Şehir içi trafikte yaşanan karmaşa hepimizin ortak sıkıntısı. Günlük sohbetlerin büyük bir bölümünü şehir içi trafikteki keşmekeş oluşturuyor.
Yaşanan aksamaların ardı ardına sıralandığı sohbetler çözüm üretme çabaları ile devam ettikten sonra genellikle, “Deveye sormuşlar boynun neden eğri diye. O da nerem doğru ki demiş” benzetmesiyle sona eriyor.
Örnek vermek gerekirse şehrin trafik sorununa, otopark sıkıntısına çare olması amacıyla katlı otopak projesi olarak inşaatına başlanan koca binanın bugün işhanı ve Belediye binasına dönüştürülmesini örnek gösterebiliriz. Elimizdeki koca otoparkı trafiğe yeni yük verecek iş merkezine dönüştürdükten sonra şimdi şehir merkezinin cadde ve sokakları araç yoğunluğuna dar geldiği için çareler arar olduk.
Gerçi bu bina kapsamında otopark sorununa geçici çözümler üretmeye çalışıyoruz. Bu binanın bir kısmını Belediye otopark olarak çalıştırıyor. ama otoparkın talep görmeyişi, çevresindeki cadde ve sokakların araç parkları ile dolu olmasına rağmen kapalı otoparkın tercih edilmeyişi hep şikayet edilen bir konu olmaya devam ediyor. Otoparkın ilgi görmeyişinde ücretli oluşunun, dışarıdaki bedava parkın insanlara daha cazip gelmesinin elbette rolü var. Yalnız, bir de madalyonun diğer yüzü var galiba.
Bilindiği gibi kapalı otaparklara büyük, yani ticari araçlar ile lpg’li araçların girmesi yasak. Peki Afyonkarahisar sokaklarındaki araçların toplamda kaçta kaçı sizce ticari ya da lpg’lidir?. İyimser bir tahminle 3’de 1’i deseniz. Kapalı otoparkın potansiyel müşterilerinden 3’de 1’ini doğal olarak elemiş oluyorsunuz. Kalanların yarısının da bedava otoparkı tercih ettiğini düşündüğünüzde otopark işletmesinin mevcut potansiyelin sadece 3’de 1’ine hitap edebildiği ortaya çıkıyor.
Kapalı otoparka neden lpg’li araçlar alınmıyor demek değil derdimiz. Uygulamalarımızdaki, kanunların yönetmeliklerin öngördüğü işlerimiz-deki bakış açısının yanlışlığını anlatmaya çalışı-yoruz. Elbette ki kapalı mekanda lpg’li bir otomobil büyük tehlike. İyi de otopark sıkıntısına neden olan araçların en az 3’de 1’i lpg’li değil mi?
Başka bir örnek vermek için şehir içinde susturucusu olmadan egzosu bas bas bağırarak geçen motosiklere bakalım. Neredeyse tüm motosiklet tamircileri şehrin ortasında faaliyet gösteriyor. Yine belirtelim, kimseyi şikayet etmiyo-ruz, Allah herkesin işini rast getirsin. Ama susturucusu olmayan bir motosikleti polis yakaladığında “Abi şurdaki motorcuya gidiyorum, yaptıracağım” ya da “Köyde egsoz koptu, şehre motorcuya getirdim” dese polis memuru ne yapmalı sizce?
Buradaki sorunun kaynağı susturucu olmadan gezen motosikletli ama, ona kurtarma payı veren şehir içindeki motosiklet tamircileri değil mi?
Hasılı kelam trafik konusunda allame-i cihan uzmanlar getirsek, şehrin bir bölümünü yıkıp yeniden yapsak tam manasıyla çözüme ulaşmak mümkün gözükmüyor. Keza getirdiğimiz uzmanlardan sonuç alınamaması bunun ispatı.
Ne yapalım, bu deve bizim, ya güdeceğiz, ya da güdeceğiz… Ama boynundan mı başlarız, bacağından mı bilinmez, eğri taraflarını düzelt-meye bir yerlerden başlamak gerek…