Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir Tunceli’de “Özerk Doğu Karadeniz olacak, Özerk Orta Karadeniz olacak, aynı zamanda Demokratik Türkiye Özerk Kürdistan olacak. TBMM devam edecektir. İstiklal Marşı, Türkiye’de okunmaya devam edecektir. Buna hiçbir itiraz yok Türk bayrağı Türkiye’de dalgalanmaya devam edecektir. Buna da hiçbir itirazımız yok ama bununla birlikte her bölgede bölgesel parlamento olacaktır. Bu bölgesel parlamentolardan bir tanesi de Kürdistan Bölgesel Parlamentosu olacaktır. Belediye binamızın önünde ay yıldızlı Türk bayrağımızla sarı kırmızı yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur” demişti.
Baydemir’in bu konuşmasından sonra 12 Eylül lideri, eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in “Bavyera’da üç bayrak gördüm. Nedir diye sordum, ‘AB bayrağı, Almanya bayrağı ve Bavyera bayrağı’ dediler. Biz, bölge valiliklerini eyalet olur diye düşünmüştük. Türkiye’yi 8 eyalet olarak planlamıştık. Türkiye ilerde eyalet sistemine geçebilir” sözlerini hatırlamıştı herkes. Tabi merhum Özal’ın Federasyon tartışmalarını da…
Dünkü gazetelerden bazılarının manşetinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç tarafından açıklanan Oslo mutabakatının detayları yer alıyordu. Koç, Hükümet ile PKK arasında yapılan müzakerelerin sonucunu ortaya koymuş, PKK ile Federe Devlet konusunda anlaşmaya varıldığını açıklamıştı.
Oslo mutabakatının detaylarını öğrenmek isteyenler dünkü gazeteleri inceleyebilirler. Biz az-buçuk inceledik ve tüylerimiz diken diken oldu. Açıklanan mutabakattan anlaşılıyor ki Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni anayasasını belirlemek için APO denen şerefsiz ile anlaşmaya varılmış.
“Demokratik özerklik” projesini, ilk olarak dile getiren zaten İmralı’da yatan hain Abdullah Öcalan değil miydi?
Aslında bu yolun taşları da çok önceden döşenmeye başlamıştı. İlk etapta “Türk diye bir ırk yoktur, Türkiye’de Türklük oranı yüzde 10’dur” gibi garip yazılar yazılır olmuştu.
Bilderberg’in başkanlarından Prens Bernhard, en önemli görevlerini açıklarken “Milliyetçiliğin hüküm sürdüğü ortamlarda, insanlar egemenliklerinin uluslararası güçlü bir organa devrini kabul etmezler. Bizim önümüzdeki en hayati görev onları buna razı etmektir.” diyordu.
ABD Dış Politika Araştırmalar Enstitüsü Başkanı da “Milliyetçilik bu yüzyılın en güçlü gerici kuvvetidir… Mal ve hizmetlerin serbest dolaşımını engeller, ekonomik ve kültürel gelişmeyi durdurur. Amerikan halkının misyonu, milli devletleri tarihe gömmek, onların kalan haklarını, daha küçük birimlerde birleştirmektir. Önümüzdeki 50 yılda gelecek Amerika’nındır” demişti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Butros Gali, Habitat toplantısı sırasında İstanbul’dan “İstanbul Federe devleti” ve Türkiye’den “Türkiye Federal Cumhuriyeti” diye söz ediyordu. “Dünya 200 devletli yapıdan 2000 devletli, 5000 devletli bir yapıya doğru gidiyor” diye de eklemişti.
2001 yılında ABD’nin küreselleşme müteahhidi CFR’nin “Köklere Dönüş Projesi” dosyası ile birlikte Bartın’da dağıtılan haritaya göre şehir devletlerinden oluşacak federe devletlerin adları şöyleydi: Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Pont, Ermeniya, Antakya, Mezopotamya.
Sonrasında Türk kavramını etnik gruplardan biri olarak ifade edilmeye başlanmış “Türk Milleti” sözünden “Türkiyeli” ifadelerine geçiş yapılmıştı. Bu sürece bir çok ekleme yapmak mümkün. Aklımıza gelenler şimdilik bunlar.
Bizim hakkımızda, ülkemizle ilgili olarak belirlenen hedef doğrultusunda süreç hızla ilerliyor. Bilerek ya da bilmeyerek bu sürecin içinde yer alıyoruz. Onlar ne yaptıklarını biliyorlar. Ne yazık ki toplum olarak bir tek biz bilemiyoruz ne yapacağımızı, geleceğimizin ne olacağını…
Yazarın Diğer Yazıları
Doğu Hastanesi Projesinden Vazgeçilmedi
27 Temmuz 2026 15:40'Doğu Hastanesi' Diye Başladık, 'Semt Polikliniği'ne Razı Olduk
27 Temmuz 2026 00:32Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci’ye Minnettarız
22 Temmuz 2026 00:32Afyon’un Fuar Meselesi… Taş Nerede Ağırdır?
25 Haziran 2026 01:08Yeni Hastane Yeri İçin Fikir Çok
12 Haziran 2026 01:16