
Afyonkarahisar Belediyesi’nin şehrimizin kültür hayatına kazandırdığı 2 yeni kitap daha var. Bu kitaplar da yine gazeteniz Kocatepe açısından ayrıca önem arzetmektedir. Gazeteci ağabeyimiz İbrahim Yüksel’in kaleme aldığı “Amoriumlu Ezop” ve “Masumiyet çağının çocukları” isimli iki kitap yine Afyonkarahisar Belediyesi tarafından yayınlandı.
İbrahim Yüksel ağabeyimiz, Kocatepe Gazetesi’nin bizden önceki neslinin önemli temsilcilerindendir. Çocukluğundan itibaren gazete dağıtıcılığından, yazı işleri müdürlüğüne kadar Kocatepe Gazetesi’nin her aşamasında katkı sağlayıp, mesleki açıdan kendini ispatlayan bir isimdir İbrahim Yüksel. Mesleğe küsmese de kırgınlığını gizlemeyen İbrahim Yüksel’in şehrin kültür yaşamına armağan ettiği bu iki eser de birbirinden kıymetli. Afyonkarahisar’ın 50 yıl önceki sosyal yaşamından kesitler sunan “Masumiyet çağının çocukları” isimli kitabı bizce biraz daha özel. Afyonkarahisar aşığı herkesin bir nefeste okuyup bitireceği türden bir eser.
İbrahim ağabey 1950-60’lı yılların Afyonkarahisar’ını anlatsa da, 1980’li yılların nesli olan bizlerin yaşamıyla da büyük oranda kesişen kesitler sunuyor kitabında. Bizim kuşaktan olan herkesin altına rahatlıkla imzasını atacağı, kitabın şu tanıtım yazısını buraya alalım, ne demek istediğimizi anlatmaya yeter. Gerisini kitaptan, İbrahim Yüksel’in kaleminden okumak gerek:
“Bizim ne çocuk odamız, ne de uzaktan kumandalısından bilgisayarına, tabletten oyun konsoluna yığınla oyuncağımız oldu. Kurban bayramlarında kesilen hayvanların ayak eklemlerinden çıkarılan aşık kemikleri, kibrit kutularının resimli üst kapakları en başta gelen oyuncaklarımızdı. Otomobil lastiklerinin yanaklarından kesilerek çıkartılmış çemberleri çevirir, dikiş iplerinin sarıldığı tahta makaralar ve tellerle yapılmış yürüteçleri sürerdik. Günün büyük bölümünde sokakta toz toprak içinde oynamamıza rağmen kolay kolay hasta olmayan, yanaklarından kan damlayan, gözleri felfecir okuyan, yerde bulup oyuncak edindiği bir kibrit kutusu ile mutlu olmasını bilen çocuklardık. Ne de olsa azla yetinen, kolayca sevinen, her şeye üzülen, küçük şeylerle mutlu olmasını bilen, masumiyet çağının çocuklarıydık. Ne mutlu bize ki gerçek anlamda ve hakkıyla, sokakta oyun oynayarak büyümüş, eğitimin sokak sınıfından diplomalı neslin son temsilcileri olarak, günümüzde bilgisayar, oyun konsolu ya da cep telefonlarından başlarını kaldırmadıkları için çocukluğunu yaşayamadan büyüyen; yerli ve yabancı, hem de markalı onca giysileri, kendilerine ait odaları, sayısız oyuncakları olan, yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında el bebek-gül bebek yetiştirilmelerine rağmen hiçbir şeyden mutlu olmayan, doyumsuz milenyum çağı çocuklarının yerinde olmak, herhalde en son isteyeceğimiz şey olacaktır.”
Evet İbrahim Ağabey! Hepsinde haklısın. Ama özlemle andığın o çağın son temsilcileri sizler değil, 80’lerin çocukları olarak bizleriz… Not düşeyim istedim…