Sezer Küçükkurt

Yadırgadık – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt

12 Ekim 2011 Çarşamba 03:00:00
  İster yüz yıl, ister yüz elli yıl yaşayalım, öleceğiz. Hatta bir milyar yıl yaşasak, yine öleceğiz. Dünyanın yaşı dört buçuk milyar yılın biraz üzerindeymiş. Diyelim ki dünya bir milyar yaşında iken doğmuş olsaydık ve bir milyar yıl büyük bir servet içerisinde mutlu bir ömür sürseydik bugün ölümümüzün üzerinden üç buçuk milyar yıl geçmiş olacaktı ve kemiklerimizi, han ve hamamlarımızı arkeologlar fırçalarla temizleyip yaşımızı tespite çalışıyor olacaklardı. Bırakın içindekiler olarak bizleri, bizzat dünyanın sonunun geleceğini bilim adamları söylüyor. Yani dünya insan olsa, o da son bulacak.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın annesi Tenzile Hanım’ın vefatı, Başbakan’ın anne acısı tüm Türkiye’yi üzdü. Başbakan Erdoğan’ın samimi görüntüleri herkesi etkiledi. Sonrasında yaşananlar hala gündemdeki yerini koruyor.
Biz de Erdoğan ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Bu konuda bizim aklımıza takılan bir başka nokta var. Cenaze nedeniyle dünyanın dört bir yanından Başbakan Erdoğan’a taziye dilekleri iletildi, cenaze töreninde her kesimden katılımcılar vardı. Eski Cumhurbaşkanı hemşehrimiz Ahmet Necdet Sezer’in, acı gününde Erdoğan’ın yanında olmayışı, acısını paylaşmayışı bizim ve çevremizdeki çok kişinin dikkatini çekti.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Türkiye Cumhuriyeti’nin zirvesindeki görev süresi boyunca merhum annesi Hatice Sezer hanımefendinin hastalığıyla üzüntüler yaşamış, son olarak 28 Ağustos 2004 tarihinde annesinin vefatı ile derin üzüntüye boğulmuştu. Hatice Hanım’ın vefatı Afyonkarahisar’da da büyük üzüntü yaratmıştı.
İmaret Camii’nde Hatice Sezer Hanımefendi için düzenlenen cenaze törenine Başbakan Erdoğan da tüm programlarını iptal ederek katılmış, Cumhurbaşkanı Sezer ile birlikte tabuta omuz vermiş, o günlerde siyaseten gerginlikler yaşadıkları Sezer’in acısını paylaşmaya çalışmıştı. Cenaze töreni boyunca görevini yerine getirmeye çalışan Başbakan Erdoğan kabristana kadar giderek merhum hanımefendinin kabrine toprak attıktan sonra ilimizden ayrılmıştı.
Aynı Başbakan’ın annesinin cenazesinde olduğu gibi, Cumhurbaşkanı Sezer de cenazede, kabristanda gözyaşlarına hakim olamamıştı.
Bu manzara gergin günler geçiren Türk siyaseti için bir bahar havası estirmiş, insani değerler bir kez daha gündemde öne çıkmıştı.
2004’deki cenaze ile 2011’deki cenaze arasındaki fark ise eski Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in Başbakan Erdoğan’ın acı gününde yanında olmayışı idi.
Biz ve bizim gibi düşünenlere göre cenazeler, acı günler, millet olarak birlikteliğin, acıyı paylaşmanın, omuz omuza vermenin, insani değerlerin öne çıktığı günler olmalıydı. Hem nezaket gereği, hem insanlık gereği, hem de vefa duygusu gereği Sezer de Başbakan’ın acı gününde Fatih Camii’nde olmalıydı. Hiç olmazsa ertesi gün ya da bir sonraki gün. Maalesef olmadı. Siyasi tabloya, gergin günlere verilecek böylesine önemli bir mola ne yazık ki yaşanamadı. Keşke yaşansaydı. Yadırgadık doğrusu…

Yazarın Diğer Yazıları