Aziz Aslan

ATATÜRK VE TÜRKLÜK – Kocatepe Gazetesi

Aziz Aslan

30 Temmuz 2012 Pazartesi 03:00:00
  Atatürk diyor ki; “Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları için kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.
Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne yedi bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir.
Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu, tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
Hayattaki yegane üstünlüğüm, Türk doğmaktır! Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli’yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin.
Taş kırılır, tunç erir; ama Türklük ebedidir.”
Çok anlamlı ve çok manidar değil mi dostlar? Atatürk’ün “Türk birliği” hayali insanı çok heyecanlandırıyor değil mi?
Memleketimiz onca sıkıntı yaşarken, Türk’süz bir dünya tasavvur edenler Anadolu içinde bu planları uygulamaya sokmuşken, bu büyük milletin torunları okey oynamaktan ve dizi seyretmekten ne zaman kurtulup gelecek nesillerimiz için kim yanlışta ve kim gayret içinde diye düşünecek acaba?
Oysa neredeyse sıfır imkânla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmayı ve bugüne kadar geliştirerek ve güçlendirerek yaşatmayı başarmış olan Türk Milleti’nin elinde düne göre çok büyük imkânlar vardır. Yeter ki sorgulayalım. Atatürk’ten bu yana her sahadan çekilişin sorumluları nerede? Bugün ülkemiz üzerinde oynanan oyunların sebepleri kimlerdir? Bunları hep birlikte cevaplamalıyız.
Ey milletim; devleti kuran sen, milleti koruyan sen, vatan aşkıyla yanan sen, bayrağı dalgalandıran sen, vergiyi veren sen, askere giden sen, devletine hizmette kusur etmeyen sen ama öz yurdunda garip bırakılan da sen.
Türk Milleti’nin mukadderatı önce Cenab-ı Allah’ın sonra da kendini Türk hisseden her vatandaşımızın elindedir.

Yazarın Diğer Yazıları