• Haberler
  • Genel
  • E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan'ın Başdanışmanı, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi olan E. Vali Kadir Çalışıcı, 68 Kuşağı'nın milliyetçi önderi Yavuz Aslan Argun'u 'Bir Yavuz Adam' romanı ile yâd etti. Çalışıcı, romanda anlatılan olayları Gazeteniz Kocatepe'ye değerlendirdi

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan'ın Başdanışmanı, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi olan E. Vali Kadir Çalışıcı, devrimcilikle öne çıkarılan 68 Kuşağı’nın milliyetçi yönünü anlatan bir roman yazdı. “Bir Yavuz Adam” isimli romanda Yeniden Milli Mücadele hareketinin önderlerinden Yavuz Aslan Argun özelinde, dönemin yaşanmışlıklarına ayna tutan Kadir Çalışıcı, kitapta Afyonkarahisar’la özdeşleşen birçok unsura da yer verdi. E. Vali Çalışıcı, Anadolu Ay Yayınları’ndan çıkan Bir Yavuz Adam kitabını, Gazeteniz Kocatepe’ye değerlendirdi.

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

“YİĞİT BİR DAVA VE EYLEM ADAMIYDI”

Kocatepe: Kitabınızın ilk ismini okuduğumda “Sayın Valim kendi hayatını yazdı” diye düşünmüştüm. Oysa siz başka bir büyüğünüzü, hatıralarla anlatıyorsunuz. Bu kitabın yazılma fikri nasıl oluştu?

Kadir Çalışıcı: Öğrencilik yıllarımızda Yeniden Milli Mücadele (YMM) kadrolarını oluşturan arkadaşlarımızın kurduğu Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfının bir toplantısında idik. Bazı arkadaşlar yaşanmışlıklarımızın zamanın insafsızlığında unutulup gitmemesi gerektiğini ifade ettiler. Tarihe tanıklık bakımından o süreçlerin yazılması gerektiği konuşuldu.

Sandıklılı çok değerli bir hemşehrimiz var: Dr. Necmettin Türinay... Kendisi edebiyat hocası ve üstadı. Onun önermesiyle bu görevi benim yapmam istendi. Böylece bu kitabın yazılış serüveni başlamış oldu. Yavuz abimize gelince… O mücadele serüvenimizin odağındaki isimdi. Rol modelimizdi. Yiğit bir dava ve eylem adamıydı. Çok okuyan, politik şuuru tavan yapmış bir aydın olarak olayların arka planını gören, gösteren bir ‘Abi’ idi.  Efevarî duruşunun altında dervişçe bir karaktere ve inanılmaz bir kalp hassasiyetine sahipti. O zamanlar lider geçinen çokları gibi etrafındakileri ateşe atıp kendisi gül bahçelerinde gezinenlerden olmadı. Sahipsiz, direksiz ve dirençsiz bırakılmış bir kuşağın limanı oldu. Servet, makam, mansıp… Dünyalık hiçbir şeye tenezzül etmedi, dönüp bakmadı. Hayat denen olguyu fıtratındaki asaletiyle yaşadı.
Ve arkada ebediyeti süsleyen bir hayat macerası bırakarak ezelden ebede göçtü gitti. Ben de dahil, o zamanın gençleri hepimizin ona ödenmez bir gönül borcumuz vardır.
Hem bu gönül borcumu ödemek, aynı zamanda ülkemizin o yıllarda yaşadığı trajik olaylara ışık tutmak amacıyla bu kitabı yazdım. Ne kadar başarılı oldum bilemem; takdir okuyucunun…

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

AFYON’DA KIBRIS MİTİNGİ DÜZENLENMİŞTİ

Kocatepe: Kitap Kıbrıs mitingiyle başlıyor. Biz Afyonkarahisar’daki Kıbrıs Mitingleri’ni farklı kaynaklardan duymuştuk, ama bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Kadir Çalışıcı: Anlatayım… O yıllarda Kıbrıs kaynıyordu.  EOKA çeteleri Türk varlığını yok etmek için kanlı katliamlara girişmişlerdi. Türkiye katliamı durdurmak için hava akınları düzenlemiş, bu sırada uçağı isabet alan Cengiz Topel, Rumların eline düşmüş, işkencelerle ve kalleşçe şehit edilmişti. Bütün ülke protestolarla kaynarken biz ise bir şeyler yapamamanın yürek burukluğu içindeydik. Afyonkarahisarlılar, bilindiği gibi milliyetçiyizdir ve millî konular söz konusu olduğunda aşırı duyarlıyızdır. Kıbrıs’ta olup bitenler millî bir infiale sebep olmuş, ülke ayaktaydı. Şehrimizde de bir şeyler yapmak gerekiyordu. Halk hemen her gün askerlik şubesine akın ediyor, bizzat Kıbrıs’a gidip savaşmak istiyoruz, diye yetkilileri zorlayıp duruyordu. O dönemin lise müdürü Nurullah Berberoğlu, aynı zamanda tarih öğretmenimizdi. Allah rahmet eylesin bilgili, babacan ve milliyetçi bir insandı. Dersi anlatırken bizleri zaman tüneline sokar, tarihî vakaları ete kemiğe büründürürdü. Onun bu ders anlatışına bayılır, derslerini iple çekerdik. Tarihimizi bize sevdirerek millî şuuru ilk bize o aşılamıştır.
Kitabımda bütün ayrıntılarıyla anlattım. Bu mitingi, halkın yoğun isteği üzerine lise müdürümüz Nurullah Berberoğlu’nun desteği, yönlendirmesi ve bütün okulların iştirakiyle yaptık. Ve sonuçta o güne kadar görülmemiş unutulmaz tarihî bir miting olmuştu.

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

AFYONKARAHİSAR’IN DEĞERLERİ KİTAPTA YER ALIYOR

Kocatepe: Kitabınızda Afyonkarahisar’ın yöresel zenginliklerine ve güzelliklerine de yer vermişsiniz. Bu portreleri ve güzellikleri o zamanlar not mu almıştınız, yoksa aklınızda yer etmiş miydi?

Kadir Çalışıcı: 1973 yılıydı… Afyonkarahisar Valiliğinde Kaymakamlık stajına başlamıştım. Cumhuriyetin 50. Yılı münasebetiyle valilikçe bir “İl Yıllığı” hazırlanması kararlaştırıldı. Zamanın vali yardımcısı İlhan Sözgen abinin başkanlığında bu il yıllığını biz hazırladık.
Bu çalışma benim için fırsat oldu. Bu vesileyle ve her yönüyle memleketimin gelmişini geçmişini araştırma imkanı buldum. İlhan Abi, ‘Sen buralısın. Afyonkarahisar’ın edebiyat kitaplarına sığmayacak zenginlikte halk deyişleri, örf adetleri, folkloru ve kültürü var; bunlar zamanın insafsızlığında kaybolup gitmesin. Bir ‘Akıl Defteri’ tut ve günü gelince bunları yaz’ diye sık sık tembih edip durdu. Bu tembihi bir parça da olsa tutmaya çalıştım. Gördüm ki, Afyonkarahisar’ımız, her kadim şehir gibi yaşayan canlı bir organizmaydı. O zaman anladım ki şehrimiz, kendisine hayat veren, onu diğer illerden farklı kılan ve kent kimliğini oluşturan bir ruha, renge ve sinir uçlarına sahip. Derviş Usta, Berber Fuat, Aşçı Bacaksız, Efe Dayı, Efe Celal gibi öyle büyüklerimiz vardı ki, her biri birer halk filozofu idi. Hepsi de dimağlarına sığmayan keskin zekâ sahibi insanlardı. Sokağın ağır aksak diliyle biraz kaba konuşsalar da konuşmaları şiirli halk felsefesi yüklü olurdu.

Eksikliklerini, eğitimsizliklerini sezgi gücüyle kendi akıl ve bilgi seviyelerine indirgeyerek açıklamayı pek güzel becerirlerdi. Taşlama, yerme, iğneleme, kinaye gibi edebî sanatları, sanat olduğunu bilmeden öyle yerli yerinde kullanırlardı ki, hem etraflarını kahkahaya boğar, hem de düşündürürlerdi. Bu güzel insanların muhabbetlerinde uzun yıllar bulunma imkanım oldu. Bahsetmesem olmaz. O zamanlarda Afyonkarahisar’ımızın kent kimliğinin oluşmasına katkı yapan çok köklü bir ‘Efe Kültürü’ vardı. Sosyal hayatın içinde önemli bir işleve sahipti. O efeler ki, kılıç çeker gibi konuşur, Afyonkarahisar’ın sokak ve caddelerinde naraları yankılanırdı.  Açık seçik, ağza alınması yüz kızartan Afyon deyişlerini, taş yapıp muhatabının iki kaşının ortasına oturtuverirlerdi.
Efe Dayı’nın, ‘Kadınana'nın şerbetli suyunu içerek büyümüş her genç harbi delikanlıdır’ sözü hâlâ kulaklarımda çınlar. Çok şükür ki, ben de Kadınana’nın şerbetli suyunu da, Taşpınar’ın, Olucak’ın, Şırşır’ın insanı çelik gibi yapan sularını da içerek büyüdüm.

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

AFYON’DAN ÇIKIP TÜRKİYE’YE YAYILAN HAREKET

Kocatepe: Kitapta görüyoruz ki, Yeniden Milli Mücadele’nin ana ekseni Afyonkarahisar. Çok güzel ve sağlam bir memleket sevdalısı grubu oluşmuş. Bu konuda bilgi verir misiniz?

Kadir Çalışıcı: Yeniden Millî Mücadele Teşkilatını kuran ve yöneten üç genç; Aykut Edibali, Yavuz Aslan Argun ve Mehmet Çetin idi. Her üçü de Afyonkarahisarlı olup Afyon Lisesi’nden arkadaştılar. Sonradan Konyalı bir gurup gencin de katılımıyla çekirdek kadro oluşmuş oldu. O zaman için hepsi de yaşlarının çok üstünde millet ve memleket sevdalısı bilgili gençlerdi. Ülke sathında öylesine bir milli hava estirdiler ki binlerce gencin yetişmesinde emek ve hak sahibi oldular. O gençlerin hemen hepsi de siyasette, ticarette, eğitimde, devlet yönetiminde en üst makamlarda görev yaptılar; halen yapmaktalar.

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

Kocatepe: Türkiye’nin en badireli yılları. Üniversite boykotlarını, kardeş kavgasını, çatışmaları, bilirdik ama kitapta şoför boykotundan bahsediliyor. Ekonomiyi doğrudan kilitleyecek bu uygulamada kim çıkar sağladı?

Kadir Çalışıcı: Evet senin de belirttiğin gibi o kaotik anarşi olaylarının tam da tavan yaptığı ortamda, 11 Kasım 1970 Pazar günü ülke çapında bir şoför boykotu oldu. O tarihlerde 1960 anayasası gereği genel boykot yasal ve mümkündü. Boykot gerçekten de çok etkili oldu; bir gün de olsa ülkeyi kilitledi. Şoför esnafına ne yarar sağladığından pek emin değilim. O kaotik, o anarşi ortamında memlekete ciddi şekilde zarar verdiğini düşünüyorum.

“ÖRGÜTLER, FRAKSİYONLAR, GRUPLAR HEPSİ BİRBİRİNE GİRMİŞTİ”

Kocatepe: 12 Mart Muhtırası ve 12 Eylül 1980 Darbesi, gençliğin bakışını ve gençlik organizasyonlarını nasıl etkiledi?

Kadir Çalışıcı: O günün gençleri sağcısıyla solcusuyla gerçekten yurtsever ve samimiydiler. Kötü ve haksız bulduklarına dipdiri bir isyanla karşı çıktılar.  Otoritenin dayattığı yöne değil, umutla, inatla hayallerinin peşine düştüler. Ne acı ki henüz âşık bile olamadan kendilerini bu kaotik kavganın içinde buldular.  Ve ne yazık ki toydular, tecrübesizdiler, en önemlisi romantik idiler. Hakikatle hayâl arasındaki sınırlarda dolaştılar hep. İstemeden de olsa kardeş kavgasına sebep olarak emperyalizmin oyununa geldiler; maalesef anarşi ortamının oluşmasına sebep oldular. Bu minvalde ortalık öylesine karıştı ki, günler sanki patlamaya hazır bir yanardağın eteklerinden geçer oldu. Bu milletin öz evlâtları sağ-sol diye cephelere ayrılmış, mevziler tutulmuştu. Gizli örgütler sinsi planlarıyla, kardeş kavgasını öylesine kızıştırmışlardı ki ölüm, kan, gözyaşı neredeyse olağan hale gelmişti. Örgütler, fraksiyonlar, gruplar hepsi birbirine girmiş, akıl izan başlardan çıkıp gitmiş, kim kimi niçin öldürüyor hiç düşünmeden çılgınca bir cinnet ateşi her yanı sarmıştı. Kanlı baskınlar yapılıyor, insanlar kaçırılıp infaz ediliyor, bombalar patlatılıyor, bankalar soyuluyor, kahveler, işyerleri, otobüsler, duraklar taranıyordu. Her yeni güne namluların ucunda başlar olmuştuk. Bu ortamda önce 12 Mart Muhtırası, sonra da 12 Eylül 1980 Darbesi geldi. O günün gençleri kaçınılmaz olarak realitenin, yani devlet aygıtının sert duvarına çarptılar. Darbelerle yüzleşmek ve ağır bedeller ödemek durumunda kaldılar. Neticede her biri kendi idealinin, kendi ülküsünün peşinde ve kendi kara sevdalarının müebbet mahkûmu olarak tarih sayfalarında yerlerini aldılar.

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

28 ŞUBAT TANKÇILARINA KARŞI KESİN DURUŞ

Kocatepe: Darbeden söz açınca şunu da sormak gerek: Kitapla doğrudan ilgili değil ama, bir de şu var: Siz 28 Şubat 1997 sürecinden önce Ankara’nın Sincan İlçesinde kaymakamlık yaptınız. Bu ilçede Refahyol Hükümeti’ne karşı tanklar yürümüştü. Siz o sırada kaymakamlık görevinde bulunsanız o tanklar geçebilir miydi?

Kadir Çalışıcı: 1994 mahalli seçimlerinde Sincan Kaymakamı idim. Burada ilginç bir durum söz konusu: Seçim öncesi bir sabah erken kapım çalındı. Açtım, karşımda rahmetli Şevket Kazan. Doğal olarak şaşırdım. “Buyurun Sayın Bakanım” diyerek eve davet ettim. Kendisi, ‘Kaymakam bey pek vaktim yok, elçiye zeval olmaz. Beni Erbakan Hocamız gönderdi, selamları var, kaymakam beyi getirmeden gelme, dedi. Hoca genel merkezde seni bekliyor, gelmeniz gerekiyor’ dedi.  Şaşkınlığım daha da arttı. Uzatmayayım gittim. Bu vesileyle rahmetli Hocamızın elini öptüm. Tahminimde yanılmamıştım. Rahmetli beni Sincan Belediye Başkanlığı için aday yapmak istiyordu. Adaylık formunu doldurmuş, imza için önüme koydu. Böyle muhterem bir büyüğümüzü kırmamak için mecburen imzaladım. Sonra da; ‘Hocam ben kaymakam ve vali olarak memlekete daha faydalı olurum’ mealinde diller dökerek özür diledim. Rahmetlinin de aklına yatmış olacak ki, aday olmaktan son anda vazgeçtim. Sonradan Bekir Yıldız aday yapıldı ve seçildi. Ben seçim sonrası ilçeden ayrıldım. Bekir Yıldız ve ekibi hiçbir devlet tecrübesi olmayan, devleti tanımayan, toy ve romantik arkadaşlardı. Maalesef bilgisiz ve acemiliklerinden, halkımızın deyişiyle ‘Fincancı katırlarını ürküttüler.’  Bilerek bilmeyerek Siyonizm ve emperyalizmin aparatı 28 Şubatçılara fırsat verdiler. Bütün bu anlattıklarımdan sonra ben Sincan’da görevde olsaydım 28 Şubatçılar tankları yürütebilir miydi?  Böyle bir fırsat onlara verir miydim? Bunun cevabı şu ki; devleti ve Türk Milleti’ni tanıyan ve birazcık devlet tecrübesi olan hiç kimse böyle bir kumpasa gelmez.

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

“MEMLEKET SEVDASINA KENDİMİZİ ADADIK”

Kocatepe: Kitaba dönersek sancılı süreçlerden geçilmiş, savrulmalar yaşanmış. Bugünden baktığınızda ‘Keşke’ mi diyorsunuz, ‘İyi ki’ mi diyorsunuz?

Kadir Çalışıcı: 12 Mart ve akabinde, 12 Eylül’den sonra her nedense teşkilât dağılma sürecine girdi. Ateşli nutuklarımızla ışıyan mekânlar, mücadele kokan kampüsler, on binleri yürüttüğümüz yollar, marşlarla, mehterlerle doldurduğumuz meydanlar, ne yazık ki hayal oldu. Duygusal kırıklıklar onarılamaz travmaya dönüştü.  Çekilen çileler, gayretler, emekler, her şey ama her şey heder olup gitti. Teşkilatın dağılması konusunda çoğu komplo teorilerine varan çeşitli yorumlar çokça yapıldı; halen de yapılıyor ve de yapılacak.

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

Bense zaman zaman düşünüyorum; ve yaşanmış olumlu olumsuz her şey için ‘İyi ki’ diyorum.
İyi ki rüzgârlarla koşup fırtınalarla boğuşabilmişiz. İyi ki inançlarımız uğrunda her zorluğu göze alıp her tehlikeye atılabilmişiz; eksik fazla memleket sevdasına kendimizi adayabilmişiz.
Bana göre hayat mücadele demekti; mücadelesiz bir hayatsa, hayattan vazgeçmekti.
Halen daha inancım o ki, haklı bir mücadele içinde geçen bir parça mutluluk, hayıflanarak geçirilen koca bir ömre bedeldir.

Kocatepe: Türkiye’yi yönetmeye namzet bu büyük kadronun unsurları ile 1990’lı yıllarda görüşme, bir araya gelme fırsatınız oldu mu?

Kadir Çalışıcı: O yıllarda Yeniden Milli Mücadele kadrolarını oluşturan arkadaşlarımızla saygı ve sevgi çerçevesinde sürekli görüşmelerimiz olmaktadır. Bu amaçla geçmişte dava ve gönül birliği yapan arkadaşlarımızı bir çatı altında toplamak amacıyla Ankara merkezli olmak üzere Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı adında bir vakıf oluşturulmuş bulunmaktadır. Adından da anlaşılacağı gibi eğitim, bilim ve kültür faaliyetlerini halen bu çatı altında hizmetlerini sürdürmektedir. Bendeniz de bu vakfın istişare meclisi üyesiyim.

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

“GENÇLER; DÜŞMANLARIN OYUNUNA GELMEYİN”

Kocatepe: Yavuz Arslan Argun’un torununuza verdiği nasihat, çerçeveletilip duvara asılacak türden. Sizin siyasetle uğraşan memleket sevdalısı gençlere öğüdünüz ne olacak?

Kadir Çalışıcı: Yıllardan sonra daha iyi anlıyorum; Yavuz Abi bambaşka bir insandı. Mücadele Serüvenimizin odağındaki isimdi. Efevarî duruşunun altında dervişçe bir karaktere ve inanılmaz bir kalp hassasiyetine sahipti. O kaotik yıllarda direksiz ve dirençsiz bırakılmış biz gençlere sığınılacak liman oldu hep. Onunkisi adanmış bir hayattı. Onun dilinden gençlere demek isterim ki: Hepiniz bu milletin çocuklarısınız. Ülke sorunları hakkında sizden farklı düşünüyor diye, düşmanın oyununa gelip birbirinizin gırtlağına sarılmayın. Hoşgörülü olun. Kesinlikle şiddet ve silahtan uzak durun. Yaşayarak gördük, eline silah alanlar yine silahla öldüler. Silahınız kitap olsun. 

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

En büyük gücün bilgi olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın. Kitap ve bilimi kendinize rehber edinin. Gönül tahtınızın başına mübarek vatanımızı oturtun. Gelecekte kan akıtmamak için şimdiden bol bol ter akıtmak gerek. Terinizi, gerektiğinde gözyaşınızı bu topraklar için akıtın. Kula kul olmayın, haksızlığa boyun eğmeyin! Hep zayıfın ve mazlumun yanında olun. Vicdanınıza etiket koydurtmayın. Aklınızı ve vicdanınızı Hakk’ın emrine verin. Dileğim o ki; bilginizle, yiğitliğinizle bu vatanın bükülmeyen bileği, mangal gibi yüreği olunuz.

E. Vali Kadir Çalışıçı, Milliyetçi Gençlerin Ağabeyi Yavuz Aslan Argun'u Anlattı Dünyalık Hiçbir Şeye Tenezzül Etmedi, Dönüp Bakmadı

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme