Sezer Küçükkurt

Silah bırakma oyunu – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt

27 Eylül 2012 Perşembe 03:00:00
  Hala nasıl oluyor da PKK denen cinayet örgütünün silah bırakacağına inanılıyor anlamak güç doğrusu. PKK sanki kendi inisiyatifini elinde tutan bir örgüt mü? Herkes, her fırsatta “kökü dışarıda mihraklar” derken neden bahsediyor? Bugün “silah bırakmaya” en fazla inanır gözükenler bile PKK’nın inisiyatifinin ABD’nin elinde olduğunu bilmiyorlar mı? ABD PKK’ya silah bıraktırır mı?
Şimdi eski cumhurbaşkanımız Özal’ın kabrini açmaktan bahsediyor, Orgeneral Eşref Bitlis’in, ölümünün şüpheli olduğunu anlatıyoruz yeniden hep bir ağızdan. Kısa sayılabilecek bir geçmişte biz şu haberleri birden çok yayın organında okumuştuk:
“Orgeneral Eşref Bitlis’in vefatından bir süre önce dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a sunduğu raporda, Çekiç Güç’teki Amerikan yetkililerinin, PKK’ya yardım sağladığının ayrıntılarını ortaya koyduğu, bu durumu destekleyen görüntü ve telsiz konuşmalarını raporuna eklediği ortaya çıktı. Orgeneral Eşref Bitlis’in, Amerikalı yetkililerle, PKK lider kadrosunun yaptığı üç toplantıya ilişkin ayrıntıları bilgileri de Cumhurbaşkanı’na aktardığı biliniyor. Devlet içindeki bazılarının terörden rant sağladığını belirten Eşref Bitlis’in raporunda konuyla ilgili isimler verdiği, Güneydoğu’daki bazı işadamlarının güvenlik güçlerinin de desteğini alarak PKK adına kaçakçılık yaptığını ortaya koyduğu belirtiliyor.
Bölgenin gerçeklerini ortaya koyan Paşa’nın çözüm olarak önce terör belasının halledilmesi, sonrasında da Kürt kökenli halkın kazanılması için bir devlet politikası oluşturulması gerektiğini vurguluyordu. Söz konusu rapordan sonra Bitlis ve ekibi tamamen tasfiye edildi.”
Geçmişte yayınlanan haberler böyleydi. Bu haberleri binlerce satan yayın organlarında okuduk biz. Sadece biz okumuş olamayız herhalde.
Bugünlerde siyaset yine PKK’nın silah bırakması etrafında dönüyor. Peki ABD’nin kuklası olan bir örgütün tek başına silah bırakacağı düşünülebilir mi? PKK’nın görevinin Kürt devleti kurulup, gelişip, semirene kadar Türkiye’yi oyalamak olduğu tüm toplum tarafından malum iken bu silah bırakma adı verilen “cambaza bak” oyunu daha ne kadar sürecek?
Biz “silah bırakma”, “barış”, “demokrasi” gibi zırvalarla oyalanırken, Afyonkarahisar gibi her memleket köşesine her gün şehit cenazeleri uğurlanırken Kürt Devleti’nin geçmişten beri en büyük takipçisi olan Barzani bugün ABD gölgesinde semirmeye devam ediyor. Yeri geldiğinde Türkiye’ye posta bile koyabiliyor. Biz ise ona değer vermekten, onu muteber görmekten utanmıyor, sıkılmıyoruz.
PKK’ya verilmiş görev henüz tamamlanmamışken, Kürt Devleti önceden belirlenen boyutlara henüz gelmemişken silah bırakılacağına inananlara ne desek az gelir.
Bir de şehit cenazeleri nedeniyle morali bozulan, “verelim, kurtulalım” diyenler var aramızda. Hepimizin yüreği kan ağlıyor. Yere düşen her Mehmetçik ile birlikte hepimiz kahroluyoruz. Peki şehit cenazelerinin sona ermesinin yolu “verip kurtulmak” mıdır? Madem verip kurtulacaktık biz bu toprakları, neden yıllardır mücadele veriyoruz? “Verip kurtulma”nın sınırı neresidir? Nereden nereye kadar gözden çıkarmamız gerekir? Verip kurtulduğumuzu düşünelim bir an için. Alanlar aldıklarıyla tatmin olacaklar mıdır? Bunun hesabını, tarihe, millete, geleceğe ve en önemlisi şehid ecdad ile, günümüzün şehit Mehmetçiklerine nasıl vereceğiz?
Kangren olan yer memleketin bir köşesi değil, vatandaşın bir kesimidir. Madem kangren olan yeri kesip atacağız, o zaman kurtulunması gereken yer vatan toprağı değildir. Kurtulmanın yolu türlü türlüdür. “Kapı orada çıkın gidin” demek de bir yoldur, “Kana kan” demek de…

Yazarın Diğer Yazıları