Türk sanayicileri, üreticileri son yıllarda destan yazsalar da, ekonomik veriler Türk ekonomisinin giderek büyüdüğünü gösterse de yerli üretim konusunda eksiklerimiz olduğu aşikar.
Sanayi üretimi bakımından yıllardır yaşanan ihmalin açtığı yaralar yeni yeni giderilmeye çalışılıyor. Bu kapsamda Başbakan Erdoğan’ın “yerli oto” çağrısı kamuoyunda geniş yankı buldu. Vatandaşda umut doğurdu. Tamamen yerli üretime da-yalı sanayi ürünlerini kullanmak hepimizin ortak dileğidir diye düşünüyoruz.
Yerli üretimin önemini anlamak için gazetelerin ekonomi sayfalarına kısaca göz gezdirmek yeterli olacaktır. İşte bir kaç gün önce gazetelerde yer alan bir haber: Deniliyor ki, ABD Başkanı Obama’nın yeni seçim kampanyasının en önemli bileşeni ‘Made in USA’, yani ‘Amerikan malı’ vurgusu. Türkiye’de yerli oto tartışılırken Obama, yerli üretime verdiği önemi göstermek için özellikle otomotiv devi GM ve Chrysler’ı krizden kurtardığını hatırlatıyor”
Dünyanın ekonomi devi ABD tüm gelişim stratejisini yerli üretim üzerine kuruyor. Obama, yeni seçim kampanyasında ABD dışında üretim yapan şirketlere yönelik vergileri artıracağını, ABD topraklarında yapılan üretime ise vergi kolaylığı getireceğini açıklıyor. Seçim kampanyası için gittiği şehirlerde ABD’de istihdam sağlayan fabrikaları ziyaret eden Obama en net mesajını, geçen hafta Milwaukee kentinde vererek, “Ürünlerimizin üzerinde 3 gurur verici kelime olacak: Made in America (Amerika’da yapılmıştır). Bizim amacımız bu” dedi. Bunu vurgulamak için de işgücünü Çin’e kaptirmayan kilit fabrikası Master Lock’ı ziyaret etti. Geçen haftaki seçim turunda Obama’nın bir diğer vurgusu da General Motors (GM) ve Chrysler’ın ABD hükümeti tarafından kurtarılması oldu. Bunu yerli üretim konusundaki duyarlılığına örnek olarak gösteren Obama, Birleşik Otomotiv İşçileri sendikası yet-kililerine önünde bir çok engel olmasına rağmen iki otomotiv devini krizden çıkardığını söyledi.
Bizim yerel yöneticilerimiz de yerli üretimi teşvik amacıyla ilimizdeki sanayi kuruluşlarını ziyaret ediyorlar, onları hem motive hem onore ediyorlar. Bu çabalar toplumdan da destek görüyor. Hatta öyle ki, “Sadece büyükler değil, küçük üreticiler de, fabrika konumunda değil, ama atölye konumunda olanlar da onore edilse ne güzel olur” deniliyor.
Zamanı gelince o da olacaktır diye düşünüyoruz.
Ekonomi haberleri içerisinde yine yerli üretimin önemine işaret eden bir kaşka konu Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın “ithal cep telefonu” isyanı. Türkiye’ye 2011’de 14.3 milyon adet cep telefonu geldiğini belirten Ekonomi Bakanı Çağlayan, “1.7 milyar dolarlık bedel ödedik. Biz 11 ayda cep telefonu değiştirecek kadar zengin bir ülke miyiz?” diye soruyor. Çağlayan, “Ben vatandaşlara gidip cep telefonu almayın demiyorum. Biz 11 ayda cep telefonu değiştirecek kadar zengin bir ülke miyiz? 465 milyon dolarlık buzdolabı ve soğutucu ithal ettik. Bizim ürünlerimiz kapış kapış giderken, biz gidip onların ürünlerini alıyoruz. 2011’de 194 milyon dolarlık halı, 43 milyon dolarlık şemsiye, 578 milyon dolarlık mobilya, 461 milyon dolarlık giyim eşyası ürünü ithal ettik. Bu rakamları alt alta koyunca milyar dolarlar ifade ediyor. Bunlar bizde yok mu, alası var. Para kimin parası, vatandaşların parası. Vatandaşlarımızın ne ithal edeceğine karışamayız ama biz 75 milyonluk aileyiz. 2011’te ithalat yüzde 29.8 yükseldi. Bu artış hızı ihracattan yüksek olduğu için kimseyi memnun edemiyoruz. Çok sayıda ülkenin ithalatı ihracatından fazla artıyor.” diye devam ediyor.
Çağlayan, 2011 yılında Türkiye’de yapılan 100 dolarlık üretim için 43 dolarlık ara ve yatırım malı ithal edildiğini belirterek, ”2011 yılı sonu itibariyle Türk sanayinin imalatının ithalata bağımlılık oranı yüzde 43’dür” diyor.
Tamamen Türk yapımı cep telefonlarını, otomobilleri kullandığımız, ordumuzun teçhizatının büyük bir bölümünün yerli imalat olduğu, küçüğünden büyüğüne yerli üreticinin tamamının desteklendiği günleri özlüyoruz. İnşallah o günlere kavuşmamız uzun sürmez.
O günler geldiğinde, ithal mallara isyan eden Bakan’a, “İhtiyacımız olduğu için alıyoruz, kullanıyoruz. Siz Türkiye’de ürettiniz de biz almadık mı sayın Bakan” diyen vatandaşa cevap vermek de daha kolay olacaktır inşallah…