Aziz Aslan

FRANSA İLE İLİŞKİLERİMİZ – Kocatepe Gazetesi

Aziz Aslan

7 Şubat 2012 Salı 02:00:00
  Türk Milleti, bir süredir Fransa ile Türkiye arasındaki gelişmeleri izliyor. Hâlbuki Türkiye ile Fransa arasında yüzyıllardır sürdürülen köklü ilişkiler sebebiyle, aramızda bizi hayrete düşürecek pek fazla bir şey yok. Bütün gelişmeler, dış politikanın doğasında mevcut olan şeyler.
Dünyanın belli başlı ülkeleri ki; buna Fransa’da dâhil, uluslararası hedeflere sahiptir. Bu hedeflerin tahakkuku için bazen mütekabiliyeti kendi lehine çevirmek gayesiyle, karşısında yer alan ülkenin yumuşak karnına saldırmak mubah olur. Bu sefer de böyle olmuştur ve Fransa yüzlerce yıllık kadim dostu Türkiye’ye yumuşak karnından saldırma cihetine gitmiştir. Bu nedenle karşımızda koskoca Fransa devleti ve onun bizim üzerimizdeki büyük menfaatleri varken, meydana gelen olayların faturasını, tek başına Sarkozy’e kesmek pek isabetli olmaz.
Türkiye ile Fransa’nın ilişkileri ve bunun sonucunda oluşan menfaat birliktelikleri, çok eskiye dayanmaktadır. Böyle olmasına rağmen, bir seçim öncesi; Fransa Anayasası ile Fransa’da kabul gören düşünce özgürlüğüne aykırı bir yasayı meclise getirmekte neyin nesi oluyor? Esas aydınlatılması gereken husus budur.
Stratejik müttefik veya ortak olup olmadığı konusunda bir türlü karar veremediğimiz ABD’de de, tıpkı Fransa gibi her nisan ayında buna benzer bir kâbusu yaşarız. Türkler Fransa sokaklarını arşınladıkları gibi protesto için Washington’da Beyaz Saray’ın önünde bağırıp dururlar. Nisan ayında gerilen ABD – Türkiye ilişkileri, mayıs ayı ile yaz havasına girer ve tüm buzlarda anında erir(!) gibi olur…
Onlar için Türkiye; hem bir kazanç kapısı hem de dünyanın geniş bir coğrafyasında büyük bir denge unsurudur. Bu denge onların menfaatleri için korunması gereken bir husustur. Bunu bozmak, dağıtmak veya zayıflatmak işlerine gelmeyecektir.
Onun için ne soykırımı inkâr yasasının ne de “one minute” in, bu gibi ülkelerle ekonomik ilişkiler aynen hatta artarak devam ettiği müddetçe pek bir önemi yoktur. Demek ki dün olduğu gibi bu günde, Türkiye’ye “hem seni sömürmeye hem de tokatlamaya devam ederiz” demeye getiriyorlar. Fransa’da soykırım yasasını Anayasa Mahkemesi’nde iptal ettirmek için yeterli imza toplanmışsa, Fransa’nın derinlerinde bir şeyler olmuş demektir. Aksini düşünmek bizi Fransa’nın muz cumhuriyeti olduğu sonucuna götürür ki; her halde öyle değildir.Bütün bunlara karşılık bizim ortalama vatandaşımız; dış politikadaki flaş gelişmeleri bir kahramanlık destanı olarak algılamakta ya da bunlar üzerinden destan yazmaya kalkmaktadır. “Son Paris Zaferi” gibi… Hâlbuki bu işlere kafa yoranların hepsi bunun böyle olmadığını bilir. Fransa istemezse değil bir imza almak bir virgül bile koyduramazsanız.
Türkiye’yi yönetenler ise daima dış politikadaki gelişmelerin, Türkiye’deki iç politikada prim yapması için destansı bir havaya bürünmesinden büyük memnuniyet duymuştur. Nihayetinde Türkiye’deki iktidarları politize olmuş vatandaştan ziyade, kararsızlığını son ana kadar koruyan sıradan vatandaşlar belirlediğine göre, dış politikadaki gelişmelerin iç yüzünü tüm çıplaklığı ile kamuoyunun önüne dökmek gerekir diye düşünüyorum.
Fransa ve İsrail başta olmak üzere ABD, İngiltere, Almanya, Rusya gibi ülkelerin Türkiye’deki yatırımlarına, maden işletmele-rine ve ülkemiz üzerinden elde ettikleri kazançlara iyi bakmak lazım. O zaman Fransa tarafından yapılmak istenilenleri ve de yapılan tornistanı daha iyi anlayabiliriz. Onun için siz siz olun aman sakin olun. Kimsenin dolmuşuna gelmeyin. Hep Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti için düşünmeye çalışın. Yoksa ülkemizin zenginliklerini kullanamayan ve bunları hep yabancılara kaptıran insanlar olarak kaybeden yine biz oluruz. Son söz; destanlara değil, gerçeklere bakın…

Yazarın Diğer Yazıları