Sık kullanılan bir sözdür; “Afyonkarahisar’a tayini çıkan memurlar gelirken üzülerek gelirler, ama giderken bu şehirden ayrılmak istemezler” denilir.
Bu sözün gerçekliğini Afyonkarahisar Garnizon Komutanı Tuğgeneral Veli Yıldırım’ın tayini ile bir kez daha yaşadık.
Tuğgeneral Veli Yıldırım Paşa, 2 yıl önce Afyonkarahisar Garnizon Komutanlığı görevini, Tuğgeneral Asım Bülent Aker’den bir törenle devralmıştı. Garnizon Komutanlığı’ndaki devir teslim törenine rahmetli amcam İbrahim Küçükkurt ve Gazetemizin değerli mensubu Burcu Aydın ile iştirak etmiştik. Törende herkese dağıtılan Veli Paşa’nın özgeçmişini okuyan Amcam, “Paşa’nın yaşı pek genç, ama önemli görevlerde bulunmuş maşallah” yorumunu yapmıştı.
Veli Paşa’yı böyle tanımıştık. Aradan geçen zaman sonrasında bize iade-i ziyarette bulunan Veli Paşa ile İbrahim Amcam arasındaki geçen diyalog dikkate şayandır. O ana kadar “merhaba”dan öte temasları olmayan iki kişi arasında şöyle bir muhabbet geçmişti:
“Paşam Islahiyeli olduğunuzu öğrendik. Islahiye’de benim bir askerim olacak. İstanbul İstihkam Okulu’nda ben yedek subayken, Mehmet isimli bir erimiz vardı. Allah selamet versin dört dörtlük bir insandı. Kendisiyle ağabey-kardeş gibiydik. Yıllar geçti birbirimizin izini kaybettik. Hatta askerken bir kızı dünyaya gelmişti. Mehmet izin almakta zorlanınca benim de katkımla Islahiye’ye yollamıştık. Kendisine yeniden ulaşmak isterim, belki tanırsız” dedi Amcam.
Veli Paşa’nın şaşkınlığı yüzüne yansımıştı. “İbrahim Bey, bahsettiğiniz olay 1967-68’de mi yaşanmıştı?”
-“Evet paşam”
-“İstanbul İstihkam Okulu’nda mı askerlik yapmıştınız?”
-“Evet paşam”
-“Bu Mehmet Bey’in soy ismi de Karasu olmasın sakın”
“Evet paşam, tanıyor musunuz yoksa?” cevabı üzerine Veli Paşa, “İbrahim Bey, Mehmet Bey benim kayınpederim olur. Sizin o zaman izin vererek gönderdiğinizde dünyaya gelen kızı da eşim efendim” dedi.
Hepimiz şaşkına dönmüştük. Kısa süren şaşkınlığı karşılıklı kahkahalar izledi.
Bu samimi sohbetin ardından Veli Paşa’nın insani yönlerini, mütevaziliğini bir çok fırsatta görme, yaşama imkanımız oldu. Kendisinin sivil olarak halkın arasına karıştığını, ev ve işyeri ziyaretlerinde bulunduğunu bilmemize rağmen, haberleştirilmesine pek sıcak bakmadılar.
Ordu mensubu olarak halkın içinde olmanın, halka güven ve ümit vermenin görevleri olduğuna inandıklarını her fırsatta dile getirmeye çalışan Veli Yıldırım Paşa, işin gösteriş kısmından ise hep uzak kalmıştı. Bir Türk Silahlı Kuvvetleri mensubuna ve Türk Milleti’nin seçkin bir evladına tam manasıyla yakışan tutumları kendisine olan hislerimizi daha da etkiledi.
Eşleri Birnur Hanım’ın “hanımefendiliği” de pek çok ortamda, hanımlar tarafından tabir-i caizse “test edilip, onaylanmıştı”
Elbette mahkeme kadıya mülk değil. Memuriyette, hele ki askerlikte tayin vazgeçilmez bir mesleki ögedir. Yüksek Askeri Şura kararları ile Veli Yıldırım Paşa’nın tayini, aynı Asım Bülent Aker Paşa da olduğu gibi Ankara Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na, Denetim ve Değişim Başkan Yardımcılığı görevine çıktı. Yıldırım ailesi bir süre sonra Afyonkarahisar’dan ayrılacak. Ama biliyoruz ki Afyonkarahisar’la bağları kesilmeyecek.
Veli-Birnur Yıldırım çiftinin oğulları Yunus Emre Yıldırım önümüzdeki günlerde AKÜ’de öğrenimini sürdürecek.
Vali İrfan Balkanlıoğlu’nun onuruna düzenlediği yemekte Veli Paşa “Buranın kıymetini anlaşınca geç gidelim diye sadece kendim değil, hanımı da Kale’ye çıkarttım ama, 16. tayin yerimize gidiyoruz. Şunu samimiyetimle söylüyorum ki, buradaki ahengi, huzuru başka yerlerde göremedim. Ben kendimi fahri Afyonlu hissediyorum. Biz nereden gelip, nereye gideceğimizi biliyoruz” demiş. Bu sözlerini bir fıkra ile tamamlamış:
“Bir albayın cenaze töreni sırasında hoca “Er kişi niyetine” deyip tekbir alacağı sırada, merhum albayın eşi atılmış, “Benim eşim er değil, albaydı” diye.
Bu fıkra bile çok şey anlatıyor aslında arif olana…
Bu vesile ile Tuğgeneral Veli Yıldırım ve ailesine geride bıraktıkları hoş sada nedeniyle teşekkür ediyor, hayırlı, huzurlu ve mutlu bir ömür diliyoruz.