Son günlerde ülkemiz gündemi “çift dillilik”safsatası ile meşgul olmaktadır. PKK’nın meclisteki temsilcilerinin talepleri akıl almaz boyutlara ulaşmıştır. Kutsal meclis çatısı altında anayasa ihlali yaparak Kürtçe konuşmalar, ikinci dil, ikinci bayrak ve ayrı bir özel kuvvet talepleri bu toprakların her karışını şehit kanı ile sulamış bu milletin yüreğini ne kadar sızlatıyor acaba? Ama görünen o ki bu konuda iyimser olmak epeyce zor. Ne yazık ki, bu millet TV. Dizileri ve boya posa oy vermekle meşgul.
İnsanların dillerini elbette konuşsunlar. Ama bunu resmi dil sıfatına sokmak bütün milletler için normal değildir. Eğer Kürtçe resmi dil konumuna sokulacak olursa, Türkçe ikinci dil olacak, doğudaki insanımız Türkçe konuşma ihtiyacı hissetmeyecek ve gelecekte doğudaki gençlerimiz ile batıdaki gençlerimiz konuşarak anlaşabilir halde olmayacaklardır. Bu talepler masumane talepler değildir.
TÜSİAD başkanı Ümit Boyner Diyarbakır’da Kürtçe konuşuyor plaket veriliyor, diğer tarafta Mersin’de bir sanatçı Kürtçe türkü söyleyemediğinden öldürülüyor. Sizce bu iş nereye gidiyor dersiniz?
Demokrasi gelecek diye anayasa değişikliğine “evet” dediniz. Daha doğrusu bana göre kandırıldınız. Demokrasi olacaksa herkese olmalı. Ama vergiyi veren, şehidi veren sana demokrasi yok, vatan hainlerine demokrasi var. Sizi bilmem ama demokrasi dedikleri buysa ben böyle demokrasi istemiyorum.
Değerli dostum; parti liderlerinden tutun da kanaat önderi durumundaki herkes bu ülkede sözlerine ve davranışlarına çok dikkat etmelidir. Eğer oy uğruna yanlışın karşısında sağlam duruş göstermezlerse, doğuda başka, batıda başka konuşurlarsa büyük vebaldedirler. Oy ve menfaat uğruna ideallerinden vazgeçen, koltuk sevdasını vicdanlarının önüne geçirenleri gelecek nesillerimiz nasıl anacaklar acaba?
İnsanlar asaletlerinin gereğini yaparmış.”Asil azmaz, bal kokmaz.”demiş atalarımız. Şimdi anayasanın değişmez hükümlerinin de değişebilir olmasını savunanlar var. Bütün bu yayvan ağız-lıların asaletlerine ve soy kütüklerini araştırabilmiş olsanız içiniz kararır. Demek ki, onlar da asaletlerinin gereğini yapıyorlar. Anladık, onlar kanlarının gereğini yapıyorlar da, dünyanın en kutsal kanına sahip bu asil milletin mensupları uykudan ne zaman uyanıp öz yurdunda garip bırakıldığını anlayacak acaba?
Emperyalizmin ve küresel sermayenin milletimize saldırısı her geçen gün artıyor. Ancak mutlaka bir gün saldırıya maruz kalan, mağdur olan bu millet uykudan uyanacak ve birlik beraberliğini sağlayacaktır.
Biz bu toprakları hep birlikte ve çok zor kazandık. Ayrımcılığın ve bozgunculuğun anlamı yoktur. Çocuklarımıza bırakabileceğimiz tek şey kimliğimizdir. Unutmayalım, milleti millet yapan üç unsur vardır. Bunlar, bayrak birliği, toprak birliği ve dil birliğidir. İşte adamların nihai hedefi budur. Bizler yıllardır, ne demişsek tarih bizi haklı çıkardı. Ancak ne hikmettir bu millete yeterince anlatamadık. Sanırım milletin genel meşguliyetleri farklı olduğu için.
Umarım, bir büyük musibet gelmeden bu Aziz Milletimizle Türkçe konuşur halde anlaşabiliriz. El ele, gönül gönüle…