Son dönemde Afyonkarahisar’da sivil toplum adına sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Demokratik ortamda pek çok kesim seslerini duyurabilmek için etkinlikler, eylemler düzenliyor. Ortak aklı bulma açısından, demokrasi kültürünün gelişmesi açısından bunlar sevindirici gelişmeler.
Ancak ne yazık ki, artış gösteren eylemler arasında provakasyon girişimleri de artış gösteriyor. Muhafazakar yapısı herkesçe bilinip, onaylanan Afyonkarahisar’da insanların sinir uçlarına dokunulmaya çalışılıyor. Kürtçe pankartlı gösterilerle, milliyetçi ve muhafazakar duygulara yönelik hareketlerle birileri bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.
Duyarlı insanlar bunun farkında. Gelişmeler hassasiyetle izleniyor.
Bizim bu konuda dikkat çekmek istediğimiz konu; basının tutumu. Basın mensubu dostlarımızın bu tür haberlerde takınacakları tavır, sergileyecekleri duruş, eminiz ki pek çok provakasyon girişimini kadük bırakacaktır.
1980 öncesine aklımız çok ermez. Ama Afyonkarahisar’da, özellikle de basın hayatında o dönemde yaşananlarla ilgili çok şey dinledik, öğrendik. Anarşinin en yoğun günlerinden Afyonkarahisar da o dönemde nasibini almış. Ancak Afyonkarahisar’da bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar olan basın mensuplarının olaylara yaklaşım tarzı ile provakatörler amaçlarına tam manasıyla hiçbir zaman ulaşamamışlar. Bu yaklaşım tarzı olayların üzerini örtmek, sansür uygulamak amaçlı değil, muhafazakar yapısı bilinen Afyon halkını galeyana gelmekten önleme amaçlı imiş. Bu tutumun katkısı ve duyarlı vatandaşların sağduyusu ile Afyonkarahisar’da çok büyük, infial uyandırıcı olaylara rastlanmamış o dönemlerde.
Şimdi yine aynı duyarlılığa ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Gazeteci dostlarımızın dikkatini bu yöne çekmek istiyoruz. Yanlış anlaşılmasın, yazmayalım, görmeyelim, sansürleyelim demek değil kastımız. Her basın mensubu bilir ki olaylara değişik bakış açıları vardır. Örneğin Kadın hakları gününde Kürtçe bir afiş açılıyorsa burada maksat kadın haklarını savunmaktan ziyade, gergin ortamın filizlerini atmaktır. Eylem haberinde Kürtçe afişe ağırlık vermek, ortamı gerecek ifadelere haberi emanet etmek haberciden ve duyarlı vatandaştan başka herkesin işine yarar.
Eylem haberleri, açıklamalar basında yer bulmalı, herkes düşüncelerini demokratik ortamda serbestçe ifade edebilmelidir. Basın da bunun en önemli zeminlerinden birisi olmalıdır. Ancak gerginliğe yol açacak, provakatörlerin ekmeğine yağ sürecek bakış açılarından imtina edilmelidir. Acizane bu bizim görüşümüz ve uyarımızdır. Yoksa kimsenin yayın politikasına karışmak haddimiz değildir.
Gerçeği yansıtmıyor
AFJET’in faturalara yansıttığı bedel ile ilgili yazımızın ardından AFJET Genel Müdürü Yusuf Ulutürk bizi arayıp, “AFJET’e alımlardan dolayı salvo çok” ifadesine takıldığını belirtmiş, biz de daha sonraki yazımızda bu konuyu açıklamıştık.
Dün yerel gazetelerde AFJET’in basın bildirisi yer aldı. Biz de bu basın bildirisindeki “Bir mahalli gazetemizin köşe yazarının 08.03.2012 tarihinde kaleme aldığı 2012 yılı ısınma bedellerine %25 zam yapıldığıyla ilgili haberler gerçeği yansıtmamaktadır” ifadesine takıldık. Çünkü, “gerçeği yansıtmamaktadır” ifadesi “yalan” demenin bir başka şeklidir. Biz yalan söylediğimize inanmıyoruz. AFJET belki de ısınma bedellerini yüzde 25 artırmamıştır ama, vatandaştan istediği bedeli yüzde 25’e yakın artırmıştır. Bu artışın adı ısınma bedeli olmayabilir. Ancak vatandaşa yansıyan fatura bizim, daha doğrusu vatandaşın belirttiği gibi yüzde 25’e yakın oranda artmıştır. Bizim ve vatandaşın kastı bir önceki faturaya oranla bugünkü faturalar için yapılan ödemenin tutarıdır. AFJET’e ödenen para yüzde 25’e yakın artmıştır. O nedenle “gerçeği yansıtmamaktadır” ifadesi bizce “gerçeği yansıtmamaktadır”.
Yine aynı açıklamada “Şirketimiz vergi rekortmeni olmayıp 2011 yılında 6. sırada yer almaktadır” denilmektedir. Bize göre 6. sıra da rekortmen anlamına gelmektedir. Öyle ki, her yıl vergi rekortmenleri için ödül töreni düzenlenmekte, ilk 10 sırada yer alıp “rekortmen” olanlara ödüller verilmektedir. Gazeteler de “rekortmen” diye bir kişiyi değil, ilk 10 sırayı paylaşanları onurlandırmaktadır. O nedenle 6. sırada olmak da “rekortmenlik” anlamını taşımaktadır.
Bu yanlış anlamaları düzelttikten sonra yöneticilerimizin affına sığınarak AFJET’in istediği bedellerle ilgili bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. AFJET diyor ki, “1. etap bölgesel ısıtma abonelerinden 16 TL+KDV bina bakım ve onarım bedeli alınmakta; bunun karşılığında 7 ay 24 saat bina altı ekip ve ekipmanlarının bakımı, geriye kalan 5 ayda ise bütün binaların eşanjör temizlik ve yenileme çalışmaları yapılmaktadır”.
Buna karşılık vatandaş da diyor ki; “Belediye su borusu döşediği, ya da bir su arızasını giderdiği zaman tesis parası istiyor mu? Telekom telefon hattı çekip, ya da internet kablosu döşeyip parasını vatandaştan alıyor mu? EDAŞ elektrik hatlarının bakımı için bizden para alıyor mu? Kanalizasyon arızası olunca “bakım yaptı” diye belediyeye para ödeniyor mu? Bunların hiçbirisi istenmiyor da, neden AFJET bakım yaptım, onarım yaptım, tesis kurdum diye bedel istiyor?”
Yanlış anlamaya meydan vermek, lafı uzatmak istemiyoruz. Biz elçilik görevimizi yapıyor, soruyu ilgililerine yöneltiyoruz. Hepsi o kadar…