Aziz Aslan

Üzmek Ve Üzülmek

Aziz Aslan

İnsanlar, dostları ile olan ilişkilerinde üzmek ve üzülmek konusunda hassas davranmalı. Öyle hassas olunmalı ki üzmek ve üzülmek olmamalı. Bu sözü parola edinmişsek problem olmaz. Olsa da geçici durumdur.

Bunun için empati kurulmalı. Bencillikten uzak, sakin ve sabırlı olmalı. Kasıt aramamalıdır. Özür dilemeyi bilmeli, özrü de kabul etmelidir.

Ön yargıyla suçlama gayretleri, potansiyel suçlu görme hevesi ilişkilerin düşmanıdır. Haset etmemek, kin tutmamak lazım. Güzelliği görmek gerek. Hayal etmek ve adım atmak lazım.

Ancak, günümüz insanı yozlaşmanın sonucu tahammülde sabırsız oldu. Bencillik inatla birleşince çok kötü sonuçlar doğuyor. Ayrışma ve uyumsuzluk başlıyor. 

Oysa insanlar birbirlerini sevmeli. Çünkü sevmek güzeldir. Düşünmeli, hatırlamalı, özlemeli, merak etmeli. Sevemiyorsa da saygı göstermeli. Hani “sevgide serbestiyet, saygıda mecburiyet vardır.” deriz ya, işte olması gereken en azından tam burasıdır. 

Birbirini sayan ve sevenlerden farkına vararak yada varmayarak karşı tarafı üzen mutlaka kendisi de üzülmüştür. Bu böyle biline…

Birbirlerine saygı ve sevgide kusur etmeyenlerin ilişkilerinin tadına doyulmaz. Ne üzerler, ne de üzülürler. Hoş sohbet ikram ederler. En zor şartlarda dahi düşünülür, özlenir, aranır. İnsanın kızarken dahi özlem duyması da bunun sonucudur. Fiziki durumun, mesafenin, mevkinin, yaşın, eğitimin çok da önemi yoktur. Düşünce, maneviyat ve ruh önemlidir. 

Değerli dostlar; İnsan kusur ararsa mutlaka bulur. Kusursuz insan da yoktur. Önemli olan durumu kabullenmek, güzelliği ve iyiliği görebilmektir.

Zaman hızla geçiyor. Geldik ve gidiyoruz. Dünyanın boş işleri için birbirimizi hem üzüyor, hem de üzülüyoruz. Yıpratıyor ve yıpranıyoruz. Neyi paylaşamıyoruz?

Sonuç olarak, parolamız; “ Üzmek ve üzülmek yok” olsun.

Ama lafta olmasın, yapalım.

Ne dersiniz?

Yazarın Diğer Yazıları