Bugün hoş olmayan ama büyük yaramız olan madde bağımlılığını konu edelim. Bana göre ülkemizin hatta dünyanın en önemli problemlerinden birisidir bu konu.
İnsanımızı ve geleceğimizi bağımlılığa kurban ediyoruz. Kullandıkları birbirinden farklı malzemeler onları normal düşünemez ve çalışamaz hale getiriyor.
Bağımlı olan bir insandan verim beklemek mümkün değildir. İş güç, eş, çocuk sahibi olması da kolay değildir. Bağımlı sayısı çoğaldıkça toplum çürümeye gider.
“Allah korusun” temennisi ile başlasak ta çevre faktörü, özenti, kötü arkadaş, işsizlik, geçimsizlik, aile huzursuzluğu veya dağılmış aileler ve bu işten para kazanan vampirler sebebiyle zararlı akımların tuzağına düşen gençlerimiz her geçen gün çoğalıyor.
Neredeyse her aile ve akrabaları, bu belaya bulaşmış gençleri kurtarmakla meşguller.
Ailelerin ihmali olsa da yaygınlaşan bu tehlikeden korunmak ta zorlaşıyor. Çünkü küreselleşen toplumda ve küçülen dünyada, sosyal medyanın da acımasızca geliştiği bir ortamda gençleri kontrol altında almak kolay değildir. Bu şekilde çaresizlik içinde mücadele veren aileleri biliyorum. Allah onlara da sabır versin.
Biliyoruz ki bu kötü alışkanlık neredeyse köylere kadar inmiştir.
Bu durum kötüye giden ülke gerçeğimiz. Tehlikeyi görmezden gelemeyiz.
Peki ne yapmalıyız?
Öncelikle devletimiz ve bağlı kurumlarımız acilen bunun için çözüm aramalıdır. Uyuşturucu ile mücadele etmek için Bakanlıklar, Emniyet, Valilik, Belediye, Üniversite, Sosyal hizmetler, Diyanet, dernekler, vakıflar, gönüllü kuruluşlar gibi bütün kurumlar birlikte çalışmalıdır.
Bu işin şakası yok dostlar. Lafla olacak iş değil.
Siyasiler de birbirleriyle didişip, fotoğraf çektirmek yerine bu önemli konuya çözüm aramalılar.