Osmanlı Söğüt ve Domaniçe yerleşince babaları ölmüş üç yetişkin oğuldan birisi bey olacak, ama nasıl?
Anneleri Hayme Ana en büyük oğlu Sungur Tekin’i çağırır. Soru tektir;
-Bey olursan, obaya ne yapacaksın? Cevap; -Eski topraklarımıza geri dönmeliyiz.
İkinci oğlu Gündoğdu beyi çağırır aynı soruyu sorar ve aynı cevabı alır.
Üçüncü ve 19 yaşındaki Ertuğrul beyi çağırır aynı soruyu sorar. Ertuğrul beyin cevabı;
-İleri gideceğiz. Denizi geçeceğiz. Deryayı geçeceğiz. Devlet olacağız. Öyle de olur zaten.
Ertuğrul beyin yaptığı, hedef koymadır. Hayal projesidir. İleri gitmektir. Hedefi ve hayali olmayan hiç bir yol sonuca götürmez.
İnsanın kendisiyle ilgili, ailesiyle ilgili, yaşadığı şehirle ilgili, ülkesi ve milleti ile ilgili endişeleri, meşguliyetleri, hedefleri ve davası olmalıdır. Olmalı ki mücadele azmini kaybetmesin. Hedefi olmayan insan rotasız gemiye benzer ve rotasını rüzgar belirler.
Her insanın yanlışları olabilir. Bir anlık boşluğumuzda olmayacak hatalar yapabiliriz. Önemli olan hatayı anlayıp yapmayacak azim ve iradeyi toplayabilmek. İnsanların hemen hepsinin düşüp kalktığı zamanlar olur. Bu zorlukların aşılmasında dostlarının desteği ve duası önemlidir. Hedefte kararlı olmak esastır.
Hedef, insanı gevşetmez, diri tutar. Yüksek tempoda yaşamayı öğretir. O zaman kendinizi fazla dinlemez ve çok hasta olmazsınız. Ancak aile, özel ve sosyal hayatınızı zora sokabilir. Yani bir yerden kazanırken başka yerden kaybedebilirsiniz. Karlı mı, zararlı mı olur bilinmez. Bu dünyada Cenneti yaşayan gördünüz mü? Yani mutlu olmak çok da kolay değil.
Hedefi olup onun peşinde koşturmak başarıyı getirir, ancak her başarı huzuru getirmeyebilir.
Haydi rastgele.