Afyonkarahisar Belediyesi’nin Kocatepe Gazetesi’ne yönelik “zulüm” çabaları siyaset camiasında da geniş yankı buldu. Bu konuda bizlere desteklerini bildiren siyasi ya da siyaset dışındaki tüm isimlere şükranlarımızı bildiriyorum.
Hem hemşehrilerimizin, hem de siyasetçilerimizin bizim meselelerle ilgili yaptıkları değerlendirmeler arasında İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Av. Hakan Şeref Olgun’un yaptığı değerlendirme özellikle dikkatimizi çekti. Sayın Olgun, Afyonkarahisar Belediyesi tarafından Kocatepe Gazetesi önünde yapılan kazı çalışması sonrasında kamuoyunda tepkilerin yükselmesi üzerine sosyal medya hesaplarından bir açıklama yaptı. Milletvekili Olgun, “Siyaset ve basın; birbirini tamamlayan iki temel güçtür.
Ancak üzülerek görüyoruz ki şehrimizde bir süredir; yerel yönetimle hesaplaşmayı siyaset zanneden bir anlayış, buna karşılık kendini ifade etmeye çalışan basın kuruluşlarını da tartışmaların merkezine çekmekte; “destek” adı altında ayrıştıran, kutuplaştıran bir dil hakim kılınmaktadır. Bu yaklaşım ne basına ne siyasete ne de en önemlisi aziz hemşehrilerimize fayda sağlamaktadır. İnanıyorum ki; taraflar arasında tesis edilecek sağduyu, diyalog ve sulh zemini yalnızca bugünü değil, yarını da inşa edecektir. Çünkü bu memlekete olan en büyük borcumuz budur” dedi.
Sayın Hakan Şeref Olgun’un iyi niyetinden şüphe duymuyoruz.
Onun da bizim iyi niyetimizden şüphe duymayacağına eminiz. Bu minvalde ben de kısa bir süre önce AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili ve TBMM Katip Üyesi İbrahim Yurdunuseven ile İYİ Parti Genel Başkanı ve Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun arasında yaşanan “düello”yu hatırlatmak istiyorum. Sayın Olgun’un kendisi gibi olgun cümleleri içerisindeki sadece birkaç kelimeyi değiştirerek, yeniden buraya alıntılıyorum. Umuyorum ki, şehrimizin huzur ve barış ortamına katkı sunmuş oluruz:
“İktidar ve muhalefet; birbirini tamamlayan iki temel güçtür. Ancak üzülerek görüyoruz ki şehrimizde bir süredir; birbirleriyle hesaplaşmayı siyaset zanneden bir anlayış, buna karşılık kendini ifade etmeye çalışan basın kuruluşlarını da tartışmaların merkezine çekmekte; “destek” adı altında ayrıştıran, kutuplaştıran bir dil hakim kılınmaktadır. Bu yaklaşım ne basına ne siyasete ne de en önemlisi aziz hemşehrilerimize fayda sağlamaktadır. İnanıyorum ki; taraflar arasında tesis edilecek sağduyu, diyalog ve sulh zemini yalnızca bugünü değil, yarını da inşa edecektir.
Çünkü bu memlekete olan en büyük borcumuz budur” Evet değerli okurlarımız! Sayın Hakan Şeref Olgun’un Kocatepe ve Burcu-Yasin Köksal arasında yaşananlarla ilgili kurduğu cümleleri, bir de Olgun-Yurdunuseven tartışmaları çerçevesinden okuyunca siz nasıl bir manzara görüyorsunuz? Bence son derece “olgun” bir manzara.
Şehrimizin ve ülkemizin buna ihtiyacı var…
MAĞDUR OLANLAR!
Bu sözlerimiz; ANLAYANA…
Mağduriyetin profesörü olmuş kişiler var etrafımızda. Heriflerin mağduriyetten yana söyleyecek sözü yok aslında.
Biz girmeyelim dedikçe, seviyelerine inmeyelim dedikçe üzerimize sıçrıyorlar ha bire... Torun-torba sahibi de olsa, utanmıyor, arlanmıyorlar… Senet-sepet meselesinde ikaz etmiştik, bir kez daha ikaz edelim de günah bizden gitsin.
Ben az diyeyim, onlar çok anlasınlar… Mağdur bir gelin var, onu birileri mağdur etmiş. Bu mağduriyet şimdi elden ele, dilden dile dolaşır olmuş. Bir başkasını ise hemcinsleri mağdur etmiş. Bu mağduriyetin delilleri de ifşa olmuş… Enişte’nin ise mağdur etmediği kimse kalmamış neredeyse…
Söz konusu “mağduriyet” ise eğer, biz ispatlı-delilli konuşuruz. Haybeye mağduriyet yaşatmayız.
Yüreği yeteni meydana bekleriz…