Afyonkarahisar manevi yönden son derece zengin bir şehir. Son zamanlarda maddi yönden epey mesafe alsak da bu zenginliklerimizi manevi olarak bezemedikten sonra hiçbir kıymeti yok maddi anlamdaki kazanımların.
Geçitğimiz günlerde genç bir kardeşimizle sohbet ederken Afyonkarahisar’ın manevi önderlerinden, bu toprakların bağrında yatan “En büyük Afyonkarahisarlı”lardan birisi olarak Sultan Divani Hazretlerini tanımadığını gördüm. Kendisine gereken yönlendirmeleri yapsak da bu vesile ile Afyonkarahisar’ın manevi büyüğü Sultan Divani Hazretleri’ni bugün köşemize konuk etmek istedim. Sultan Divani hazretlerinin atası, Mevlana Celalettin-i Rumi’nin Şeb-i Arus’unun, yani Hakk’a kavuşmasının 747’inci yıldönümünde hep birlikte o kutlu nesli bir kez daha yad edelim bu vesile ile…
***
Asıl adı Mehemmed olan Sultan Divanî, Abâpûş Bâlî Çelebi (ö. 890 / 1485)’nin oğlu, Mevlânâ’nın torunuydu. Afyon’da doğdu. O, baba tarafından Germiyan oğullarına, ana tarafından Mevlânâ’ya mensuptu.
Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Sultan Divanî, babasının yanında ye¬tişti. Abapûş-i Veli Hazretleri zamanında Afyon’da şiddetli bir veba salgını ol¬du. Herkes yakınlarını birer birer kaybediyordu. Abapûş-i Veli’ye bir gün en çok sevdiği küçük oğlu Muhammet Çelebi’nin vefat haberi geldi. O zaman Abapûş-i Veli: “Hakkın rahmetine mi kavuştu? Hayır, yanlışınız var, o uyuyor. Bu defa yanıldınız” dedikten sonra, hemen küçük oğlunun yattığı odaya sessizce girdi, üzerindeki örtüyü kaldırarak: “Uyuyor musun Mehmet’im! Bu ne uykusu? Senin bu dünyada hizmetin var. Uyan Mehmet’im, uyan” dedi. Mehmet Çelebi uykudan uyanırcasına, tatlı bir mahmurlukla gözlerini açtı ve babasına uzun uzun baktı. Abapûş-i Veli, hemen oğlunu dergâha götürerek, kırk günlük riyazet ve uzlete soktu. Bu müddet içinde Sultan Divanî tasavvufta büyük dereceler elde etti. Babasının sağlığında yerine geçerek, talebe yetiştirmeye başladı. Sultan Divanî, babasının yerine geçtikten sonra, Konya’ya Mevlana Celaleddin-i Rumî’yi ziyarete çıktığında şehrin ileri gelenleri tarafından uğur¬landı. Yolun yarısında Beşâre denilen yere geldiğinde Konya’dan kendisini karşılamaya gelenler oldu.
İlk tahsilini babasından ve Afyon Mevlevîhanesi’ndeki diğer Mevlevî dervişlerinden görmüş olan Sultan Divanî, Süleyman Şah’ın dedesi Yakup Bey tarafından Afyon’da yaptırılarak oraya vakfedilen, Mevlevî Dergâhı’na şeyh oldu. Burada şeyhlik yaparken, sık sık Hıdırlık Dağı tepesindeki Dedem İni’ne çekilerek ibadetle meşgul oldu.
Âlim ve ârif bir zat olan Sultan Divanî hakkında kaynaklarda pek çok menkıbe vardır. O’na “Divânî” adının verilişine neden olan olay, şöyle anlatılır: Timur Konya’ya uğrayarak, Mevlânâ Dergâhı’nı ziyaret ettiği bir sırada Divan-ı Kebîr’i alıp, Semerkand’a götürmüştür. Timur’un ölümünden 110 yıl sonra, Semerkant’ı işgal eden Şah İsmail, pek çok değerli eşya arasında “Divan-ı Kebîr”i de alarak İran topraklarına gitmiştir. Rivayete göre, bu sıralarda Sultan Divanî, bir gece rüyasında Mevlânâ’dan şu emri almıştır: “Oğlum, benim kitabım uygunsuz elllere geçti, git al da gel.” Bunun üzerine, kaynaklarda Sultan Divânî’nin çeşitli tehlike ve güçlükleri göze alarak Tebriz’e gittiği ve Şah İsmail’den Divan-ı Kebîr’i alarak, Konya’ya getirdiği anlatılmaktadır. İşte bu büyük eserin kaybolup gitmesini önlediği için Mehemmed Semâî’ye “Divânî” lakabı verilmiştir. Ayrıca, kendisine meczub diyenlere, meczup değil Hak âşığı olduğunu göstermek için semaa başlaması ve 3 gün durup dinlenmeden sema etmesi üzerine halk tarafından kendisine Semâî mahlasının verildiği de kaynaklarda ayrıca zikredilmektedir.
Sultan Divanî, ömrünün sonunda Afyon’da vefat etti ve Mevlevî dergâhına defnedildi. Şah Çelebi (öl. 1001 / 1592), onun vefatına tarih söylemiştir:
Olup dil-sîr seyr-i enfüs ü âfâk u nâ-gâhı
Verâ-yı perde-i gayba çekince peyker-i cânı
Didi târihini bir müstmend-i derd-i hicrânı
Bekâ mülkine çekdi ‘askerin hicrânı
Kaynaklar, Sultan Divanî’nin Mevlevîliğin hızla Anadolu’ya yayılmasında önemli bir rol üstlendiğine bilhassa dikkat çekerler. Sultan Divanî başta Konya olmak üzere, bütün Anadolu ve Orta Doğu ülkelerini dolaştı. Yanında yakın arkadaşları da vardı. Gittiği yerlerde Mevlevîliği yaydı ve bir çok mürit edindi. Anadolu’da Burdur, Eğridir, Sandıklı, Muğla, İstanbul, Midilli, İran, Irak, Mısır ve Suriye’deki Mevlevîhaneler onun zamanında ve onun gayretleriyle açıldı. Müritleri arasında âlim ve şâir olan Şâhidî (ö. 957 / 1550), Sadıkî (ö. 936 / 1529), Sâfî Ahmed (ö. 936 / 1529) önemli şahsiyetlerdir. Ayrıca, ilmî sohbetleri ile, Yavuz Sultan Selim (1470-1520) ve Kanûnî Sultan Süleyman (1494-1566) gibi padişahların sevgi, saygı ve takdirlerini kazanmış bir derviştir.
Kaynaklarda Bağdatlı Rûhi ve Zâtî ayarında bir şâir olduğu belirtilen Sultan Divanî’nin, kuruluş ve üslûp açısından sağlam, Farsça ve Türkçe dervişâne, âşıkâne şiirleri vardır. O, Divan şiirinin ortak kelime ve mazmunlarını kullanan, aruza ve dile hakim, Divan şiirinin hayal dünyasını yansıtan şiirler söyleyebilen bir şâirdir. Kaynakların usta bir şâir olduğunda birleştiği Sultan Divanî, şiiri daha çok düşüncelerini aktarmada vasıta olarak görmüştür. Şiirlerinde Şems-i Tebrîzî, Mevlânâ, Hüsameddin Çelebi, Sultan Veled gibi tarikat ve soy büyüklerini medh eden manzumeler yazmıştır.
Sultan Divanî’nin, Konya Müzesi Kütüphanesi’nde tasavvufî mensur bir Risâle’si vardır. Onun mesnevî, gazel, murabba, müseddes, kıta ve tuyuğ şeklindeki, şiirleri aşağıda kaynaklarda verilen eserlerde kayıtlıdır. Sultan Divanî’nin, pek çok eserinin olması ihtimal dahilinde olup, bunların Afyon Mevlevîhanesi yangınında yanmış olabileceği ihtimali söz konusudur.
***
Bizim buradaki dar alanda hatırlatmaya çalıştığımız Sultan Divani hazretleri adeta bir deryadır. Mevlana Hazretlerinin Şeb-i Arusu’nun yıldönümünde bugün Cuma namazını Türbe (Mevlevi) Camii’nde eda edebilir, Mevlevi Müzesi’nde Sultan Divani hazretleri hakkında detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.
Yazarın Diğer Yazıları
Doğu Hastanesi Projesinden Vazgeçilmedi
27 Temmuz 2026 15:40'Doğu Hastanesi' Diye Başladık, 'Semt Polikliniği'ne Razı Olduk
27 Temmuz 2026 00:32Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci’ye Minnettarız
22 Temmuz 2026 00:32Afyon’un Fuar Meselesi… Taş Nerede Ağırdır?
25 Haziran 2026 01:08Yeni Hastane Yeri İçin Fikir Çok
12 Haziran 2026 01:16