Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, Afyonkarahisarlılar için “kahraman” olan merhum Ali Çetinkaya’ya bir kez daha yüklendi. Dersim katliamında devletin rolüyle ilgili açıklamalarda bulunan Başbakan Erdoğan, “Tabi alttaki imzalarda bir isim benim çok dikkatimi çekti. Bayındırlık Bakanı kim bili-yor musunuz? Ali Çetinkaya. Bu kel Aliço’dur. Yani İskilipli Atıf Hoca’yı düzmece bir mahkemeyle, şahitlerin sonra dinlenmesine diye karar veren hakim bu işte. 3 Mayıs’ta ne oldu? Ankara Yenimahalle’de bir parka verdi. Biz bunu hatırlattığımız zaman da Kılıçdaroğlu, Afyonkarahisar’da onu kahraman ilan etti. Sizin kahramanlarınız buysa bu ülke biter be. Bizim kahramanlarımız arasında böyle yüzü kapkara olanlar yok. Apaydınlık olanlar var” dedi.
Derdimiz ne Erdoğan, ne de Kılıçdaroğlu. Biz Ali Çetinkaya’nın yüzünün kapkara olduğuna inanmayanlardanız. Merhum Ali Çetinkaya günahsızdır, hatasızdır, eleştirilemez demek gibi bir niyetimiz yok. Ama yaptığı büyük işlerin, hizmetlerin unutulmasına da gönlümüz razı değil.
Ali Çetinkaya’nın askeri serüveni Makedonya’da Osmanlı’yı bitirmek isteyen çetelere karşı savaşlara başlıyor, bugün NATO birliklerine emanet edilen Libya’da Atatürk’le tanışmasıyla sürüyor. Osmanlı toprağını savunmak için Trablusgarp’a yani Libya’ya gönüllü giden Osmanlı subaylarından birisi Ali Çetinkaya.
Tekrar edelim, hiç bir hatası yoktur demiyo-ruz, eleştirilemez olduğunu iddia etmiyoruz. Ali Çetinkaya meslek hayatına atıldığı dönemden vefatını kadar, son yüzyılımızı etkileyen ve ona yön veren bütün olayların içinde bulunmuş, bu olaylarda adeta Afyonkarahisar’ı temsil etmiş önemli bir kişiliktir.
Önce Balkanlar’da, sonra Makedonya’da, 31 Mart ayaklanmasının bastırılmasında, Trablusgarp’ta Malta sürgününde, İngilizlerce dağıtılan son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda, Ayvalık’ta milli mücadelenin ilk kurşununda Ali Çetinkaya vardır.
Ayrıca Meclis’te Ardahan Mebusu Halit Paşa’nın vurulmasında, İstiklal Mahkemelerinin haklı ve haksız kararlarında, savaştan çıkmış memleketin imarında, bugünkü başta demiryolu olmak üzere deniz ve kara yolu ulaşımının temellerinde Ali Çetinkaya vardır. Bu topraklar üzerinde faaliyet gösteren ve tamamen yabancı şirketlere ait olan bakır madeni işletmesi, telefon, elektrik demiryolu liman hizmetlerinin millileşti-rilmesinde, yabancı şirketlerin ülkeyi sömürü düzenine son verilmesinde Ali Çetinkaya vardır.
1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne kazandırdığı demiryolu ağı 1934’de 2012 km, 1935’de 2399 km, 1936’da 2705 km, 1937’de 2849 km, 1938’de 2975 km ve 1939’da 3188 km’dir.
Afyonkarahisarlılar’ın gönlünde dün de bugün de “Vezir Ali”dir Ali Çetinkaya.
Çetinkaya başarıları, kahramanlıkları, hataları, günahları ile birlikte kendisinden sonraya en büyük miras olarak dürüstlüğünü bırakmıştır.
Öyle ki; 1931 yılında yaptığı hizmetler nedeniyle Afyon’da dönemin Belediye Başkanı ile önde gelenleri kendisine bir ev hediye etmek isterler. Gözyaşları ile “Memleketimin sevgisi bana kafidir. Mana olarak kabul ediyorum, sevinç gözyaşları döküyorum. Ama madde olarak kabul edemem. Benim bütün kuvvetim alnımın açıklığıdır. Bu hediye buna leke sürer” demiştir.
Sonuç itibariyle kanunla kurulan ve kuruluşunda “Rehberi vicdan sesi, hedefi selameti vatandır” cümlesini parola edinen İstiklal Mahkemeleri’nde kimse görev almazken, sorumluluktan çekinirken, görev almıştır. Tekraren söylemek gerekir. Hataları, zaafları belki vardır. Bunlar eleştirilebilir, söylenebilir. Ama hainlik, yüzü karalık sıfatlarının en son yakışacağı isimlerden birisi Ali Çetinkaya’dır.
Yaşadıkları dönem olağanüstü bir dönemdir. Binlerce şehidimizin hesabını soramadığımız gavurla bile kolkola gezdiğimiz bu günlerde, onca hizmetine rağmen bu vatanın evladı olan bir kimseyi hain ilan etmek ne kadar doğru olabilir ki?
Ali Çetinkaya Yarbayken Ayvalık’ta kendine verilen “teslim ol, Yunan’a karşı durma” emirleri-ne rağmen boynuna idam fermanını asarak düşmanla mücadele eden bir komutandır.
Hitler Almanyası’nı Türkiye Cumhuriyeti adına ziyaret eden Nafia Bakanı Ali Çetinkaya’nın Hitler ve adamlarıyla olan bir hatırası ile noktalayalım yazımızı:
Almanlarla Türk heyeti arasındaki görüşmeler-de Alman vapurlarının Türkiye’de çok bekletildiğinden dert yanılır. Ali Çetinkaya Almanya’nın Türkiye’ye borcu olan 85 milyon doların karşılığı olarak sipariş edilen lokomotif, uzun menzilli top ve uçakların zamanında teslim edilmediğini sert bir dille gündeme getirir ve “Bizden kolaylık isteyeceğinize, bizim bu istekleri-mizi hükümetinize bildirerek ondan kolaylık isteyiniz. Bu paralar Türk köylüsünün para-larıdır. Siz zannediyor musunuz ki bunları size bırakacağız? Bunları sizden her çareye başvururak alacağız…”