16 Mart 2011 Çarşamba 02:00:00
Ülke olarak her şeyin açılımını yapıyoruz. Kıbrıs açılımı, Ermeni açılımı, BOP açılımı, dinler arası uzlaşma açılımı ve Kürt açılımı gibi birçok açılımları dilimizden hiç düşürmüyoruz ama tabiri caizse ağzımıza yüzümüze bulaştırıyoruz. Kıbrıs’ı açalım dedik, kapıları açtık ama problemleri aşamadık. Ermeni problemini açalım dedik, Ermenistan’a gittik ama hiçbir şey yapamadık. Son aylarda gündemi meşgul eden Kürt açılımı ise tam bir muamma olup sonucundan menfaatimize bir şey çıkmayacağı aşikârdır.
Ben de diyorum ki, oldu olacak bir de GENÇLİK AÇILIMI yapsak. Bu konuyu önce bu yazımızda birlikte biz açalım bakalım belki idarecilerimizde bir gün cidden açmaya kalkarlar.
Değerli dostlarım; geleceğimizin teminatı dediğimiz gençlerimizi elbirliği ile berbat ediyo-ruz.”İnsana yapılan yatırım en güzel yatırımdır.” Deriz, ama bu tespit bizim ülkemizde hep sözde kalmıştır. En başta eğitim sistemimizle bunu yapıyoruz. Bakınız, dünyadaki en iyi ilk 500 üniversite arasında bizimkilerden hiç birisi yok. Kontenjanları artırıyoruz ama bitirenlere iş vermiyoruz ve atama yapmıyoruz. Bu sebepten dolayı da, birçok Ziraat mühendisleri, kimya mühendisleri öğretmen ve polis olmak için can atıyorlar. Bir çok insanımız yıllarca eğitim gördüğü dalda meslek icra etmekten yoksun bırakılıyorlar. Madem ihtiyaç yok, neden o çocuğu o bölüme alıyor ve yıllarını buharlaştırı-yoruz? İşsizlerin arasında en çok üniversite mezunlarımız var. Yıllardır iş arayan mezunlarımız var. Birçoğu bunalıma giriyor ve hayatları zehir olmuş durumdadır. Çevrenizde mutlaka Fen edebiyat ve Eğitim fakültelerinin bazı bölümlerinden mezunlar vardır. En popüler bölümlerden, en sönük bölümlere kadar hemen hepsinde büyük sıkıntılar yaşandığı bilinen bir gerçektir. Sadece mezun sayısını çoğaltıp, diplomalı işsiz ve cahil yetiştirmeye o kadar hevesliyiz ki her konuda olduğu gibi eğitim konusunda da sadece işin görüntüsünde olduğumuz, olayın özüne önem vermediğimiz anlaşılmaktadır. Bakınız ilimizde öğretmen açığı 2500 lere dayanmış.
Yüksek öğretimde durum içler acısı da ilk ve orta öğretimde durumun bundan farklı olmadığı da bir gerçektir. Çocukları yeteneklerine göre 6–7 yaşlarından başlayarak bir program doğrultusunda eğitim yaptırabiliyor muyuz? Hayır. Yıllarca pırlanta beyinleri yarış atına döndürerek kendi ellerimizle bozuk kişilikler oluşturuyoruz. Merak ediyorum, dünyada başka kaç ülkede büyükler en büyük değerleri olan kendi çocuklarını bu şekilde yanlış politikalarla verimsiz insanlar haline getirebiliyorlar. Bu ülkede Milli Eğitim Bakanları ve YÖK genel kurulu ne yapı-yordur acaba?
Ayıptır ayıp. Birileri de bu önemli konuya kafa yorsun da bu işi de bir açsınlar. Ama diğer açılımlara benzemesin lütfen.
Ülke olarak her şeyin açılımını yapıyoruz. Kıbrıs açılımı, Ermeni açılımı, BOP açılımı, dinler arası uzlaşma açılımı ve Kürt açılımı gibi birçok açılımları dilimizden hiç düşürmüyoruz ama tabiri caizse ağzımıza yüzümüze bulaştırıyoruz. Kıbrıs’ı açalım dedik, kapıları açtık ama problemleri aşamadık. Ermeni problemini açalım dedik, Ermenistan’a gittik ama hiçbir şey yapamadık. Son aylarda gündemi meşgul eden Kürt açılımı ise tam bir muamma olup sonucundan menfaatimize bir şey çıkmayacağı aşikârdır.
Ben de diyorum ki, oldu olacak bir de GENÇLİK AÇILIMI yapsak. Bu konuyu önce bu yazımızda birlikte biz açalım bakalım belki idarecilerimizde bir gün cidden açmaya kalkarlar.
Değerli dostlarım; geleceğimizin teminatı dediğimiz gençlerimizi elbirliği ile berbat ediyo-ruz.”İnsana yapılan yatırım en güzel yatırımdır.” Deriz, ama bu tespit bizim ülkemizde hep sözde kalmıştır. En başta eğitim sistemimizle bunu yapıyoruz. Bakınız, dünyadaki en iyi ilk 500 üniversite arasında bizimkilerden hiç birisi yok. Kontenjanları artırıyoruz ama bitirenlere iş vermiyoruz ve atama yapmıyoruz. Bu sebepten dolayı da, birçok Ziraat mühendisleri, kimya mühendisleri öğretmen ve polis olmak için can atıyorlar. Bir çok insanımız yıllarca eğitim gördüğü dalda meslek icra etmekten yoksun bırakılıyorlar. Madem ihtiyaç yok, neden o çocuğu o bölüme alıyor ve yıllarını buharlaştırı-yoruz? İşsizlerin arasında en çok üniversite mezunlarımız var. Yıllardır iş arayan mezunlarımız var. Birçoğu bunalıma giriyor ve hayatları zehir olmuş durumdadır. Çevrenizde mutlaka Fen edebiyat ve Eğitim fakültelerinin bazı bölümlerinden mezunlar vardır. En popüler bölümlerden, en sönük bölümlere kadar hemen hepsinde büyük sıkıntılar yaşandığı bilinen bir gerçektir. Sadece mezun sayısını çoğaltıp, diplomalı işsiz ve cahil yetiştirmeye o kadar hevesliyiz ki her konuda olduğu gibi eğitim konusunda da sadece işin görüntüsünde olduğumuz, olayın özüne önem vermediğimiz anlaşılmaktadır. Bakınız ilimizde öğretmen açığı 2500 lere dayanmış.
Yüksek öğretimde durum içler acısı da ilk ve orta öğretimde durumun bundan farklı olmadığı da bir gerçektir. Çocukları yeteneklerine göre 6–7 yaşlarından başlayarak bir program doğrultusunda eğitim yaptırabiliyor muyuz? Hayır. Yıllarca pırlanta beyinleri yarış atına döndürerek kendi ellerimizle bozuk kişilikler oluşturuyoruz. Merak ediyorum, dünyada başka kaç ülkede büyükler en büyük değerleri olan kendi çocuklarını bu şekilde yanlış politikalarla verimsiz insanlar haline getirebiliyorlar. Bu ülkede Milli Eğitim Bakanları ve YÖK genel kurulu ne yapı-yordur acaba?
Ayıptır ayıp. Birileri de bu önemli konuya kafa yorsun da bu işi de bir açsınlar. Ama diğer açılımlara benzemesin lütfen.