Aziz Aslan

İSRAİL ve BİZ

Aziz Aslan

Ortadoğu’da yine anlaşılması zor bir şeyler oluyor. Sertleşmeler olup dururken bir bakıyorsunuz ortada kayda değer bir şey yok ama yumuşamalar başlamış. Bunların temelinde yatan faktörün bazı güçlerin ortadoğudaki kaynakları ele geçirmek ve İsrail devletini bölgeye hâkim kılma amacı olduğu bellidir. Ülkemizde çıkartılan terör olaylarının nihai amacı da budur.
Güncel dış politikamıza baktığımızda ülkemizin uyguladığı pasif politikadan vazgeçilerek aktif bir tutum sergilemeye başladığı özellikle bölgesel bir aktör olduğu veya olmaya çalıştığı konusundan bahsedilmektedir. Bu bağlamda İsrail’le olan ilişkile-rimize ayrıca bir yer açmak gerekmektedir.
Yahudiler bin ikiyüzlü yılların sonlarından baş-layarak önce İngiltere sonra Fransa ve bin dört yüzlü yılların sonlarında ise İspanya’dan kovulmuşlardır. Bu Yahudilerin bir kısmı Osmanlı devletine sığınmıştır. Sürekli olarak nüfusları artan Yahudiler arasında zamanla Osmanlı devletinde önemli yerlere kadar yükselenleri mevcuttur.1600’lü yıllardan itibaren farklı emellere yönelmeye başlamışlardır.1948 yılına kadar gerek Osmanlı gerekse Türkiye Cumhuriyeti içerisinde varlıklarını (gerek benlik anlamında gerekse nüfuz anlamında) sürekli arttırarak sürdürmüşlerdir.1948 yılında kendilerince “kendilerine vaat edilen” kutsal topraklarda devletlerini kurmuşlardır. Bizim konumuz bundan sonra başlamaktadır. İsrail devleti fiilen kurulduktan sonra büyük İsrail i kurmak için 2.aşamaya geçilmiştir. Nedir bu 2.amaç? Üzerinde dikkatle durmamız gereken ve hafızalarımızda yer etmesi gereken şey şudur: İsrail devletinin kurulmasından önce ve kurulduktan sonra yapılan Yahudi konseylerinde sıkça dile getirilen ve İsraillin olmazsa olmazlarından birisi olan “İsrail devletinin bölgesindeki devletlerin küçük devletçikler olması gerektiği” düşüncesiyle dış politikasına yön vermesidir.
One munite, Mavi Marmara, Gazze derken acaba unuttuğumuz şeyler yok mu? Bir teröristin “bizi İsrailliler eğitti” itirafını nasıl karşılayacağız. Mavi Marmara olayından özür beklerken teröristin itiraflarından hareket edip dün avrupanın ikinci sınıf insan muamelesi yapıp topraklarından sürdüğü İsrail’e ne diyeceğiz? Acaba Mavi Marmara, One Munite İsrail’in Türkiye için ürettiği suni politika mı yoksa gündem saptırmak mı? Bugünlerde İsrailin yaptığı kanlı baskının tazminatı ödeyeceği ve özür dileyeceğinın gündeme gelmesi de ilginç değil mi?
Unutmadan bu konunun özrü olmaz özür değil hesap vermeliler. Biraz da bu konuda hassasiyet di-yoruz hakkımızı istiyoruz. Ayrıca da yardım gemisinde çocukların ve kadınların bulunması da çok düşündürücüdür. Bas bas bağırmalar, ekranlarda nara atmalar istemiyoruz. İsrail’in bu yaptığı bölgesinde devletçikler istemesi adına attığı adımlardan sadece birisidir. Devletlerarası arabuluculuk yapalım ve bölgemizde söz sahibi elbette olalım. Ama en önemlisi oradan oraya uçup ülke gerçeklerini de hava da bırakmayalım.

Yazarın Diğer Yazıları