30 Mart 2011 Çarşamba 03:00:00
Ülkemizde Çocuklarımızın eğitim, geleceğe hazırlanması kısaca, eğitim-öğretim işleri, adında “MİLLİ” kelimesi olan Milli Eğitim Bakanlığı’nın eliyle yürütülmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı, belirli aralıklarla Milli Eğitim Şurası toplayarak, eğitime yön verecek strateji ve politikaların kararların alınmasını sağlar. Tavsiye niteliğindeki kararlara bakanlık bir plan çerçevesinde hayatiyet kazandırır. Talim Terbiye Kurulu eğitim-öğretim konusunda eğitim politikalarının hayata geçirilmesinde, ders programları yapılmasında ve bu programlar çerçevesinde kitapların hazırlanması da başta olmak üzere, geniş bir alanda bakanlığın bir birimi olarak çalışır. Öğretmen yetiştirilmesi, istihdamı ilgili birimlerin koordinesiyle yürütür. Yapılan bütün çalışmalar 1739 Sayılı Temel Eğitim Kanununda belirtilen Türk Milli Eğitiminin Genele Amaçları çerçevesinde yapılması zorunludur. Bu Amaçlardan ; “Madde 2 – Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,1. (Değişik: 16/6/1983 – 2842/1 md.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçi-liğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;” Demektedir.
Eğitim Planlılık isteyen bir alandır. Ciddi Eğitim Planlayıcıları bakanlığını her türlü faaliyetlerini planlar. Öğretmen yetiştirme işi Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) ile koordine edilerek Üniversitelerin ilgili Fakültelerinde ve ihtiyaca göre yapılır.
Yukarıda söylediklerim olması gerekenlerdir. Ama adında Milli olan bir bakanlığın başında bir avukat hanım bulunmaktadır. Eğitimle, okullarla ilgisi ancak olsa olsa eğitim gördüğü okullarda, öğretmenlerinden gördüğü kadardır. Herhangi bir bilgi ve tecrübesinin olduğu düşünülemez. Bunu nereden biliyorsun diye bir soru sorabilirsiniz. Açıklayayım: Yukarıda yazdığım Kanunundaki amaçları görmezden gelerek, geçtiğimiz Kasım Ayında Milli Eğitim Şurası toplamış Ankara’da. Toplumun değişik kesimlerinden davet edilen katılımcıların arasında, kendilerinin bakışını, AKP nin açıkça ortaya koyamadığı ancak,yandaş kalemlerin bölücülerin sık sık dillendirdiği Okullarda törenlerde söylenen “Andımız,İstiklal Marşımız” dan rahatsızlıklarını, sözde şura katılımcıları,özde amacı belli olan katılımcılarca, ustaca gizleyerek, şura kararları arasına (32. Maddeye törenlerin yapılma mecburiyetinin kaldırılması) sıkıştırılmıştır. Başta Türk Eğitim-Sen gibi milli duyarlılığı olan kurumlarımız ve insanlarımızın tepkisi üzerine, bunu uygulamayacaklarını belirtmişlerdir. Ama amaçları bellidir.
Bir başka konu Öğretmen yetiştirme politikaları ve istihdamıdır. Burada da bir aymazlık görülmektedir. Binlerce öğretmen açıkta atanmayı beklerken, bazılarını sözleşmeli atayarak onları da mağduriyet içine sokarken, atanma bekleyen binlerce İngilizce Öğretmeni dururken, Milli Eğitim Bakanının “Dışarıdan 40 bin yabancı İngilizce öğretmeni getirme” projesi, milli kimliğimizin ne denli tehdit ve tehlike altında olduğunu göstermektedir. Çünkü bu proje masum bir “İngilizce Dil Öğretimi” değil, aslında Türk Devletinin Milli yapısının çözülmesi için sinsice hazırlanmış bir yıkım projesidir. Çünkü gelecek öğretmenler kendi kültürü ve görevlendirildikleri merkezlerin talimatıyla bir “Ajan” gibi çalışarak, Milletimizin yok olması için son darbeyi vuracaktır. Yabancı dili öğretmeliyiz ama bu şekilde değil. Buradaki tehlikeyi bütün milletimiz görmeli ve karşı çıkmalıdır. Bu anlayış bir gayrı milliliktir. Bu karar müstemleke anlayışının canlı bir tezahürüdür.
Buradan ilan ediyorum ki; Aklı başında her Türk insanını, Türkiye dışından getirilecek İngilizce öğretmenleri projesine karşı çıkmaya, Milli Eğitim Bakanlığını hasbelka-der işgal eden Nimet Çubukçu’ya ve hükümetine de gerekli dersi de seçimlerde vermelerini bekliyorum.
Ülkemizde Çocuklarımızın eğitim, geleceğe hazırlanması kısaca, eğitim-öğretim işleri, adında “MİLLİ” kelimesi olan Milli Eğitim Bakanlığı’nın eliyle yürütülmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı, belirli aralıklarla Milli Eğitim Şurası toplayarak, eğitime yön verecek strateji ve politikaların kararların alınmasını sağlar. Tavsiye niteliğindeki kararlara bakanlık bir plan çerçevesinde hayatiyet kazandırır. Talim Terbiye Kurulu eğitim-öğretim konusunda eğitim politikalarının hayata geçirilmesinde, ders programları yapılmasında ve bu programlar çerçevesinde kitapların hazırlanması da başta olmak üzere, geniş bir alanda bakanlığın bir birimi olarak çalışır. Öğretmen yetiştirilmesi, istihdamı ilgili birimlerin koordinesiyle yürütür. Yapılan bütün çalışmalar 1739 Sayılı Temel Eğitim Kanununda belirtilen Türk Milli Eğitiminin Genele Amaçları çerçevesinde yapılması zorunludur. Bu Amaçlardan ; “Madde 2 – Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,1. (Değişik: 16/6/1983 – 2842/1 md.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçi-liğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;” Demektedir.
Eğitim Planlılık isteyen bir alandır. Ciddi Eğitim Planlayıcıları bakanlığını her türlü faaliyetlerini planlar. Öğretmen yetiştirme işi Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) ile koordine edilerek Üniversitelerin ilgili Fakültelerinde ve ihtiyaca göre yapılır.
Yukarıda söylediklerim olması gerekenlerdir. Ama adında Milli olan bir bakanlığın başında bir avukat hanım bulunmaktadır. Eğitimle, okullarla ilgisi ancak olsa olsa eğitim gördüğü okullarda, öğretmenlerinden gördüğü kadardır. Herhangi bir bilgi ve tecrübesinin olduğu düşünülemez. Bunu nereden biliyorsun diye bir soru sorabilirsiniz. Açıklayayım: Yukarıda yazdığım Kanunundaki amaçları görmezden gelerek, geçtiğimiz Kasım Ayında Milli Eğitim Şurası toplamış Ankara’da. Toplumun değişik kesimlerinden davet edilen katılımcıların arasında, kendilerinin bakışını, AKP nin açıkça ortaya koyamadığı ancak,yandaş kalemlerin bölücülerin sık sık dillendirdiği Okullarda törenlerde söylenen “Andımız,İstiklal Marşımız” dan rahatsızlıklarını, sözde şura katılımcıları,özde amacı belli olan katılımcılarca, ustaca gizleyerek, şura kararları arasına (32. Maddeye törenlerin yapılma mecburiyetinin kaldırılması) sıkıştırılmıştır. Başta Türk Eğitim-Sen gibi milli duyarlılığı olan kurumlarımız ve insanlarımızın tepkisi üzerine, bunu uygulamayacaklarını belirtmişlerdir. Ama amaçları bellidir.
Bir başka konu Öğretmen yetiştirme politikaları ve istihdamıdır. Burada da bir aymazlık görülmektedir. Binlerce öğretmen açıkta atanmayı beklerken, bazılarını sözleşmeli atayarak onları da mağduriyet içine sokarken, atanma bekleyen binlerce İngilizce Öğretmeni dururken, Milli Eğitim Bakanının “Dışarıdan 40 bin yabancı İngilizce öğretmeni getirme” projesi, milli kimliğimizin ne denli tehdit ve tehlike altında olduğunu göstermektedir. Çünkü bu proje masum bir “İngilizce Dil Öğretimi” değil, aslında Türk Devletinin Milli yapısının çözülmesi için sinsice hazırlanmış bir yıkım projesidir. Çünkü gelecek öğretmenler kendi kültürü ve görevlendirildikleri merkezlerin talimatıyla bir “Ajan” gibi çalışarak, Milletimizin yok olması için son darbeyi vuracaktır. Yabancı dili öğretmeliyiz ama bu şekilde değil. Buradaki tehlikeyi bütün milletimiz görmeli ve karşı çıkmalıdır. Bu anlayış bir gayrı milliliktir. Bu karar müstemleke anlayışının canlı bir tezahürüdür.
Buradan ilan ediyorum ki; Aklı başında her Türk insanını, Türkiye dışından getirilecek İngilizce öğretmenleri projesine karşı çıkmaya, Milli Eğitim Bakanlığını hasbelka-der işgal eden Nimet Çubukçu’ya ve hükümetine de gerekli dersi de seçimlerde vermelerini bekliyorum.