Bu yıl Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103. yıl dönümünü kutlayacağız. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, ülkemizin içinde bulunduğu coğrafyanın en önemli olaylarından birisidir. Tarihin akışını değiştiren bir oluşumdur. Aynı zamanda bir mucizedir. Öldü sanılan Türk milletinin bir diriliş destanıdır. Çevresindeki emperyalist güçlere, cehaletin pençesinde kıvranan krallıklara, aşiret devletlerine güçlü bir tokat, güzel bir örnek oluşturmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti akıl ve bilimin ışığında kurulmuş ve bu yolda ilerlemiştir. 100 yıl öncesinin kısıtlı imkânlarıyla çevresindeki ülkelere bir model oluşturmuştur. Cumhuriyetin bize kazandırdıklarını anlatsak bu yazımıza sığdıramayız. En önemli kazanımlarından birincisi eğitim alanında yapılan devrimlerdir.
Türkçemiz çok zengin dil olmasına rağmen uzun yıllar yabancı dillerin etkisinde bırakılmıştır. Şimdiki dil bilimcilerin görüşlerine göre Türkçenin Farsça ve Arapçadan daha zenginİ, ve harika bir cümle yapısı olduğu bildirilmiştir. Yönetici kadrosu tarafından kullanılan bu yabancı diller halk tabanına inememiş, halkımız güzel Türkçemizi konuşmaya ve kullanmaya devam etmiştir.
Bilim, edebiyat ve eğitim dillerinde Türkçemiz yeteri kadar kullanılmamıştır. Cumhuriyet'ten sonraki aydınlanma döneminde yazım ve okuma alanlarında kullanılmıştır. Batı dillerindeki eserler yeni harflerle Türkçeye çevrilmiş, okuma yazma oranı hızla yükselmiştir.
Ekonomik alanlarda, Sümerbank Etibank gibi kuruluşlarla, demiryollarıyla hızlı bir kalkınma ivmesi yakalanmıştır. Cumhuriyet'in 10. yılında en yüksek kalkınma hızı yakalanmıştır.
Bayındırlık ve tarım alanlarında da çok güzel işler yapılmıştır. Bunlara en güzel örnekler Ankara'nın şehircilik planları ve Atatürk Orman Çiftliği'dir. Ne yazık ki Atatürk'ün ölümünden sonra bu güzel işleri devam ettirme becerisini gösteremedik. Bugün yaşadığımız sel felaketleri, trafik keşmekeşi, tarım ve yeşil alanların talan edilmesi sorunlarıyla uğraşıp duruyoruz.
Cumhuriyet'in değerlerine ihanet ettik. Atatürk Orman Çiftliği'ni betonlaşmaya açtık. Kırsal alanlardan şehirlere düzensiz ve imarsız göç hem kırsal alanları hem de şehirleri yaşanmaz hâle getirmiştir. Çok katlı binalar, insanların sosyal yaşantılarını bozmuş psikolojik sorunlar yumağı hâline getirmiştir.
Şimdi Türkiye yüzyılı diyenler boşuna övünmesinler. Esas Türkiye yüzyılı Cumhuriyet'in ilk yüzyılıdır.
Son zamanlarda Cumhuriyet değerleri yok edilmiş, doğası tahrip edilmiş, eğitimi yozlaşmış, ahlaki değerleri erozyona uğramış bir toplum hâline gelmişiz. Yirmi-otuz yıl önce iyi bir ortaokul ve liseden mezun olanlar. şimdiki üniversite mezunu öğrencilerden daha bilgili ve donanımlıydı. Dinî değerler amacının dışında kullanılmış dinsiz, bilgisiz ahlaki çöküntü içinde bir gençlik oluşmuştur. Bu durumun oluşmasında toplumun tüm kesimleri sorumludur.
Atatürk gibi umudumuzu diri tutma kendimize güvenmeliyiz.
Toplum okumalı, araştırmalı, bilinçli hareket etmek zorundadır.
Halkımızın yaşam felsefesi konut fiyatlarıyla-araba fiyatlarının arasında olmamalıdır.
Biz Cumhuriyet'in değerini bilemedik. Bize sunduğu fırsatları yeterince değerlendiremedik.
Türkiye Cumhuriyeti'nin 103. yılı kutlu olsun.