Malumunuz geçen hafta “Bayrak” şairimiz, Arif Nihat Asya’nın “Adamlar Bilirim” adlı şiirini paylaşmıştık. Çok ilgi gördü.
Değerli bir emekli öğretmenimiz Mehmet Emin Yurdakul’un “ Anadolu” şiirini göndermiş.
Kurtuluş yıllarındaki yokluğu ve yoksulluğu o kadar güzel anlatıyor ki!…
Bu toprakların nasıl vatan yapıldığını anlamaya katkı olsun;
Yürüyordum: Ağlıyordu ırmaklar;
Yürüyordum: Düşüyordu yapraklar;
Yürüyordum: Sararmıştı yaylalar;
Yürüyordum: Ekilmişti tarlalar,
Bir ses duydum, dönüp baktım, bir kadın:
Gözler dönük, kaşlar çatık, yüz dargın;
Derileri çatlak, bağrı kapkara,
Sağ elinin nasırında bir yara
Başında bir eski püskü peştemal
Koltuğunda bir yamalı boş çuval…
- Ne o bacı?
- Ot yiyoruz, n'olacak!..
- Tarlan yok mu?
- Ne öküz var, ne toprak…
Bugüne dek ırgat gibi didindim;
Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim,
Bundan sonra…
- Kocan nerde?
- Ben dulum;
Kocam şehit, bir ninem var, bir oğlum.
Sonrasına da Abdurrahim Karakoç’ un şiirinden bir dörtlük koyalım;
Devlet tarlasında yetişen kelek
Gün gelir kendini devlet zanneder.
Edep müflisine ilim ne gerek
Cahil cehaleti servet zanneder…
Sağlıcakla kalınız dostlar.