Sezer Küçükkurt

Yerli ekonomi – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt

16 Ağustos 2011 Salı 03:00:00
  Son günlerin sıcak konusu yine ekonomi. İyiye mi gidiyoruz, kötüye mi tartışmalar sürüyor.
Ekonomi tartışmalarına baktıkça hep iki konu göze çarpıyor: “Yabancı sermaye ve Cari açık”
“Bu kadar yabancıya bağımlılık iyi değil” diyenlere karşılık “Sermayenin dini imanı olur mu?” diye köpürenler var.
Yabancıların aldıkları toprak ve şirketleri memleketlerine götürmediklerini, oralarda yine Türk insanının çalıştığını söyleyip bu ciddi meseleyi mugalâta ile örtme yolu tercih ediliyor genellikle.Neredeyse bir küçük ülke büyüklüğündeki Türkiye-Suriye sınırını mayınların temizlemesi karşılığında İsrail’e devretme planları hafızalarda canlılığını koruyor.
Bugün Suriye ile ilişkilerin, Ortadoğu’daki planların geldiği noktaya bakıldığında eğer o zamanlar bu sınır İsrail’e verilmiş olsaydı halimiz nice olurdu ki?
O zaman bu durumun savunucusu olanlar “sınır bizim, toprak bizim” diyorlardı. Tıpkı yabancılara devrettiğimiz her şey için “Bizim” dediğimiz gibi.
İnsan şaşırıyor doğrusu, nasıl olur da artık senin olmayan bir şey senin olabilir?Bu, evindeki buzdolabını satan birinin, ‘Olsun dolap hâlâ mutfakta, benim suyumu soğutuyor’ demesi kadar saçma değil mi?. Evet, o senin suyunu soğutuyor amma artık sen, dün kendinin olan o dolabın sahibine içtiğin suyu soğuttuğu için ücret ödüyorsun. O da senden aldığı soğutma ücretini kendi ülkesine transfer ediyor. Böylece yalnızca buzdolabı yabancının olmakla kalmıyor, memursan devletinden aldığın maaşın, tüccar isen evine rızk diye getirdiğin kârının bir kısmı buzdolabını satın almış olan yabancının ülkesine doğru yola çıkıyor.Bir “Yabancı şirketin” ne anlama geldiğini net bir şekilde anlatabilmek için Yunanlılar tarafından işgal edildiği günlerde İzmir’deki Amerikan Konsolosu George Horton’un 19 Temmuz 1919 günü ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği o gün için ‘gizli’ bugün için artık bilinen ‘rapordan’ bir bölümü hatırlamakta fayda var:
“Kısa süre önce buradaki iş çevrelerinin en aklı başında ve önde gelen kişilerinden Mac Anderus and Forbes firmasından Mr. Forbes ile Whittal firmasından Mr. Herbert Whittal ile görüştüm. Her ikisi de Yunan yanlısı olmadıkları halde, Yunanlıların İzmir’den çıkarılmasının bir felâket olacağını, Türklerin bir daha yeniden efendi durumuna geçmesine ya da başarı kazanmasına karşı olduklarını belirttiler. Mr.Forbes kısa bir süre sonra Paris’e uğrayacak. Ona Paris’teki Amerikan elçiliğine yazılmış bir mektup vereceğim, umarım görüşlerini anlatmak olanağını bulur.” Özelleştirme olmaz mı, elbette olur. Ama Fransa nasıl yapıyorsa, İsrail nasıl yapıyorsa, İngiliz nasıl yapıyorsa işte öyle olur. Bugün Türk şirketlerini satın alan Yunanlılar, İngilizler, İtalyanlar, İsrailli-ler Türkiye 1919’dakine benzer bir durumla karılaştığında farklı mı davranacaklardır? Elbette hayır. Yabancılar satın aldıkları Türk müesseselerinde Türk’e ait olan her şeyi dışlamaya şimdiden başlamıştır. Türkiye’nin önemli hazır giyim firmalarından Sabri Özel Mağazaları Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Özel üç yıl önce bakınız nasıl feryat etmişti:“Mağazalaşma sürecinde çok önemli bir engelle karşılaşıyoruz. Türkiye’de yeni açılan alışveriş mağazaları yerli markalar ye-rine yabancı markaları tercih ediyorlar. Bizim başvurularımızı aylarca bekletiyorlar. Ardından bakıyoruz bizden çok sonra başvuru yapmış olan bir yabancı firmaya bizim gibi yerli firmaların talip olduğu yerler veriliyor. Üstelik bize verdikleri fiyatlardan daha aşağıdaki rakamlara yabancılara verildiğini sonradan öğreniyoruz.” Bakın dünkü Zaman Gazetesi’nin Ekonomi sayfasında M.P. ve Arow gibi markaların sahibi Türk ayakkabı firmasının temsilcisi Mesut Sağın, “Bilhassa İstanbul’daki AVM’ler bizi almıyor. Yabancılara 45 euro olan metrekare fiyatı bize gelince 75 euro oluyor. AVM’lerde ithalatçı yerine yerel markalar yer alırsa cari açık azalır. Türkiye kazanır” feryadı vardı manşette. İşadamı bu konuyu Başbakan Erdoğan’a taşıyacağını anlatıyordu haber metninde.
Cari açık ekonomimizin en büyük baş belası değil mi? Öyleyse çare yerli üretim ve yerli tüketim de değil mi?
İşte mesele budur. İşgal günlerinde İzmir’deki Mac Anderus and Forbes firması sahibi Mr. Forbes ile Whittal firmasından Mr. Herbert Whittal, Amerikan Konsolosu George Horton’a koşup, ne istiyorlardı: “Avrupalılara ve Amerikalılara iletiniz. Yunanlılar İzmir’den çıkmasın. Türkler tekrar efendi olmasın!”

Yazarın Diğer Yazıları