Bak Trol kardeş! Zaman zaman bizim haber ya da yazıların altına yaptığın yorumları okuyoruz. Hepsini takip ediyoruz dersek yalan söylemiş oluruz. Çünkü dikkate alınacak olan var, alınmayacak olan var. Bu işi geçim kaynağı haline getireni var, çocukluğunda yaşadığı travmayı bugün sosyal medyada tatmin etmeye çalışanı var! Haliyle hepsini dikkate almak hata olur.
Şimdi şöyle:
Haydi, var mısın? Herkes kendi namına, geçen dönemle ya da daha önceki dönemlerle ilgili eleştiri olarak yazdıklarını bir bir ortaya koysun…
Biz varız mesela…
Misal; Kocatepe Gazetesi’nin yıllardır gelenek olarak sürdürdüğü “Vatandaş diyor ki” başlıklı bir köşesi var… Sen bilmiyorsundur gerçi… Daha düne kadar şehrin gündemine vakıf değildin çünkü…
İşte o köşede, Afyonkarahisar’ın sorumluluk sahibi vatandaşlarından, hemşehrilik bilinci ile şehrinin sorunlarına sahip çıkan kişilerinden gelen sıkıntılar/sorunlar orada yayınlanır yıllardır. Yüzde 90’ına da çözüm üretilmiştir haaa bu konuların…
***
Ama dedim ya, sen daha düne kadar yerel bir gazetenin sayfasını açmadığın için, bugün birilerine yaltaklanmak ya da yıllardır biriktirdiğin öfkeni bizlerin üzerinden kusmak istediğin için bunları bilmezsin…
Yıllar önce mektup yoluyla ya da elden getirilirdi bize yayınlanmasını istenen konular. Şimdi WhatsApp hattımız var. Oraya her gün bir çok ihbar geliyor. Dikkate alınacak olanı var, alınmayacak olanı var bunların. Hakeza gazetenin sosyal medya hesapları var, bizlerin sosyal medya hesapları var. Hepsinden konu ve bilgi yağıyor adeta…
Yani trol kardeş, yazdık, yazıyoruz, yazacağız evvel Allah…
***
Sen ve senin gibiler, dünyadan, şehirden, gündemden habersiz iken şimdi eline geçirdiği telefon sayesinde adeta “herb.kolog” oldu ya…
“Ağzı olan konuşuyor” deyimi, “Parmağı olan yazıyor”a dönüştü artık…
Ey trol kardeş, Allah’tan eline telefon geçti de bir şeyler okuyup yazmaya başladın…
“Kişi fanatikliği” ya da “parti holiganlığı” ile de olsa bir şeyler yazıp çiziyorsun. Kimi zaman bunu maddi menfaat için, kimi yazan birilerine yaranmak için yapıyorsun ama, olsun. Bu da bir aşama senin için.
İş bu gerekçelerden dolayı zaman zaman senin zırvaladıklarına kulak tıkıyoruz, göz kapıyoruz. Çare yok, ne yaparsın?
***
Bilmelisin ki, şehrimize dair olan konuları, kendi lisanımızca kimi zaman sert, kimi zaman, latif, kimi zaman büyük, kimi zaman küçük şekilde yazdık, yazıyoruz, yazacağız. 61 yıldır bu böyle…
Sen ne zaman bu yazdıklarımızı, okudun, okuyorsun, okuyacaksın? Asıl mesele bu…
Bırak bu trollüğü!
Biz iddiamızda sabitiz. Sen bugün kaç cümle kurduysan eleştirel olarak… Geçmişteki her dönem için, parti ya da kişi fark etmeksizin, biz onun bir fazlasını ortaya ispatlı/delilli bir şekilde koyacağız…
Hem de seninkinden farklı olarak bu eleştiri ya da söylemlerimizden “sonuç aldığımızı” ispat ederek bunları ortaya koyacağız.
***
Mesela diyor ki herb.kolog zat-ı muhterem, “Fabrikalar satılırken neredeydiniz?
Ey trol kardeşim! Afyonkarahisar Şeker Fabrikası’nın satılacağından o yıllarda bu memleketin Kocatepe Gazetesi sayesinde haberi oldu. Evet, evet. Bu memleketteki herkesin... Senin bugün göklere çıkardığın zat da bu “herkes”e dahildir.
Sonrasında Afyonluların birleşerek Şeker Fabrikasını satın alması için Kocatepe Gazetesi kamuoyu oluşturdu. Sonuç alınamadı, keşke alınabilseydi. Ama şimdi diyor ki herb.kolog beyim, “Şeker fabrikası satılırken neredeydiniz?”
Ben sana bu işi kamuoyuna Kocatepe’nin duyurduğunu, Afyonluların bu işi birlikte başarması için Kocatepe’nin yaptığı yayınları ispatlarım. Sonrasında düzenlenen toplantıları, yapılan girişimleri tek tek ortaya koyarım. Sen bana tek cümleni ispatlayabilir misin o zaman bu konuya dair tepki gösterdiğinle ilgili?..
Yok… Ama klavye başına geçince dersin ki: O zaman neden yazmadınız!?”
***
Hele kimileri var ki, bugüne kadar bastığı tuş kadar, bizim gazete sayfası yayınlamışlığımız var iken… 3 koyunu gütmekten aciz ama oturmuş ağaç gölgesinden önce memlekete, sonra bize yön tayin etmeye çalışıyor!…
Hani sidik birikintisindeki çöpün üstüne konan sinek kendini Kaptan-ı Derya zannedermiş ya… O hesap... (sen bunu da anlamamışsındır ama, bilenlere sor artık)
Ortaya belgesi ile fotoğrafı ile koyduğumuz konularda bile karşılık olarak ancak iftira ve hakaret var. Koy kardeşim karşısına kendi belgeni, delilini, ispatını, fotoğrafını…
“Eyvallah” diyelim.
Ama yok ki. Ancak hakaret, fanatiklik, holiganlık…
Lafın yeri gelmişken belirtelim.
Bizim yazdıklarımız, eleştirdiklerimiz hususunda eğer bir kuruşluk menfaat temin ettiğimize yönelik iddian varsa… İspatlayamayan ŞEREFSİZ OĞLU ŞEREFSİZDİR. Daha ne diyelim?..
Bu iş böyle, dağda gezen kurdu görür. Biz alışığız, şerbetliyiz. Biz doğruyu söyleyeceğiz, dokunduklarımız ve çevresi bize saldıracak. Bu geçmişte hep böyle oldu. Bugün de böyle. Sıkıntı yok o nedenle...
Hatta bugün sizin savunmaya çalıştıklarınız kişilerin eleştirel görüşlerini bile o dönemde gündeme taşıyabilen tek Kocatepe vardı. Yine söylüyorum; ispatlarız. Peki, siz de ispat var mı? Yok…
***
Eskiden Gırgır Dergisi’nde yayınlanan bir karakter vardı: “En kahraman Rıdvan” diye… Kendini süper kahraman zanneden ama yaptıkları ile hep komik duruma düşen bir karakterdi “En kahraman Rıdvan”…
Bugün kendini en üstad, en duayen, en ünlü gazeteci/yazar-program yapımcısı zannedenler de var. Onlar da “En kahraman Rıdvan” gibiler. Tek farkları utanmıyorlar!…
Biz ise gülüp, geçiyoruz yaptıklarına…
***
Bir ressamla bir çizme ustasının sohbeti vardır, bilir misin?
Hani bir resim sergisinde çizmeci ustası ressamın çizdiği eserin karşısına geçmiş konuşurmuş; “Üstad bu çizmeler olmamış” dermiş.
Ressam sormuş, “Neyi eksik gördünüz?”
“Çizmenin körükleri olmamış, topuğu da böyle olmamalıydı” demiş usta.
“Sizin mesleğiniz nedir?” diye sormuş ressam. Usta “Çizme ustasıyım” demiş.
“Bir sonraki çalışmamda çizme konusunda gereken özeni göstereceğimden emin olabilirsiniz ustam” demiş ressam.
Usta, ressamın mütevaziliğinden aldığı cesaret ile “Bu persfektif de olmamış. Renkleri yanlış kullanmışsınız” falan diye söze devam edecek olmuş.
Ressam devreye girmiş, “Hoop usta, lütfen çizmeyi aşmayalım. Sen bildiğin işi konuş, ben bildiğim işi yapayım” demiş.
Dedik ya, her birini takip etmemiz mümkün değil, görebildiklerimiz için bu sözlerimiz. Saygımızı muhafaza etmeye çalışıyoruz. Bize yönelik eleştirilere bile müdahale etmiyoruz, hakaret, kasıt, bariz düşmanlık olmadıktan sonra “bırakın kalsın” diyoruz.
Üzüntümüz, internet aleminin böyle 3-5 kifayetsiz muhteris yüzünden her geçen gün seviye kaybediyor olmasındandır.
Yazık oluyor kardeş senin yüzünden… Önce sen kendine bir yön ver, sonra aleme nizamat verirsin!…
***
Ey trol kardeşim!
Yarın devran dönecek sen belki bugünkü trollüklerinin karşılığını almış olarak, belki de aldatılmış olarak yaşamına devam ediyor olacaksın.
Belki de gündemden uzaklaşmış olacaksın.
Kocatepe ise yine görevini sürdürecek. Belki senin sıkıntını, senin taraftarlarının dertlerini dile getirmek için yine tek mecra olacak Kocatepe Gazetesi...
Bugün yazdıkların, söylediklerin ise havada asılı kalacak. Ruz-i mahşer var. Havada asılı duran o sözler, o iftiralar tek tek dalından koparılıp önüne konulacak.
Onun için, Etme…
Fikirlere saygımız var.
Görüş ayrılıklarını hoşgörü ile karşılarız…
Gelgelelim çizmeyi aşmamak gerekiyor.