Aziz Aslan

ZENGİN DAHA ZENGİN, FAKİR DAHA FAKİR

Aziz Aslan

7 Aralık 2010 Salı 02:00:00
  IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar Türkiye ekonomisindeki büyümeyi göklere çıkarıyorlar. Bu büyümenin nerelerde olduğunu Ekonomist Dergisinin araştırması otaya çıkardı; Türkiye’nin en zengin 100 ailesi, kriz sırasında servetlerini ikiye katladılar!
Listede yer alan kişiler arasında kendi jet uçaklarını, helikopterlerini kullanan işadamları da var. Otomobil olarak ta dünyanın en pahalı otomobillerine biniyorlar. Türkiye’nin en zenginleri genellikle yalılarda yaşıyorlar.
Bu yıl için en zengin hanelerin sayısının 2 bin 200 olduğu, bu hanelerde yaşayan fert sayısının ise 9000 olduğu tahmin ediliyor.
Geçen haftaki yazımda öğretmenlerle ilgili yapılmış olan bir araştırmayı sizlere aktarmıştım.
Sadece bu iki araştırma bile Türk ekonomisinin röntgenini çekmiş oluyor. Üretenin değil, parası olanın servetini ikiye katladığı bir düzen elbette işsizler ordusuna sebep olur. Bu işsizler ne yapacaklar? Ne yazık ki, çöplerden bir şeyler toplayacaklar.
Değerli okuyucum; bizi yönetenlerin “gayrisafi milli hâsılamız artıyor, fert başına milli gelir artı-yor.” dedikleri bu işte. Zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyor. Ortalamasını alınca da fert başına düşen gelir artıyor. Ama nerede bu gelir? Elbette ki zenginlerin cebinde. Toplam gelirin yüzde 80’i, nüfusun yüzde 20 sine yani zenginlere gidiyor. Gelirin geriye kalan yüzde 20 si de nüfusun yüzde 80 ine gitmektedir. İşte bizim gelir adaletimizde, gelir dengemiz de bu. Sizce bu durum çarpıklık değil mi?
Bu ülkede zenginin sıkıntısı zaten yok. Üretmeyen fakirin de sıkıntısı pek yok sayılır. Kömürle, odunla, yardımla, derneklerle işi götürmeye çalışı-yorlar. Ama ekonomiye katkı sağlayıp, geçimini mal ve hizmet üretmekle sağlamaya çalışan esnaf ve sanatkârımızın vay haline diyorum. İşte bunlar ortada sıkışıp kalıyorlar. Bürokrasi ve işlem kalabalığı, vergi dairesi, sigorta, iş kurumu, istatistik kurumu gibi birçok muhataba hesap vermek zorunda kalarak yanındaki çalıştırdıklarına da ekmek vermeye çalışmaktalar. İşte bu kadar zor şartlarda ekmek kazanmaya çalışanlar ülkemizin gerçek kahramanlarıdır.
Ülkemizin bu gerçekleri, din istismarıyla, başörtüsü konusuyla veya milletin kafasını karıştıran diğer konularla kapatılamaz.

Yazarın Diğer Yazıları