Aziz Aslan

NEME GEREK – Kocatepe Gazetesi

Aziz Aslan

16 Temmuz 2012 Pazartesi 03:00:00
  Toplumumuzda iki kişinin bir araya gelerek yaptıkları kısa sohbetlerde bile neme lazımcı olmamızdan dert yanılır ve aslında böyle davranılmaması gerektiği belirtilir.
Evet doğru. Neme lazımcılık anlayışı sorumlu hareket anlayışının kıt oluşunun sonucudur.
Çevremize baktığımızda güncel hayatımızda bununla ilgili bir sürü olumsuz örnek görürüz.
İşyerlerinde, sokaklarda, resmi kurum ve kuruluşlarda gündüz bile gereksiz lambaların yandığını görürüz, ama ilgililere duyurup ikaz etmeyiz.
Parklar, bahçeler, fuarlar gibi umum yerlerde çevreyi kirleten insanları görür ama ikaz etmeyiz.
Trafiğe kapalı yola giren aracın şoförünü kapalı yola girdiğini görür yolun başında ikaz etmeyiz, yolun ortasına veya sonuna yakın trafik alt – üst olmuştur.
Vatandaş kuyrukta beklerken her gün yan masada çalışan memur arkadaşı ile saatlerce lüzumsuz sohbet eden kamu görevlisini ikaz etmeyiz.
Sigara molası diye polikliniğini bırakan doktorun iki saat sonra geldiğini, sonrada 5 hastayı 15–20 dakikada muayene ettiğini, aslında madem öyle bu iki saatlik sigara molasını 15 dakika sonra verseydi en azından her bir hastanın beş dakika muayene olabilmesi için iki saat beklemek zorunda kalmayacağı ve hastanelerin de bu derece çilehanelere dönüşmeyeceği ikazını yapmayız.
Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Toplumumuzda bir diğer vatandaşını güzel bir dille ikaz etme sorumluluğunu hissetmeyen “neme gerek” diye düşünenlerin sayısı arttıkça, israf, haksızlık, adam kayırma, rüşvet artacaktır.
Sırası gelmişken, tarihten de bir örnek verelim.
Cihan Padişahı Kanuni; aynı zamanda sütkardeşi olan evliyadan Yahya Efendi
Hazretlerine bir mektup yazar ve der ki:
“Ağabey; sen ilahi sırlara vakıfsın. Bize geleceğimizin ne olacağını haber ver! Neslimiz yok olacak mı? Olacaksa hangi sebepten ?”
Yahya Efendi mektubu okur ve; “KARDEŞİM NEME GEREK” diye iri harflerle yazıp gönderir.
Kanuni, mektubu okuduğunda şaşırır. Böyle önemli bir konuda nasıl ilgisiz kalır diyerek Yahya Efendinin dergahına gelir.
-Ağabey ! Ne olur gizlemeyip, cevap verin. Bizde ona göre hareket edelim.
Yahya Efendi tebessüm ederek cevap verir.
-Cevap verdik. Ancak sözümüz anlaşılmamış.
-Nasıl ?
-Ülkede haksızlık, adam kayırma, rüşvet yayılırsa, işitenler de “neme gerek” derse ve önlemeye çalışmazlarsa, koyunu kurt değil de çoban yerse, bilenler de söylemezlerse, muhtaçların gariplerin feryatları göklere çıkıp, bunları taşlardan başkası işitmezse; işte o zaman felaket başlar. Neslinin, devletinin yok olması o zaman vuku bulur.
Neticede, altı asırlık devlet bu sebeplerden yıkıldı, yok oldu.
Günümüzde “benim gemi kurtulsun, milletin gemisi ne olursa olsun.” diyen birçok insanın olduğunu biliyoruz.
Şairin dediği gibi;
“Sahipsiz Vatanın batması haktır,
Sen sahip çıkarsan bu Vatan Batmayacaktır.”

Yazarın Diğer Yazıları