Düşünüyorum da; Din büyüklerimizden olsun, Türk büyüklerimizden olsun günümüze kadar gelmiş hikayeler, doğru ile yanlışı ayırt etmemize yardımcı olabilecek en büyük değerlerden biri. Ben bunlardan birkaçını sizlere aktarmak istiyorum;
Her birisinden çıkartılacak o kadar çok ders var ki! Umarım en iyi şekilde değerlendirirsiniz. Millet olarak bunlara hepimizin ihtiyacı vardır.
“ÇARŞI PAZAR AĞALIĞI”
Behlül Dana bir gün Harun Reşit’ten bir vazife istedi. Harun Reşit’de ona çarşı pazarın ağalığını (denetimini) verdi. Behlül hemen işe koyuldu. İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı, hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncıya sordu: “Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk çocuğunuzla ağzının tadı var mı? “Adam her soruya olumsuz cevap verdi. Memnun olduğu bir şey yoktu.
Behlül bir şey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki, bütün ekmekler gramajında, fazla geliyor, eksik gelmiyor. Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı.
Bundan sonra başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşit’in huzuruna çıktı ve yeni bir vazife istedi.
Harun Reşit “Behlül daha demin vazife verdik sana; ne çabuk bıktın?” dedi. Behlül açıkladı:
-Efendimiz çarşı pazarın ağası varmış. Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanlarıtartmış, buna göre herkese hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış.
Umarım bu hikâye, ticaret ahlakından ve şükründen uzak kimselere bir şeyler verecektir. İşi rast gitmeyen, bir türlü ekonomisini düzeltemeyenlerin de kendi muhasebelerini yapmalarına katkı sağlar umarım. Adaletli günler diliyorum.