Sezer Küçükkurt

SEÇİM SONUÇLARININ KARMAŞIK HESAPLAMASI

Sezer Küçükkurt

Olası seçim tahminleri ve eski seçim sonuçlarını ele aldığımız dünkü yazımızdan sonra CHP Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal aradı. Kendisinin yurt dışı oylar sayesinde milletvekili seçilmediğini, 2018 seçimlerinde Afyonkarahisar’da CHP’nin 2. Parti olması nedeniyle doğrudan milletvekilliğini hak ettiğini dile getirdi. Yanlış anlamalara meydan vermemek için Sayın Köksal’ın bu hatırlatmasını kayda geçmek isterim.
Seçim sonuçlarına göre Milletvekili sayısının belirlenmesinde “D’HONDT SİSTEMİ” denilen bir sistem esas alınıyor. Bu siteme göre de 2018’de Afyonkarahisar’dan 1 milletvekili çıkarabilecek partinin en az 59 bin civarında oy olması gerekiyordu.
D’Hondt sistemi, Belçikalı hukukçu ve matematikçi Victor D’Hondt tarafından 1878’de tasarlanmış nispi temsil sistemidir. Türkiye’de 1961’den bu yana –1965 Millet Meclisi genel seçimi ile 1966 Millet Meclisi ara seçimi dışında– bütün milletvekili genel ve ara seçimlerinde d’Hondt sistemi uygulanmıştır; günümüzde de yürürlükte olan sistem budur. Türkiye ile birlikte 26 ülkede uygulanan bir sistem bu seçim sistemi.
Bir seçim çevresinde her partinin aldığı oy toplamı, sırasıyla 1’e, 2’ye, 3’e, 4’e … bölünür ve o seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar bu işleme devam edilir. Elde edilen paylar, parti farkı gözetmeksizin, büyükten küçüğe doğru sıralanır. Milletvekillikleri bu sıralamaya göre partilere tahsis edilir.
Sayın Köksal’ın belirttiğine göre, D’hondt sistemine göre CHP’ye Afyon’da 1 vekillik için 59 bin oy alması yetiyordu. Yurt dışından gelen oyun çok önemi yoktu. CHP yurt dışı oyların dahil edilmesiyle Burdur ve Kahramanmaraş’ta 1’er milletvekilliği kazanmıştı ama Afyonkarahisar bu grupta yer almamıştı.
Afyonkarahisar’ın 2018 seçim sonuçları D’hondt sistemine göre şöyle hesaplanmış:
Yurt dışı hariç oylar hariç 248 bin oy alan AK Parti’ye 1 milletvekili…
248 bin bölü 2= 124 bin oy AK Parti’ye 2’inci Milletvekili…
248 / 3 = 82… AK Parti’ye 3’üncü milletvekili…
248/4= 62 bin oy ile CHP’ye 1 milletvekili (Muhalefette olup 63 bine yaklaşan oylarıyla en çok oyu aldığı için)…
248/5= 49… oy ile MHP’ye 1 milletvekili…
248/6= 41 bin oy ile İYİ Parti’ye 1 milletvekili…
AK Parti’nin D’hondt sistemine göre 4’e bölünen oylarından kalan artık oy sayısı 62 binin üzerinde olmadığı için CHP 1 vekil, toplam AK Parti’nin aldığı oy 5’e bölündüğünde vekil sayısı çıkartan oylardan kalan artık oy MHP’nin aldığı oydan fazla olmayınca, MHP 1 vekil, AK Parti’nin aldığı en yüksek oy 6’ya bölündüğünde AK Parti, CHP ve MHP’nin vekil çıkarttıktan sonra kalan artık oyları İYİ Parti’nin aldığı oy oranının altında kalınca İYİ parti 1 vekil çıkartmış oldu… Bu tabloyu hatırlattığı için Milletvekili Burcu Köksal’ın eşi, meslektaşımız Yasin Köksal’a da teşekkür ediyorum.

“KİM FETÖ’CÜ ANLAMAK İÇİN EVLİYA OLMAK GEREK”

Bu söz hemşehrimiz Yılmaz Akcil’e ait. Danıştay Onuncu Daire Başkanı hemşehrimiz Yılmaz Akçil, 15 Temmuz 2016’da yaşanan FETÖ-PDY darbe girişimini konu alan panele katıldı Afyon’da. AFSÜ ve AKÜ’nün ortaklaşa düzenlediği Panel’le ilgili detaylı haberi Burcu Aydın’ın kaleminden gazeteniz Kocatepe’de okumuş olmalısınız. Biz de burada, paneldeki bazı ayrıntıları bir kez kayda geçelim isteriz…
Öncelikle hem Yılmaz Akcil, hem de diğer panelist Prof. Dr. Sadık Sarısaman darbenin başarısızlığa uğramasında “darbe karşıtı” Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına dikkat çektiler. Onların bu tutumları olmasa darbenin başarıya ulaşabileceğine, Türkiye’nin 16 Temmuz sabahı bambaşka bir ortama uyanabileceğine dikkat çeken Akçil ve Sarısaman darbe karşıtı Ordu mensuplarına ülkenin minnettar olduğunu hatırlattılar. Akçil ve Sarısaman’ın bu hatırlatmalarına karşın, Türkiye Harp Malulü Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı İsmail Kumartaşlı da söz alarak, ordu mensupları adına şükranlarını dile getirdi.

HER ÖNEMLİ MAKAMIN İKİNCİ ADAMI ONLAR OLDU

Yargı mensuplarının da bu sınavı başarıyla atlattığını dile getiren Yılmaz Akcil, FETÖ’nün yapısal özelliklerine de ilginç örnekler verdi.
Fetulahçı Terör Örgütünün çok farklı bir çalışma sistemi olduğuna vurgu yapan Akçil, “FETÖ’nün çok farklı bir çalışma sistemi vardır. Kendilerine kutsallık yüklerler. FETÖ elebaşısı kutsaldır. Ne demiş ise Allah adınadır, Peygamber adınadır. Mutlaka uyulması gerekir, sorgulanmaz. Danıştay Üyesi iken yaşadığım bir anekdotu paylaşacağım. Danıştay Üyesi başka bir hâkime iftira attı ve iftirasına ben şahit oldum. Kendisine ‘Niye iftira atıyorsun?’ diye sordum. Aynen şu ifadeyi kullandı: ‘Ben iftara atarım sevap kazanırım. O iftiraya sabreder sevap kazanır.’ İftira gibi açıkça yasaklanmış, Kur’an-ı Kerimde yer alan bu emri yaparak sevap umabilen bir yapı söz konusu. Kutsallığın boyutlarına bakın. Örgüt içi jargonda ‘imam’ ya da ‘abi’ ne derse geçerlidir. Tamamen teslimiyet üzerine kurulmuş bir yapıdır. Bir yandan gizlilik bir yandan da takkiye kültürü vardır. Tanıyamazsınız, yani kişinin FETÖ’cü olduğunu anlayabilmek çok zordur. Çok yüzleri, maskeleri vardır. Birini çıkarır diğerini takar. Kişinin FETÖ’cü olduğunu anlayabilmek neredeyse mümkün değildir. Böyle bir yapı düşünün ki yargı içerisinde, askeriye içerisinde, mülki amirler içerisinde hatta tüm kamu kurumları içerisinde çok güçlendi. Öyle bir noktaya geldi ki neredeyse pek çok kurumun en can damarlarına kadar ulaştılar. Her önemli görevin ikinci sırasında ki; Paşa ise yaveri, bakan ise özel kalem müdürü, müdür ise sekreteri FETÖ’cü oldu. Her türlü bilgiyi arşivleyip kullandılar.” dedi.

KAPANAN OKULLARA ABD VE İNGİLTERE SAHİP ÇIKTI

Türkiye Adalet Akademisi Başkanı olduğu dönemde FETÖ ile ilgili olarak yaşadığı bir başka anıyı aktaran Akçil, “Akademi Başkanı olduğum dönemde Afrika’ın en uç noktasında küçük bir ülke olan Gambiya’nın Adalet Bakanı akademiye ziyarete gelmişti. 15 Temmuz darbe kalkışmasından önce 2014 yılında Türkiye Adalet Akademisi’nin Gambiya’daki hâkim ve savcılara eğitim vermesini istiyorlardı. Konu o dönem ‘cemaat’ olarak tanımlanan FETÖ’ye geldi. Çok ilginç bir olay anlattı. Ben bunu paylaşmak zorundayım. Dedi ki ‘Türkiye Cumhuriyeti Başbakanınız tüm kardeş ve dost ülkelere çağrıda bulundu. ‘Lütfen ülkelerinizde ki FETÖ’ye ait okulları kapatın.’ dedi. Gambiya olarak ilk biz kapattık. ABD ve İngiltere bize nota verdi. Yanlışlık olsa gerek bu Türk okulu, bu okulda Türk bayrağı dalgalanıyor. ABD ve İngiltere ile ne ilgisi var diyerek notaya cevap yazdık. Herhalde bir hata oldu dedik. Kapatılan İngiliz ya da Amerikan okulu değil Türk okuludur dedik. Gelen cevap ilginçtir. ‘Şeklen Türk okuludur. Gerçekte bizim himayemizdedir kapatamazsınız.’ dediler. Biz inat edip kapattık. Bizim Washington Büyükelçiliğimizi maslahatgüzarlığa düşürdüler.’ diye Gambiya Adalet Bakanı anlattı. Bu okullar Türkçe Olimpiyatları gibi ne kadar Türk toplumu nezdin de sevilip hatta oradan çıkan çocukların türküleriyle, şiirleriyle birçok insanın ağladığına şahidiz. Ama bu örgütün, bu yapının arkasında kimlerin olduğunu göstermek adına yaşadığım önemli bir olaydır.” diye konuştu.

TAKİYYEDE ÜSTLERİNE YOK

15 Temmuz 2016 tarihinde darbe kalkışmasında bir FETÖ’cü polisin cep telefonundaki mesaj örneğini okuyan Akçil, “15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen bir soruşturmanın şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G’nin telefonunda 16 Temmuz 2016 tarihinde yani darbe teşebbüsünün hemen akabinde sabah saat 5.20’de arasında ‘Bölge İmamları’ kaydıyla gönderilen bir mesajda şu ifadeler vardır. ‘Önemli durum. Çok acil duyuru, Tüm il ve ilçe imamlarına, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin. Tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklamalar yapsın.’ denilmiştir. Meydanlara inip kendilerini kamufle etsinler. Resim çekilip sosyal medyada yayınlasınlar. Demokrasi, seçilmiş irade falan desinler. Ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin. Açıklamalarda hepimizi alabilirler. Herkes darbeden haberim yok televizyondan duydum ilk kez desin. Asla hükümete ve ‘Tayyib’e’ olumsuz ifadeler yapmayın. Bu grubu kapatıyorum.’ diyor. Bunların gerçek yüzü işte budur.” şeklinde konuştu.
***
Akcil’in anlattığı bu manzarayı darbe sonrası meydanlarda hep birlikte izlemedik mi?

YARGI HALA BUNLARI AYIKLAMAK İÇİN ÇALIŞIYOR

FETÖ’yü tanımlayıp anlatmanın son derece zor olduğunu söyleyen Akçil, “Yargının bu konudaki zorluğunu anlatmak istiyorum. PKK terör örgütünü çok güzel tanımlarsınız. PKK’nın eylemleri vardır, bellidir. Daha önce istihbarat sözkonusu kişilerle ilgili bilgileri toplamıştır. DHKPC terör örgütü de öyledir. Diğerleri öyledir. Hem polis hem jandarma olmak üzere devletin tüm birimleri bilir. Militanlar bellidir, yapacakları eylemler de bellidir. FETÖ’yü tanımlamak öyle zor ki. Kim FETÖ’cü kim değil? Evliya olmak lazımdır. Adamın içindeki niyetini anlamak çok zordur. Yargı 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra bunları ayıklamakla uğraştı ve halen de uğraşıyor. Türkiye’de 600 binden fazla kişi hakkında FETÖ’den işlem yapılmak durumunda kalındı. Belki çoğunun haberi olmadı gıyabında yapıldı. Olmadığı anlaşılınca vazgeçildi. Halen neden bu davalar devam ediyor diye eleştiriliyor. Şu bilinsin ki bu davalar kolay görülebilecek davalar değildir” ifadelerini kullandı.

YARGILAMADA BİR ÇOK KISTAS VAR

O günkü Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın kendisini aradığını anlatan Akcil, “Akademi’de kaç öğrencimiz olduğunu sordu. 3800 civarında olduğunu söyledim. Bu arkadaşların hakim ve savcılık yapıp yapamayacaklarını sordu. Görev verilirse yaparlar dedim. 3 aylık 6 aylık hakim savcı adaylarından bahsediyoruz. Staj sürelerine bakılmaksızın hakim ve savcı olarak kürsülere gönderdik. Bunlar yargılamalar yaptılar” dedi.
Çocuklarının okuduğu okullara bakılarak, ankesörlü telefonlarla bağı tespit edilerek, Bylock kullanımına bakılarak, FETÖ ile bağı olan dernek, sendika, vakıf gibi kuruluşlara üyeliklerine bakılarak, Digitürk FETÖ’nün kanallarını kapattığında protesto eylemine katılıp, abonelik iptal ettirenlere bakılarak, TMSF Bank Asya’ya işlem yaparken Bank Asya’ya sahip çıkmak için para yatırıp yatırmadıklarına bakılarak mahkemelerin karar verdiğini belirten Akcil elbette ki istihbarat raporlarının da dikkate alındığına dikkat çekti.
Akcil FETÖ davaları ile ilgili olarak “Temmuz 2022 itibariyle kamu görevinden 125 bin 678 kişi çıkartılmış. Rütbesinden alınan kişi sayısı 3213. Yurt dışı öğrencilikle ilişiği kesilen 270, toplam işlem sayısı 131 bin, başvuru sayısı 127 bin, red 107 bin” diyerek rakamsal tabloyu da gözler önüne sermiş oldu.

Yazarın Diğer Yazıları