“Bizi aldatan bizden değildir” diyen bir dinin mensupları olarak neredeyse günün her anında kandırılmaktan, hayatın her alanında aldatılmaktan yorulduk artık. Aldatmanın, kandırmanın örneklerine ticari zeminde de, toplum hayatında da ya da basın camiasında da sıklıkla rastlayabilirsiniz.
Türk-İslam kültürü birbirinden ilginç ve etkili kurallar, gelenekler ve uygulamalardan oluşmuş.
Onlardan birisine geçtiğimiz günlerde rastladık.
Osmanlı zamanında halkı kandıranlara zilli boyunduruk, tilki kuyduğu takılırmış. Bugün ticari piyasada, toplumda ya da basın camiasında halkı kandıranlara böyle mi yapsak acaba?
1570’li yıllarda Türkiye’de bulunun Avrupalı seyyah Salomon Schweigger şu satırları kaleme almış taa o zamanlarda:
"Türkler adaleti yerine getirmekte çok gayretlidirler. Bir güvenlik görevlisi olan subaşı, şehir içinde atıyla sürekli dolaşır durur ve büyük bir titizlikle tartıları, ölçüleri denetler. Eğer ekmeğin, tereyağının ve sıvı yağın yanlış ya da eksik tartıldığını saptarsa, bundan sorumlu olan tüccarlar veya satıcılar -ister Hıristiyan olsun, ister Türk, zorla dükkanlarından dışarı sürükletir ve çıplak tabanlarına sopayla vurdurur. Herhangi başka bir uygunsuzluk fark ederse, bu da cezalandırılır.
Subaşının yanında daima askerler, yardımcıları ve hizmetkarları bulunur. Onların başlıkları da yeniçerilerinkine benzer, fakat alınlarının üzerinde altından süsleri ve içine tüyler sokulan gümüş kaplama bir boru yoktur; yeniçeriler gibi güzel giysileri olmadığı gibi, onlar kadar bol para da almazlar, hiç durmaksızın kentin içinde oraya buraya koşuştururlar ve cezalandırabilecekleri bir suçlu bulmaya çalışırlar"
***
1610'lu yıllarda İstanbul'a gelen bir başka Avrupalı Adam Werner ise şunları söylüyor: “Subaşı bütün gün at üstünde İstanbul kentinin sokaklarını dolaşır. Yanında yeniçeriler ve ellerinde sopa taşıyan başka görevliler vardır. Subaşı, önceden haber vermeden tüccarların, ekmekçilerin, kasapların ve diğer esnafın dükkânlarına girdiğinde, ağırlık ve uzunluk ölçülerinde veya satılan mallarda herhangi bir hile yapıldığını saptarsa, dükkan sahibini hemen sokak ortasında yere yatırır ve sopalattırarak herkesin önünde rezil eder”
Bu çizimde tartıda hile yapanların boyunlarına geçirilen zil takılı boyunduruk ve kurnaz olup halkı aldattığını ima etmek için kafalarına iliştirilen tilki kuyruğu görülüyor.
Tarihimizdeki bu uygulamayı günümüze taşısak, Afyonkarahisar’ın cadde ve sokaklarında zil takılı ya da kafalarında kuyruk taşıyan kişileri görme ihtimalimiz sizce ne kadardır?
