Ayrımcılık adına çaba gösterip, Türk Milleti’nin “parçalardan ibaret” olduğunu savunanlara öyle bir tokat geldi ki…
“Türk” isminin milletin de, devletin de, ümmetin de, ülkenin de birleştirici, kapsayıcı ismi olduğuna kabul etmeyenlere öyle bir gol atıldı ki…
“Türk Milleti”ne yönelik saldırıların orta yeri kan gölüne çevirdiği; “Türk Silahlı Kuvvetleri”ne yönelik operasyonların detaylarının Emekli Genelkurmay Başkanı hemşehrimiz Orgeneral İlker Başbuğ tarafından gözler önüne serildiği bu günlerde dünyaca ünlü Nobel Ödülü’ne layık görülen “Türk” bilim adamı Aziz Sancar herkese moral kaynağı oldu.
“30 milyon Kürt’ü, 1 milyon Ermeni’yi, öldürdük” diyerek Nobel kazanan yazar Orhan Pamuk’un aksine Aziz Sancar, Nobel’i, milletine, özüne, kendi değerlerine saldırma gereği duymadan kazandı.
Mardin’de doğup, gaz lambası ışığında derslerini çalışarak geldiği kariyerinin zirvesinde kimya dalında Nobel ödülü kazanan Aziz Sancar’ın Türk Bayrağı önündeki, Türk bayraklı tişörtlerle verdiği pozlarını görüp, “Ben Türk’üm” açıklamasını okuyanların gönüllerine serin bir su serpildi.
İhtiyacımız olan “O” bölücü dil değil, “bu” birleştirici dil değil midir?
Aziz Sancar, Amerikalı eşiyle ABD’de, 2008’de, bir “Türk Evi” açmış.
BBC’nin densiz muhabiri: “Arap mısınız? Kısmen mi Türk’sünüz” diye kasıtlı bir soru soruyor. Onun cevabı net: “Ben Türküm o kadar!”
Nobel Ödülü’nü bir Müslüman kazınınca da ne kadar seviniyorsak hem Türk, hem de Müslüman, bizden birisi kazananca daha çok seviniyoruz. Allah Nobel’i kazanan, dünyada bilimin-gelişimin öncüsü olan Müslüman ve Türk’lerin sayısın artırsın inşallah.
Aziz Sancar’ın kimya dalında Nobel’e lâyık görülmesi başlı başına takdir edilecek, gurur duyulacak bir olaydır. Sancar’ın “Türk’üm” diye özünü inkar etmeyişi, birlik ve beraberliğe hizmeti ayrıca takdir edilecek gurur duyulacak bir olaydır.
Millî birliğin, devletçe dirliğin yolu ay-yıldızlı, al bayrağımıza hep birlikte sahip çıkmaktan geçer.