Aziz Aslan

OSMANLI HATIRALARI – Kocatepe Gazetesi

Aziz Aslan

21 Ocak 2014 Salı 02:00:00
  Değerli okuyucularım bugün sizlere Reşat Ekrem Koçu’nun “Tarihimizdeki Garip Vak’alar” adlı kitabından aldığım ve iğrenç çıkarlar, mevkiler ve siyasi ikbal için birbirine asla düşmanlık yapmayan ve bu sayede 700 yıl yaşayan bir devletten alacağımız ders olduğuna inandığım bir hikayeyi aktarmak istedim.
Onyedinci asır başlarında Dalmaçya’nın Nadin kasabasında Sancak Beyi’nin ahırında uşak olarak çalışan on üç yaşında bir çocuk vardı. Herkes tarafından horlanan bu kimsesiz çocuğa bir gün, bir dul kadın acımış da çıplak ayaklarına kocasından kalma bir çift kocaman partal kundura giydirmişti.
O sırada Nadin’den bir vazife ile bir Kapıcıbaşı geçti. Sancak Beyi’nin konağında misafir oldu. Küçük ahır uşağının zeka ile parlayan gözleri ve kir tabakaları altında kaybolmuş güzelliği nazarı dikkatini çekti. Çocuğu yıkatıp temizlettikten sonra alıp İstanbul’a gatirdi. Onu saraya verdi. Enderunu Hümayun öğrencileri arasına katılan çocuğa, güzelliğinden ötürü Yusuf adı verildi.
Nadin’li Yusuf kısa bir zamanda yükselerek Kaptan Paşa oldu. Bir gün Nadin’e Kaptan Paşa’nın bir adamı geldi ve Sancak Beyi’ne mühürlü bir meşin torba verdi. Bu mektupta da şunlar yazılıydı: “Falan yerde oturan Marya isminde bir dul kadın vardır; bu torba, eğer sağ ise, Sancak Beyi’nin ve Nadin Kadısı’nın huzurunda o dul kadına verilecektir ve bir senet tanzim edilip bana gönderilecektir.”
Kadın sağ idi çok fakir düşmüş bulunuyordu. Kadı’nın ve Sancak Beyi’nin huzurunda Kaptan Paşa’nın torbası kendisine teslim edildi. Torbanın içinde bir çift kocaman partal kundura vardı ve içleri altın doldurulmuştu.
Yusuf Paşa yazdığı kısa mektupta: “Anacığım, bir kış günü, donmuş çıplak ayaklarına bu kunduraları giydirdiğin kimsesiz çocuk, ölünceye kadar seni unutmayacaktır.” diyordu.

Yazarın Diğer Yazıları