Bilindiği gibi ülkemizde faizler yüksek. Yıllık yüzde 40-42 civarlarında oranlar konuşuluyor.
Bu kadar yüksek oranları vermelerine rağmen son yılların en çok para kazananı bankalar.
Yüksek faiz ekonomiyi fena vuruyor. Faiz beklentisiyle insanlar parasını bankaya yatırıyor ve bir şey almak istemiyorlar.
İnsanların satın almak arzusu düşünce üretim, sanayi ve ticaret kesiminde işler duruyor. Mal satamıyorlar. Satamayınca üretmiyor ve alım yapmıyor.
Bazı sektörlerde son aylarda bir tane bile satış yapmayan ticaret erbabını biliyorum. Esnaf dükkanların önünde zaruri komşuculuk oynuyor.
Kiralar, nakliye, işçilik, vergiler ve birçok giderler yükselirken satış yapamayan esnafın durumunu düşünün.
Faizcilik, hazırcılık demektir. Üreticinin ve ticaretçinin cezalandırılması demektir.
Ayrıca dini saiklerimiz sürekli çiğnenip, normal hale getirilmektedir. Tembelliği de teşvik etmektedir.
“Sen üretme, işçi çalıştırma, mal alıp satma, paranı faize yatır, yan gel yat” demektir.
Vergiye gelince, zaten devlet faiz gelirlerinden yüzde 17 stopaj alarak vergiyi kaynakta kesiyor. Size kalan oran % 25. Ama ülkede enflasyon % 40-50 den aşağı değil. Yarı yarıya zarardasınız.
Değerli dostlar; Her zaman söylediğimiz gibi üretemezsek olmaz. Atalar boşuna dememiş” hazıra dağlar dayanmaz.” diye. Hazırcılığa alıştık, nereye gittiğimiz belli değil.
Adam, evini satmış faize yatırmış, evini satmış altın almış. Faizi yemiş, altın düşmüş. Evde gitmiş. Evi yeniden almaya kalksa maliyetlerden dolayı fiyatlar yükselmiş. Elde var sıfır.
Neticede faizler düşürülemezse hepimiz kaybediyor ve zarar ediyoruz.