İçimizde tarifsiz bir hüzün var. Öyle bir hüzün ki, adını koyamıyoruz ama yakıyor içimizi, kavuruyor. Bir yanda ormanlar yanıyor, Canlar yanıyor, ağaçlar küle dönüyor, kuşlar yuvasız kalıyor. Ama daha derinde, daha sessiz bir yangın var bu ülkede. Sanki ormanlar değil de biz yanıyoruz; tek tek bedenlerimiz, umutlarımız, hayallerimiz tutuşuyor. Gencecik canlarımız bu uğurda şehit oluyor.
Öncelikle belirtmek isterim ki, bu mücadelenin savaştan farkı yok. Savaş bütçesinden daha fazla giderimiz oluyor. Bu da demektir ki savaşa hazırlanır gibi yangına hazırlanmalıyız. Gün geçmiyor ki 3-5 bölgede yangın çıkmasın. Her yaz özellikle 2021 sonrası benzer olumsuzluklar yaşanıyor ama bu yaz çok başka.
Önce bunun sebepleri bilinmelidir. Yangın çıkmadan önlemler alınmalı. Önemli olan baştan bu problemi çözmektir. İnsanımızın kafası gerçekten çok karışık. Zaten hainlerden yakalananlar da olmaktadır.
Vatandaşların eğitilmesi ve bilinçlendirilmesinden başlayarak, yangın uçakları gibi etkili silahlarla savaşmak gerekir. Acilen ve yeterince yangın uçakları yapmalıyız. Neredeyse her yerde kullandığımız İHA’ları kullanmalıyız. Vatandaşlarımız da söndürme çalışmalarına büyük destek vermektedir.
Konunun önemini anlatan ortaokul öğretmenim Kıymetli Bilal Gürer hocamın paylaşımlarını da aktarmış olalım.
“ÖLÜNCEYE KADAR AĞAÇ DİKİNİZ.”
HAZRETİ MUHAMMED(SAV)
“ORMANDAN BİR DAL KESENİN BAŞINI KESERİM."
FATİH SULTAN MEHMET.
“Ağaçsız orman ve ağaçsız toprak vatan değildir. Eğer vatan denen şey,kupkuru dallardan, taşlardan, ekilmemiş alanlardan, çıplak ovalardan, kentlerden, köylerden oluşmuş olsaydı, onun zindandan hiçbir farkı olmazdı”
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Değerli dostlar; İnsanlara ağaç sevgisi aşılanmadığı sürece önlemler yetersiz kalır. Yine eğitim diyoruz.
AĞAÇ DEMEK, VATAN DEMEKTİR.