Bilgisizliğin temel sebebi ilgisizliktir. Eğer bir insan bir konuya ilgi duymuyorsa o konuda o şahsı yeterince bilgi sahibi yapamazsınız.
Esasında ilgisizliğin sebebi de öğrenmeye yani bilgi edinmeye ihtiyaç duymamış olmaktır. Bir manada bildiklerini yeterli görmesi, öğrenmeye ilgisi ve merakını ortadan kaldırıyor.
Yani bilgisizliğin sebebi ilgisizlik, ilgisizliğin sebebi de bilgilenme ihtiyaçsızlığı. Tam bir kısır döngü değil mi? Birbirine bağlı.
Milletler için de bu durum böyledir. Bizim de sıkıntımız budur. İşte bu kısır döngüden bu Aziz Türk Milletini kurtaramazsak işimiz çok zordur.
Hani denir ya; "alimin fikri neyse zikri de odur." Bu doğal ve insani bir durumdur. İşte bizde önce insanımızın fikrini revize edip, geleceğe emin adımlarla ilerlemek için zikrini desteklemeliyiz.
Güzelliğin sınırı nasıl yoksa öğrenmenin de sınırı yoktur. Bu da önce istemek, sonra araştırmak ve sonra da uygulamakla mümkündür.
Yani, insanımızı doğru icraatlara yönlendirmenin yolu, o konuda ciddi istek ve ihtiyaç oluşturmaktan geçer. İhtiyaçları iyi belirleyemez ve iyi yönlendirmezsek milyonlar kahvehanelerde yıllarını tüketir hale gelir. Onları suçlamıyorum. İnsanımızın vaktini dolduracak faydalı yönlendirmeler yapmalıyız.
Bu konuda devlete büyük görevler düşmektedir. Eğitim sistemini düzenleyerek yapmalıdır. Günü birlik, kısa vadeli, şahsi ve maddi hedeflerle insanımızı eğitmek ve bu şekilde yetiştirilen bireylerden oluşan milletin diğer milletlerle yarışma imkanı yoktur.
Ar-Gede, bilimde, teknolojide, rakiplerle rekabet edilemezse gelecek nesillere karşı sorumluluğun ve vebalin altında eziliriz.
Netice olarak; ilgi oluşturalım, bilgiyi çözelim. Bilgiyle fertleri çözelim ve milleti yüceltelim.