Dünyanın en iyi şoförü olsak yine de Afyonkarahisar trafiğinde başarılı olma şansımız az bize göre. Afyonkarahisar’ın şehir içi trafiğine giren, hele bu trafik içinde uzunca bir süre geçirmek zorunda kalan tımarhaneyi tercih ederdi diye düşünüyoruz.
Yıllar önce en fazla 50-60 bin kişilik nüfusa göre planlanan, düzenlenen, inşa edilen kentte 200 bine yakın nüfusu belli merkezlerde toplarsak, bunun üzerine de binlerce motorlu aracı eklersek bundan farklı ne bekleyebiliriz ki?
Her şeyin etiği olduğu gibi trafiğin de vardır. Bizde trafik ahlâkı yerlere serilmiş can çekişiyor. Kırmızı ışıkta bekliyorsunuz. Yeşil yandı, bir saniye sonra hareket edeceksiniz. Arkadaki terbiyesiz kornaya basar.
Hem araba kullanır, hem cep telefonu kulağımızda konuşuruz. Dikkat ve ihtiyat diye bir şeyi zaten aramayın. Dikkati, ihtiyatı, saygıyı kim öğretecek bu kuralı 50 yaşındaki kişiye?
Okuyoruz, duyuyoruz; aracın freniyle oynayan çocuklar aracı yokuş aşağı kaçırıyor, göle düşürüyor çocuklar boğulup ölüyor. Allah muhafaza ama nerede tedbir?
Son yıllarda fren yerine gaza basma vak’aları ne kadar çoğaldı. Hatırlıyor musunuz, Bursa’da sersem bir sürücü otobüs durağına girip beş zavallı kadını biçmişti. Ne kadar yatmıştı? Sadece on ay. Adam başına iki ay eder. Bizde halkın canı ne kadar ucuz?
Bir de akla ziyan kazalar oluyor. Dümdüz yolda giderken bariyere çarpıyor. Sis yok, yer yaş değil, kar mar da yok. Durup dururken böyle kazalar niçin oluyor? Sakın, ehliyet verilirkenki eksikliklerden ileri gelmesin?
Yollar yetersiz… Köprüler yetersiz… Dikkat yetersiz… Ehliyet yetersiz… Ahlâk yetersiz… Eğitim yetersiz… Denetim yetersiz… Personel yetersiz… Hukuk yetersiz… Cezalar yetersiz…
Peki hiç mi iyi olan bir şey yok? Allah’a şükür artık şerit çizgilerimiz var…
Bize nasip olmadı, görenler anlatıyor; seksen iki milyonluk Almanya’nın başkenti Berlin’in nüfusu beş milyon… Şehir yeşillikler içinde… Her yerde parklar, sun’î göller, bahçeler, korular… Trafik son derece düzgün… Park yerleri belli… Kanunları ve kuralları çiğneyeni hiç affetmiyorlar… Berlin deprem bölgesi değil ama orada binalar çürük çarık yapılmıyor. Berlin’de nerelere imar uygulanacağı belli. Orada zırt pırt imar afları çıkartılmıyor. Orada şehir planının her gün ırzına geçilmiyor. Berlin’de trenler, tramvaylar, otobüsler, metrolar saat gibi çalışıyor. Berlin’in nüfusunu beş milyondan yukarıya çıkartmak mümkün değil. Berlin, İkinci Dünya Savaşı’nda yangın yerine, viraneye dönmüş. Bütün eski tarihî binalar, anıtlar yeniden yapılmış. Eskileri yıkalım, yerine çok katlısını dikelim denilmiyor.
Biz de Arapsaçına dönmüş şehrin üzerine yeni yeni bina, insan ve araç yükleri yükleniyor. Şundan 5 sene sonra eğer gerekli önlemler alınmaz, düzenlemeler yapılmazsa bir de o zaman görün siz şehrin acınacak halini…
Aklı ve imkanı olanlar yaşam alanlarını şehrin dışına taşıyorlar günümüzde. Peki ya olmayanlar? Onların kaderi bu çileyi çekmek mi?
Şimdilik öyle görünüyor…
Yazarın Diğer Yazıları
Doğu Hastanesi Projesinden Vazgeçilmedi
27 Temmuz 2026 15:40'Doğu Hastanesi' Diye Başladık, 'Semt Polikliniği'ne Razı Olduk
27 Temmuz 2026 00:32Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci’ye Minnettarız
22 Temmuz 2026 00:32Afyon’un Fuar Meselesi… Taş Nerede Ağırdır?
25 Haziran 2026 01:08Yeni Hastane Yeri İçin Fikir Çok
12 Haziran 2026 01:16