Sezer Küçükkurt

Şehide son görev

Sezer Küçükkurt

Daha birkaç gün önceki bir cenaze töreninde yanımızdaki dostumuza “Şu cami ve avlusu kimleri kimleri yolcu etti? Kim bilir, belki bizi de buradan yolcu edecekler” demiştik İmaret Camii’nin bahçesinde. Dün ise son yılların en kalabalık cenaze törenine tanık oldu bu tarihi yapı.
14 gün önce kanlı terör örgütünün hain pususu sonrasında ağır yaralı olarak önce Van’daki askeri hastaneye, daha sonra Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne kaldırılan Piyade Üsteğmen Murat Hasırcıoğlu’nun cenaze töreni için Gedik Ahmet Paşa Camii’nin (İmaret) avlusunda toplanmıştı binlerce Afyonkarahisarlı. İkindi namazı vakti girdiğinde Camiin içi ve son cemaat bölümü tamamen dolduğu gibi, bahçedeki çimenlik alanlarda tamamen cemaatle dolmuştu. Bir çok kalabalığa tanıklık etmiş olan bu tarihi camiin böylesi bir kalabalığı ender yaşadığını düşünüyoruz.
Caminin emektar imamı Ahmet Hoca, içerde 750 kişinin namaz kılabildiğini, son cemaat yeri ile birlikte 1000 kişilik bir cemaate hizmet verildiğini söyledi. Çimenlerdeki ve diğer yerlerdeki cemaati de hesap ettiğimizde net rakam veremesek de, katılım için binlerce dememizin yeterli olacağını düşünüyoruz.
Binlerce Afyonkarahisarlı vatanın bağrına emanet edecekleri şehitleri için buluştu. Yalansız, riyasız, davetsiz… Bunun en açık göstergelerinden birisi 80 yaşına dayanmış ak sakallı bir ihtiyarın, cenaze namazına yetişmek için tırıs tırısa koşturmasıydı. “Nereye ey fani?” dercesine bakan gözlere, “Şehidime, son göreve” diyor, müsaade istiyordu cemaatin arasından sıyrılmak için.
Böylesi bir cemaat, böylesi bir uğurlama ancak şehitlere yakışırdı zaten.
Saygı duruşu sırasında hüzünle öne eğilen başlar, şehidimize, tüm şehitlerimize, “Hakkınızı helal edin. Bu kör dövüşte bu kez kurban sizsiniz. İnşallah başka kurbanlar olmasın” manası taşıyordu adeta.
İmamın “Hakkınızı helal ediyor musunuz?” sorusuna gök gürültüsü gibi cevap verdi bu cemaat: “Helal olsun”…
Hemen akabinde “Bizim onda ne hakkımız olacak ki? O bize helal ediyor mu acaba hakkını?” diyordu birisi yanı başımızda.
Bir çok şehit töreni izledik. Cemaat kendiliğinden organize halde “şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları atar, ardından tekbirler getirirdi. Bu kez de öyle oldu ama biraz tereddütle. İnsanlar “Cami bahçelerine siyaset girmesin” eleştirilerinden midir nedir, ne yapacağın tam bilemiyordu. Sloganlara eşlik edeyim mi, etmeyeyim mi tavrını, alkışlar izliyor, bu kez de “Cenazede alkış olur mu” sorusu zihinleri kurcalıyordu.
Slogan kontrolü bir grubun eline geçtikten sonra büyük bir çoğunluk vakur bir edayla şehidinin ardından yürümeyi sürdürdü. Vakur yürüyüşte Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile birlikte protokol de yer aldı.
Orman ve Su İşleri Bakanı hemşehrimiz Veysel Eroğlu’na tepki gösteren hemşehrilerimize tanık olduk. “Sayın Bakanım neden bitmiyor bu kan? APO’yu eve gönderince dertler bitecek mi?” diyenlere, “Yeter artık” diye bağıranlar eşlik ediyordu. Güvenliği sağlamaya çalışan polislere, “Aman Bakanı iyi koruyun” diye seslenenlerin yanında, “Suriye’yi bırakın, Kandil’e bakın” diyenler de vardı.
Bakan Eroğlu aracına binerek, şehidimizi toprağa vermek üzere kabristana giderken son noktayı bir başka hemşehrimiz koydu: “Zana PKK demek, Zana’larla müzakere istemiyoruz”

Yazarın Diğer Yazıları