Büyük şehirlerdeki olaylar gazetelere “Nevruz yıkımı” diye yansıdı.
Bölücü terör örgütünün kontrolü altında olan bir kesim tarafından yaratılan anarşinin ardından zarar tablosu da ortaya çıktı. Kısaca zararın boyutunu anlatan haberlerden alıntı yaptıktan sonra bir başka gazete haberine atıfta bulunacağız. Lütfen zarar bilançosunu sabırla okuyunuz. Ardından atıfta bulunduğumuz kısa haber, tüm sorunların kaynağı olduğunu düşündüğümüz zihniyet farkını tam manasıyla anlatacaktır diye düşünüyoruz.
Hasarın faturası 3.6 (milyon) trilyon TL
İstanbul ve Diyarbakır valiliklerinin izin vermemesine rağmen, BDP’nin çağrısıyla Nevruz kutlamaları için İstanbul’da Kazlıçeşme, Diyarbakır’da ise Kuruçeşme meydanına girmek isteyen gruplarla polis arasında çatışma çıktı. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, olaylarda gözaltına alınan kişi sayısının 135 olduğunu açıkladı. Diyarbakır’da 10 mobil telefon baz is-tasyonu yakıldı. İstanbul’da ise otobüsler, işyerleri taşlandı, ağaçlar ateşe verildi.
İstanbul’da Nevruz’u izinsiz kutlamak isteyen göstericilerin çıkardığı olaylarda fatura 1 milyon 80 bin lirayı buldu. 39 belediye otobüsü, çok sayıda otobüs durağı, tramvay camları, jeton satış makineleri, turnikeler zarar gördü. Ev ve arabaların camları kırıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin açıkladığı maddi hasar bilançosu şöyle: Yakılan otobüsün bedeli: 30 bin TL. Servise çıkamayan araçların işletme kaybı: 126 bin TL Zarar gören araçların malzeme ve işçilik bedeli: 74 bin 445 TL Duraklara verilen hasar: 168 bin TL Tramvay işletme zararı: 250 bin TL Hafif tramvayın zararı: 200 bin TL Park ve bahçe zararı 50 bin TL Üst geçit ve diğer zarar: 135 bin TL
Olaylar sırasında İstanbul parklarına da büyük hasar verildiği tespit edildi. Olayların meydana geldiği bölgelerde, 2 çocuk oyun grubu, binlerce mevsimlik çiçek tahrip edildi, 50 ağaç yerlerinden söküldü. Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı’na ait 2 araç tahrip edilirken, güvenlik kulübeleri ve şeflik binalarının camları da kırıldı. İlk tespitlere göre İstanbul’un park ve bahçelerindeki zarar 50 bin TL. Göstericiler geçtikleri yerleri yakıp yıkarken kamunun yanı sıra vatandaşların da mallarına zarar verdi. Zeytinburnu’nda çok sayıda araba ve evlerin camları kırıldı. Güvenlik güçlerinin dağıttığı göstericiler, sokak aralarına kaçarken, çevrede 18 Mart Çanakkale Zaferi nedeniyle asılan Türk bayraklarının asılı olduğu evlerin camlarını da kırdı.
Diyarbakır’da valiliğin izin vermemesine rağmen BDP’nin önceki gün düzenlediği olaylı nevruz kutlaması sırasında GSM firmalarına ait ateşe verilerek yakılan 11 araçta, yaklaşık 2.6 milyon liralık hasar olduğu belirtildi.
Yetim hakkı var diye ölüme gitti
Şimdi gelelim dikkatinizi çekmek istediğimiz diğer gazete haberine…
Konya’da eğitim uçuşu yaparken salı günü düşen Türk Yıldızları’na ait uçakta şehit olan Pilot Yüzbaşı Ümit Özer’in, kuleyle yaptığı son konuşmada “uçağı terk et” uyarısına karşı, “Bu uçakta yetim hakkı var” diyerek uçağı kurtarmaya çalıştığı ortaya çıktı. Habertürk’ün haberi-ne göre uçağın düşmesinden hemen önce kuleden pilota, “Uçağı hemen terk et, atla” talimatı verildiği ancak Özer’in buna “kurtarabilirim” yanıtı verdiği öğrenildi.
Konya 3. Ana Jet Üssü’nden havalandıktan sonra F5 tipi eğitim uçağıyla üsse yaklaşık 2 kilometre uzaklıktaki bir traktör fabrikasının arazisine düşen Özer’in, kazadan hemen önce kule ile yaptığı son konuşma şöyle:
KULE: “Uçağı hemen terk et! Atla!”
ÖZER: “Yapamam. Uçağı kurtarmayı deneyeceğim. Bunu yapabilirim. Bu uçakta yetim hakkı var.”
Harita mühendisi Serenay Özer ile 4 yıl önce evlenen Özer’in oğlu Canberk, kazadan 17 gün önce dünyaya gelmişti.
Muhtaç olduğumuz kudret
Bir yanda yakan, yıkan, zarar veren, bir anarşi güruhu… Diğer yanda “yetim hakkı” var diyerek, belki de bu anarşi gürühündakilerin bile hakkını düşünerek ölüme uçan bir asalet…
“Muhtaç olduğumuz kudret” bu olsa gerek…