Din, iman, ordu, adalet, devlet, hukuk, ne kadar kutsal bildiğimiz, üzerine titrediğimiz değer varsa istismar ederek 15 Temmuz gecesinde bu Millet’e en büyük zulümlerden birisini uygulamaya cüret gösteren terör örgütünün paramparça edilişini izliyoruz. Devlet içerisinde hemen hemen her birimde yuvalanan örgütün temizliği devam ederken, Devlet ve Millet olağanüstü günler yaşarken bir çok tartışma da beraberinde geliyor haliyle. Askeri yapıdaki düzenlemeler, yargıdaki değişiklikler, kanun hükmündeki kararnameler, ilçe olan iller, ile dönüşen ilçeler… Hepsi ardı ardına… Biriyle ilgili fikir beyan edilmeden, diğerine geçilmek zorunda kalınıyor.
Adı üstünde; “Olağanüstü Hal”… Cumhurbaşkanı’nın deyişiyle, “40 yıllık hain plan 20 saatte yerle yeksan” edildi.
Şimdi, hainlerin Ağustos ayında yeniden harekete geçecekleri, terör örgütünün Türkiye’den sürülen/kaçan mensuplarının yurt dışında yuvalanmaya çalıştıkları, oralardan Devlet/Millet düşmanlığına devam edecekleri konuşuluyor. İçerden kapıyı açıp düşmana teslim edemedikleri memleketi, dışarıdan etkilemenin peşindeler. Elbette ki, hayal görüyorlar.
***
Her şerde bir hayır, her hayırda da şer olduğu inancımız bir kez daha pekişti milletçe. Hainlerin kanlı planları devleti, milleti hasretle beklenen bir şekilde yeniden bir araya getirdi.
Siyasiler barıştı, kutuplaşmalar unutuldu. Meydanlarda sallanan binlerce al bayrak düşmana ders verirken, Millet’e güven veriyor. Bu Millet ölmediğini, öz varlıklarını, kendi değerlerini unutmadığını cümle aleme haykırıyor. Ne mutlu bizlere…
Bu arada Devlet aygıtının hemen hemen her noktasına dokunuluyor. Ülke yönetimi neredeyse baştan aşağı yenileniyor.
Umuyoruz ki, bu değişimin olumlu yansımalarını göreceğiz milletçe. Aksaklıklar giderilecek, yenilikler yenilikleri kovalayacaktır. Böylelikle 15 Temmuz gecesi varlığına kastedilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kendini koruyup, kollama, Millet’in de gelişme, güçlenme süreci hız kazanacaktır. Eğer ki bu süreçte yanlışlıklar yapılırsa –ki olabilir- kısa sürede bu yanlışlıklardan da dönülecektir.
İş ki, adalet anlayışını zedelenmesin, yakın geçmişte yaşananlar gibi hatalara düşülmesin. Sonradan suçsuzları aklarken, suçlular da aklanmak zorunda kalınmasın. Adil davranmak devlet olmanın olmazsa olmaz özelliğidir çünkü.
***
Siyaset cephesinde yıllardır tartışılan yeni anayasa, bugünlerin ardından ittifakla, birlik ve beraberlik içerisinde ele alınabilecektir belkide.
Devletin ve Milletin bu kenetlenmesi devam ettikçe olumlu sonuçların ortaya çıkacağı aşikar. Hele ki olabilecek hatalar görülsün, hatadan dönmekte ısrar edilmesin…
Ülkenin ortak tehditler karşısında bulunduğunu herkes görürken, kavgaya, ayrıştırıcılığa zemin hazırlamak, hain emellere hizmet etmeye benzer. Ülkedeki iç barışın, huzurun, birlikteliğin korunması için yönetimdekiler de, yönetilenler de hassas davranmak mecburiyetinde.
Ümitvar olmalıyız. Dışarıdan gelen her sese şüpheyle, içeriden gelen her sese, ümitle bakmalıyız.
Binlerce yıllık geleneği, 37 ayrı ülkede 70’e yakın şehitliği bulunan bu milletin küçümsenemeyeceği 15 Temmuz’da bir kez daha görülmedi mi?