Sezer Küçükkurt

YİĞİTBAŞI VE 'MASONLAR'

Sezer Küçükkurt

Demokrat Parti’nin Afyonkarahisar Milletvekili merhum Gazi Yiğitbaşı 1951 yılında Mason localarının kapatılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bir teklif verir.
Atatürk’ün 1935’te ‘kökü dışarda’ olduğu gerekçesiyle kapattığı mason derneklerinin tüm menkul ve gayrimenkullerini CHP’ye devrederek yapılanma yeraltına iner. Mason cemiyetleri adına Muhittin Osman tarafından 3 Kânunuevvel 1935’te İstanbul Valiliği’ne verilen beyanname ile faaliyetine son verildiği bildirilir. Yeraltına inen mason dernekleri, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü tarafından 1945’de yeniden açılır.
“Mason cemiyetinin ifşa edilen bazı sırlarına göre; Allah, din, mukaddesat tanımadığı gibi, millet içerisinde de çeşitli sınıf imtiyazları yarattığı anlaşılmaktadır” diyen Afyon Mebusu Gazi Yiğitbaşı sözlerini şöyle sürdürür: “Beynelmilelci, gizli, zararlı ve kökü dışarıda olduğundan dolayı evvelce Atatürk tarafından kapatılmış olan Masonluk cemiyetinin Halk Partisi Hükümetleri zamanında yeniden açılmasına izin edilmiştir.”
***
Merhum Gazi Yiğitbaşı’nın –(ki kendisi AKÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Şehabettin Yiğitbaşı’nın babası, Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı’nın eşinin dedesi olur)- Masonlarla ilgili TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmalarını 2022 yılında bu köşeden yayınlamıştık.
Sayın Vali Kübra Hanım’ın Afyonkarahisar’a tayin olmasının ardından Şehabettin Hocamız ile “tebrik” amaçlı gerçekleştirdiğimiz telefon konuşmamızda merhum Milletvekilimiz Gazi Yiğitbaşı’nın bu tarihi konuşmaları düştü yeniden hatırımıza.
Okuyan-okumayan, duyan-duymayan vardır diye; Afyonkarahisarlı merhum büyüğümüzün Meclis kürsüsünden dile getirdiği gerçekleri bir kez daha köşemize alalım istedik. Buyurun, hep birlikte okuyalım, Yiğitbaşı’nın Masonlarla ilgili söylediklerini:
DP Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı’nın TBMM’ye yaptığı yazılı müracaatı 13.2.1951’de kürsüden şu şekilde okunur:
“CHP’ye ait Ulus gazetesinin 26.1.1951 tarihli nüshasının 2’nci sayfa, 3’üncü sütununda birçok milletvekilinin Mason Cemiyetine kaydolmak için müracaat ettikleri hakkında bir haber neşredilmiştir. Bu haberde ‘Ticaret ve Ekonomi Bakanı Zühtü Velibeşe tarafından bu cemiyete girmeleri için milletvekillerine tavsiye edildiği, milletvekillerinden büyük bir kısmının cemiyete kabul edilmediği söylenmekte, Mason olması arzu edilenler daha ziyade ileride Bakan olması muhtemel bulunanlarla, büyük servet sahibi olanlardır’ denilmektedir. Bugüne kadar aradan 18 gün geçtiği halde gazetede adı geçen Ticaret ve Ekonomi Bakanı Zühtü Velibeşe’nin ise mezkûr haberi tekzip etmemiş olması da milletvekili arkadaşları, Türk Milleti nazarında hâlen Masonluk şaibesi altında bulundurmaktadır…”
Gazi Yiğitbaşı, İçişleri Bakanı Halil Özyörük’ün cevaplamasını istediği soru önergesine şu şekilde devam eder:
“…Bu cemiyetin ifşa edilen bazı esrarlarına göre Allah, din, mukaddesat tanımadığı gibi, millet içerisinde de çeşitli sınıf imtiyazları yarattığı anlaşılmaktadır. Beynelmilelci, gizli, zararlı ve kökü dışarıda olduğundan dolayı evvelce Atatürk tarafından kapatılmış olan Masonluk cemiyetinin Halk Partisi Hükümetleri zamanında yeniden açılmasına müsamaha edilmiştir.
Halk Partisinin lâiklik perdesi altında din yıkıcı, medeniyet ve garplılaşmak perdesi altında ise millî ahlâk ve ananatımızı yok edici istikamet takip edilmiş olması bulunduğuna göre, gizli ve zararlı tarikat mahiyetini taşıyan mason cemiyetine partimiz mensubu milletvekillerinin dâhil olmuş bulunduklarını göstermek, aynen Halk Partisinin olduğu gibi partimizin ve hükümetimizin de ileride Türk Milleti tarafından tasfiyeye tâbi tutulması için kötü maksat takip etmiş bulunduğu sarahatle anlaşılan neşriyat sahibi hakkında Hükümetimizce cezaî ne gibi bir muamele yapılmıştır?”
Masonların gerçek yüzünü ifşa için büyük mücadeleler veren Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, dönemin İçişleri Bakanı Halil Özyörük’ün verdiği izahat için “Bendenizi tatmin etmedi” diyordu. Konuşmalarında sürekli olarak mason kaynaklarını delil olarak sunan Yiğitbaşı, mason kongresinde masonların hedefinin “Allah’sız ve dinsiz bir hükümet vücuda getirmektir” olduğunun beyan edildiğini, TBMM kürsüsünden haykırmıştı.
Bakanın verdiği bilgilerden tatmin olmayan Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, masonların İslam düşmanı ve köklerinin dışarıda olduğunu şu cümlelerle dile getirir: “Bakanın verdiği izahatın bendenizi tatmin etmediğini arz ederim. Çünkü Mason Derneği’nin Cemiyetler Kanunu’na uygun olarak kurulmuş olduğunu, kapatılamayacağını, zararlı, gizli ve kökü dışarıda olduğunu bilmediğini, dinsizliği hakkında malûmatı bulunmadığını beyan buyurdular. Bendeniz bu beyanlarının mümkün olduğu kadar aksini ispata çalışacağım.”
Şöyle ki:
1) Cemiyetler Kanunu’nun 9’uncu maddesinin A fıkrası “Devletin siyasi ve millî birliğini bozma amacını güden derneklerin kurulması yasaktır” demektedir. Bu derneğin nizamnamesinde lise tahsilinden aşağı olanların kabul edilmediğine, gazetedeki ilâna göre de milletvekillerinden ileride bakan olması muhtemel olanlarla, servet sahiplerinin kabul edildiğine ve birçok milletvekilinin kabul edilmemiş olmalarının yazıldığına göre, memlekette münevver, gayri münevver, zengin, fakir diye vatandaşların sınıflara ayrılmasına meydan verildiği aşikârdır. Bu suretle millî ve siyasi birliği bozmaktadır. Şu halde aşağı tahsili olanlarla fakir olanlar, ileride bakan olmak istidadında olmayan milletvekili olan arkadaşlar bu dernek dışında bırakılıyor. Millet arasında sınıf imtiyazı yaratmakta olması bakımından Anayasa’nın 69’uncu maddesine göre de aykırıdır.
DÜNYA HAKİMİYETİ PEŞİNDELER
Aynı zamanda bu derneğin gayesinde dünyada mason hâkimiyeti kurmak ve mason kardeşliği tesis etmek olduğuna göre, milliyetçi ve halkçı olmadığından dolayı da mevcudiyeti kanunlarımıza aykırıdır. Paris’teki bir toplantıda üstadı âzam Louis Amiable 1889’da şöyle demiştir: ‘Masonluğun gayesi: Demokrat bir dünya cumhuriyeti tesisidir. Buna göre mason ittihadında kozmopolitlik esastır.’ Fransız muhteşem hatibi Franklin ise “Gün gelir milletler din ve saltanat bağlarını koparacaklardır. Bugün uzak değildir, o gün milletlere ve ülkelere mason kardeşliğini bağışlar, maksadımız: Umum dünya mason kardeşliği şafağını yaklaştırmaktır” diyor.
ÖNCE KAMUOYUNU HAZIRLIYORLAR
Yine Paris’te 1900 beynelmilel masonların toplantısında “Allah’sız ve dinsiz bir dünya cumhuriyeti kurmak” fikri kabul edilmiştir. Farmasonların demokrasi rejiminden faydalanarak halk efkârına nasıl nüfuz ettiklerini ve devlet idaresini ele geçirmek için neler yaptıklarını Fransız maşrıkı âzamı 1904 salnamesinin 432. sayfasında bakınız ne diyor: “Maşrıkı âzamın 104 locası Fransa’da yayılan nurun mabetleridir. Binlerce vatandaş localara gelip kendi hayatî meselelerini müzakere ederler ve orada hazırlanan fikirleri gazetelerde ve siyasi komitelerde müdafaa ederler. Böylece efkârı umumiye hazırlanır ve seçimlere tesir eder. Neticede Millet Meclisi bizim arzumuza tâbi kalır. Bu, Masonluğun tabyasıdır ve demokrat rejimlerde daima böyle olmalıdır.”
AMAÇ YAHUDİ BİRLİĞİ
Diğer bir Fransız masonu Adolf İsak, “Bizim yaratmak istediğimiz birlik, ne Fransa, ne İngiltere’dir, ancak İsrail ittihadıdır. Yahudi birliğidir, her fırsattan istifade edilmesi lâzımdır” diyor. Masonluğun aşağıda ispat edeceğim gibi beynelmilelci olduğuna göre, bu bakımlardan birliğimiz ve millî varlığımız için tehlikelidir. Derneğin kapanması lâzımdır.
MASONLUK DİNDİR; MERASİMLERİ AYİN
2) Cemiyetler Kanunu’nun 9’uncu maddesinin (B) fıkrası şöyledir: “Din, mezhep ve tarikat esaslarına dayanan derneklerin kurulması yasaktır.” Mason Derneği’nin kendi gizli kitaplarında ve toplantılarında aldıkları karar ve beyan ettikleri nutuklarına göre masonluk bir dindir ve bir tarikattır. Masonların mecmuası olan Akasya’nın 860’ıncı sayfasında “mason müsellesi dinin yerini, mason locaları mabetlerin yerini tutacaktır” yazılıdır.
33 dereceli Musevi Sehami kardeşin kardeşlerine yayınladığı üstat kitabının 15’inci sayfasında “Masonluk bir dindir, mahfillerinin adı mabettir, merasimlerinin adı âyindir” diyor. Türkiye maşrıkı âzami kavanini esasiye kitabının birinci babında dördüncü sayfasında tarikatın teşekkülünden, 7’nci sayfasında tarikatın cetvellerinden, 10’uncu maddesinde tarikatta vuku bulan taahhütlerden, 25’inci maddesinde tarikatın idaresinden, 34’ncü maddesinde tarikatın masraflarından bahseder ki; bu kelimelerle bu derneğin tarikat mahiyetini taşıdığı kendi kitaplariyle sabittir. Şüpheye de mahal bırakmamaktadır.
3) Cemiyetler Kanunu’nun 9’uncu maddesinin (D) fıkrası şöyle demektedir: “Gizli tutulan, gayesini saklayan dernekler kurulması yasaktır.” Bu dernek hükümete verdiği beyannamede esas gayesini saklamıştır. Dünyada hür mason imparatorluğunu kurmak, milliyeti ne olursa olsun mason kardeşliğini kabul ve taahhüt etmek, mason olmayanlara ‘haricî’ ismini vermek, onlara yardım etmemek, dinsiz bir dünya cumhuriyeti kurmak olduğuna göre, bu derneğin esas maksatları gizlenmiş sayılmaz mı?
KARANLIK İŞLER MERKEZİ
“Bu dernekte, mürit, çırak, müptedi, birader, üstadı muhterem, maşrıkı âzam gibi çeşitli rütbeler, 1’den 33’e kadar dereceler, karanlıkta gizli yeminler, teslise işaret olan hurufat arasındaki üç noktalar, şifreye benzeyen harfler, anlaşmak ve tanışmak için müsamaha sırasında baş parmakla diğerinin şahadet parmağı üzerine üç darbe vurarak tanışmayı temin etmek, nüfuzlu vekil ve bakanlar, mütefekkirler ve ilim adamları vasıtasıyla devlet idaresini ele geçirip hâkimiyeti masoniyeyi tesis etmek, gizli maksatlar taşımanın delilleri sayılmaz mı? Türk’ün kanunlarında yeminleri tâyin edilmiş olduğu halde Hazreti Süleyman’ın mabedini yapan Hıram ustanın duvarcı ustalığı âlet ve edevatı olan gönye, cetvel, şakul, kürek, balta gibi alât üzerine yemin etmek, gizlilik ve ayrılık mânasını taşımaz mı?
MASONLARIN KÖKÜ İSKOÇYA’DA
4) Cemiyetler Kanunu’nun 10’ncu maddesinde “merkezi yurtdışında olan bir cemiyetin Türkiye’de şubesi açılamaz ve arsıulusal maksatlarla cemiyet kurulamaz” diye yazılıdır. Bu mason derneğinin kökü taşrada ve İskoçya’dadır. Derneklerin kurulması, rütbe ve derecelerin tevcih ve tasdiki merkeze aittir. Oranın muvafakati olmadıkça dernek kurulmaz. Verilen rütbe ve dereceler muteber sayılmaz. İşte delili olan şahadetnameyi okuyorum:
İskoçya tarikatı kadime ve makbulesinin hâkim müfettişi âzamı umumiler, Türkiye ve tevabii şûrayi âlisi mıntaka-i burucun kubbe-i kevkebedarı altında 41 derece bir dakika ve 15 saniye arzı şimalinde vâki İstanbul vadisinde, İskoçya tarikatı kadime ve makbulesinin hâkim müfettişi âzamı umumiler, Türkiye ve tevabii şûrayı âlisi Iakonfort hâkim şapitirine de üstadı hafi derecesinde bulunan aziz biraderimiz Mustafa Saffet’in lakonkord şapitirjinde dokuzlar müntehibi dokuzuncu derecesine irtika ettiğini tasdik eder, yeryüzünde mevcut kadim ve cedit muhtelif derecelerdeki bilcümle hür ve muntazam masonların kendisini ol veçhile tanımalarını ve muavenet ve teshilâta mazhar kılmalarını tavsiye ve umumi masonluğa dâhil ve mer’i ve muteber olan herhangi tarika mensup masonlara mukabeleten muavenet ve teshilât göstermeyi vadeyler. İşbu şahadetname 6 Haziran 1340 tarihinde tarafımızdan ıstar ve imza ve tahtim kılınmıştır.
Bu kati vesikaya göre, mason derneği emir ve ilhamı, Türk milletinden değil, İskoçya’daki mason maşrık-ı azamından almaktadırlar. Bu derneğin vatan ve milliyetperverlikle alâkasının derecesini Yüksek Meclisinizin takdirine bırakıyorum.
Yok muhterem arkadaşlar; bunlardan başka bir de milletlerin dinleri ve akideleri üzerinde bu mason derneklerinin aldıkları kararları, verdikleri hitabeleri tetkik edelim. Bendeniz kanunlarımızın fertlere bahşettiği din ve vicdan hürriyetine karışacak değilim. Hükümetimiz laiktir. Parti programlarımızda din siyasete alet edilemez. Kanunların tanziminde din rol oynamaz. Burası hepimizce malûmdur. Fakat Türk milletinin, millet olarak % 95’inin İslâm dinine mensup olması, milletvekillerimizin de aynı nispette İslâm dinini taşıdıklarından Mason derneklerinin din ve mukaddesat aleyhtarlığı ve hattâ imhası hususundaki gizli beyanlarından ve kararlarından bir parça arz edeceğim.
Bu bakımdan bu derneğin memleketimize ne kadar zararlı olduğu kendiliğinden tezahür ve tahakkuk edecektir.
Onlar için tek yol imansızlık
Fransız hatibi Franklen bir mason ictimasında “Hedefimiz Allah’sız ve dinsiz bir hükümet kurmak, hakiki insanlığa giden tek yol dinsizlik ve imansızlıktır” diyor. Başka bir farmason, insanın Allah’a galebesi, Allah’a darb ve nefret, işte terakki bundadır. Anti Pezartin isminde diğer bir farmason keza bir toplantıda ve bir eserinde: “Allah’sızlık dünya kahramanlarının ve beşeriyetin en şartlı unvanlarındandır. Dünyayı düzeltmek için kökleri unutanlarla, insanı düşünerek Allah’ı unutanlar var olsunlar” demektedir.
‘DİNLER BEŞERİN HAKİKİ DÜŞMANI’
Diğer bir farmason, bir kitabında: “Allah kelimesi hiçbir mânâ ifade etmez, dünyada birçok muammalar varken, bunlara, Allah namını taşıyan yeni bir muamma ilâvesine ne lüzum var” diyor. Büyük Loca isminde bir eserde diğer bir farmason 1922’de “Beşeriyetin hakiki düşmanı olan dinlerle tereddütsüz mücadele edeceğiz. Çevik ellerimizle ve parmaklarımızla günün birinde dinlerin kefenleri olacak kumaşı çabuk harcıyâlım, böylece dinler sayesinde telkin edilen bâtıl itikatlarla din adamlarının topyekûn imhasına muvaffak olacağız” yazmaktadır.
1911’de Belford kongresinde “Biz din düşmanıyız, bütün gayretlerimizi sarfederek dinin bütün tezahüratını mahvedeceğiz” deniliyor. 1913’te Maşriki âzam bülteninde “Biz Allah’ı artık hayat gayesi olarak tanımayacağız, biz bir gaye yarattık, o gaye, Allah değil, beşeriyettir” deniliyor. 1900’de Mason kongresinde “dindarlara ve mâbetlere galebe çalmak kâfi değildir, asıl maksadımız dini kökünden yıkmaktır” kararı alınmıştır. Başka bir masonlar toplantısında, “İlk intibalar hiçbir zaman unutulmaz, bunun için sağlam ve ilmî fikirlerle beraber olmalıdır, çocukları dinden tamamıyla kurtararak ve uzaklaştırarak yetiştirmeli ve terbiye etmelidir” kararı verilmiştir.
Din aleyhindeki yegâne teşkilat
Agamba namındaki bir mason dergisinde, “Masonluk, din ve anane aleyhinde bulunan yegâne teşkilâttır. Masonluğun siyasi rollerinden başlıcası dinle mücadeledir, bu maksatla vicdan ve ahlâk bir tarafa bırakılarak, tedhiş kabul edilir ve vaziyet ve muhite uymak hususunda pratik olmalıdır” denilmektedir.
Muhterem arkadaşlar, daha yeni olarak Cenubi Amerika’nın Şili Devletinde büyük mason locası genel sekreterinin bir tamiminden parçalar okumaklığıma müsaadenizi rica ederim. Tarihi 1950’dir.
“1) Her mason kendisini lâikliğin bir misyoneri addetmelidir.
2) Masonlar, kendi bayan ve çocuklarına masonluğun esas prensiplerini öğretmek mecburiyetindedirler.
3) Farmasonlar masonluk tarafından verilecek karar üzerine kendi bayan ve çocuklarını dinî inanışlardan ve ibadetlere iştirakten uzak tutmakla mükelleftirler.
4) Masonlar, millî hareketleri lâiklik istikametine doğru sevk etmekle mükelleftirler.
5) Masonlar, halkta masonluk fikrine karşı sempatik bir muhit vücuda getirmek için basın, radyo ve -mecmualardan istifade etmekle mükelleftirler.
Masonlar, bilhassa meşru ve gayrimeşru çocukların bir tutulması, ilk mekteplerde din derslerinin baskı altında tutulması hususunda tesirlerde bulunmakla da vazifelidirler.”
Masonlar Tevrat’a bağlı zararlı tarikatlardır
İstiklal Savaşı gazisi ve Demokrat Parti Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı, Meclis kürsüsünde masonlara karşı önemli mücadele verdi. Tevrat dini, dinsizlik veya yeni bir dine tapan bu gizli tarikatın milletin maneviyatını mahvedeceğini belirten Yiğitbaşı, “Mason Derneği’nin temiz Türk yurdunda yaşaması çok tehlikelidir” diyor.
Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, masonlara “içimizde mason arkadaşlar varsa kendilerini tanıtsınlar da millet ve bizler tanımış olsun biz de müşerref olalım” diyerek madem gizli değilseniz ortaya çıkın çağrısı yapmıştı. Konuşmasını “mason dernekleri her memlekette bir mevzu ile mi meşguldür? Yoksa milletlerin’ birliği, hâkimiyeti, maneviyatı, ahlâkı, ananesi, nizam ve intizamı hulâsa her şeyi üzerinde mi müessir olmaktadırlar” diyerek sürdüren DP Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, zararlı oldukları için kapatılan mason localarının, CHP tarafından açıldığını hatırlatıyordu. Mensubu olduğu DP iktidarına bu zararlı örgütün “faaliyetlerine nasıl müsaade edilecektir” diye soran Yiğitbaşı, “Partimiz ve hükümetimizin, Halk Partisinin düştüğü hataya düşmemesini temenni ederim” diyordu.
MANEVİYATI OLMAYAN BİR MİLLETTE AHLÂKSIZLIK ÇOĞALIR
“Her yerde ve herkes tarafından bir kaide-i esâsiye olarak “dinsiz bir millet yaşayamaz, maneviyatı olmayan bir millette ahlâksızlık çoğalır” düsturu kabul edildiği hâlde, biz bu derneği başıboş olarak nasıl bırakırız?” diye soran DP mebusu, “Bunun yakın mazide acı tecrübelerini ve misallerini gördük ve görmekteyiz. ‘Allah yoktur’ diye yetiştirilen bazı gençlerimizin hâli işte meydandadır. Bugün vatan ve millet istiklâli aleyhine ve düşman lehine kötü cereyanlar varsa, tahkikatla sabit olduğuna göre, maalesef Allah’sızlardan ve mâneviyatsızlardan zuhur etmektedir. Tevkif edilenler arasında Allah’a inanmış ve maneviyatına bağlanmış kimselerden tek bir kişi yoktur. Bu hal ve hareketler, “komünistliğin bu memlekete Hazreti Muhammed’in bayrağı altına girecektir” diyenleri tekzip etmektedir. Bilâkis zararlı fikir cereyanları Allah’sızlar ve dinsizlerin bayrağı altında memleketimize sokulmaktadır. Şimdi nasıl muzır fikirleri temizlemek ve takip etmek zorluğunu çekiyorsak, yarın da aynı zorluğu çekmemek için Hükümetimizin bu derneği şimdiden kapaması lâzımdır” diyerek bugün içine düşülen ahlâkî meziyet eksikliğine de dikkat çekmiştir.
İsmi ile müsemma olan Yiğitbaşı sözlerini, TBMM kürsüsünden şöyle haykırmaktaydı: “Arkadaşlar! Bu derneğin ne kadar teşkilâtlı ve sinsi çalıştığına bakınız ki, şu gösterdiğim şahadetnamede umde olarak kabul edilmiş olan “hürriyet, müsavât ve uhuvvet, kuvvet, ittihat ve terakki” kelimeleri, İttihat ve Terakki fırkasına da aynen sokulmuştu. Yahudi masonların da işin içerisine karışarak Arzı Mukaddes denilen Filistin’i ele geçirmek için Abdülhamid’in hal’inde, Trablusgarp’ın elden çıkmasında, Osmanlı İmparatorluğunun parçalanmasında siyasi büyük rol aldıkları anlaşılmaktadır. Siyasetle iştigal etmedikleri hakkındaki beyanat asılsızdır. Vatan gazetesi başyazarının bir başmakalesinde, masonların İttihat ve Terakki Fırkasında beraber çalıştıkları ve büyük yardımda bulundukları yazılmıştır. Bunun gibi dernekler siyasi olmadıklarını söylerlerken, gizli siyaset yaparak esas maksatlarını gizlediklerinin delilidir.
GİZLİ MASONLAR YÜREKLİYSENİZ ORTAYA ÇIKIN
Zamirinde fenalık taşımayan her teşekkül ve mensupları iftiharla kendilerini meydana atabilirler, içimizde mason arkadaşlar varsa kendilerini tanıtsınlar da millet ve bizler tanımış ve müşerref olalım. Nice cazip isim, nâm ve programlarla meydana çıkan cemiyetler gördük ve görmekteyiz ki, inceledikçe ve zaman geçtikçe altından çapanoğlu çıkmıştır ve çıkmaktadır. Sulhseverler Cemiyeti, İleri Gençlik Cemiyeti, Zekeriya Serteller zamanında kurulmuş olan İnsan Hakları Koruma Cemiyeti ve saire gibi.
MASONLAR ZARARLI TARİKATLARDIR
Arkadaşlar! İslâm diniyle ilgili olan tarikatlar zararlı görüldüğünden dolayı nasıl kapatılmış ise, 2 bin senelik Tevrat dinine veya dinsizliğe yahut da yeni bir dine tapan, gizli bir tarikat mahiyeti taşıyan, dindar milletimizin zamanla maneviyatını mahvedecek olan, yukardan beri türlü zararları yüksek huzurunuzda arz edilen mason derneğinin şu saf ve temiz Türk yurdunda yaşaması çok tehlikelidir. 100 – 150 ve daha evvelki senelerdeki dinî, ahlâkî salâbetimizle ve hamiyetimizle, bugünkü durumumuzu ölçersek arada çok fark görürüz. Sebebi, sonradan aramıza sokulan bunun gibi dernek, kanaat ve fikirlerin yaptığı yıkıcı tesirlerdir. Gaye, memleket ve milletimize hüsnü hizmet ise fakir milletimizin kalkınması için yapılacak çok işler, tedavi edilecek sayısız dertleri vardır. Bu dertlerin devası; kökü dışarda olan beynelmilelci gizli derneklerin Atatürk’ün ölümünden sonra ihyasıyla değil, bilâkis kökü içerimizde olan Türk milleti ve Türk köylüsü efendimiz vardır. Onlarla kardeşlik tesis edelim, dert ortaklığı yapalım.
Türk yurdunda Mason Derneği kuran sayın doktor ve arkadaşları beşeriyete hizmet için dünya çapında çalışmak zahmetine katlanmasınlar, gelsinler de şu yakın Ankara Numune Hastanesinde bir yatakta çifte çifte yatan, rahatsızlıktan usanıp kaçan, yer ve yatak bulamadığından açıkta bekleyen zavallı Türk hastalarının, veremlilerinin dertlerine çâre arayıp, kardeşlik ve yardım elini uzatsın da, biz de onları hürmetle karşılayalım. Son sitem olarak, öteden beri millet nazarında zararlı ve dinsiz tanınmış olan bir cemiyetin kapatılmasını ve böyle bir cemiyete birçok Demokrat milletvekillerinin girmiş veya girmek için müracaat etmiş olarak gösteren, asılsız haberler neşreden, Türk milleti nazarında partimizin ve Hükümetimizin kıymetini düşürmek amacını güden muhabir hakkında takibat yapılmasını içişleri Bakanından rica ederim. Mâruzâtım bundan ibarettir. Saygı ile selâmlarım.”

Yazarın Diğer Yazıları