Ankara’daki Afyonkarahisarlı hemşehrilerimizin STK olan Afyonkarahisar Kültür ve Turizm Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı olduğu yıllarda, hem Kara Kuvvetleri Komutanlığı, hem de Genelkurmay Başkanlığı yaptığı dönemlerde değerli hemşehrimiz Orgeneral İlker Başbuğ’u iki kez, makamında ziyaret edip, görüşebilme olanağı bulmuştum. O arada yaşamını zaman zaman Belçika’da ve Türkiye’de sürdürmekte olan, Emirdağlı hemşehrim Ramazan Kubat (yani, ses sanatçısı Kubat) askerlik hizmetini yapmaya başlamıştı.
Kubat gibi yaşamını Belçika-Ankara arasında sürdüren ses ve saz ustası hemşehrimiz Fakı Edeer telefonla arayarak, Kubat’ın askerlik hizmetini yaparken, musikiden de kopmaması bakımından, bir Ordu Evine atanması hususunda destek olmamızı istedi.
Ben hemen bu talebi, Genelkurmay Başkanı Sayın Org.Başbuğ’a ilettim. Bir süre sonra da Kubat Doğu Anadolu Bölgemizdeki bir Ordu Evi’ne görevlendirildi. Bu atamanın gerçekleşmesinde, başka birilerinin de payının olup olmadığını bilmiyorum.
Kısaca Kubat olarak bilinan ve tanınan bu değerli hemşehrim, 04 Ekim 1974 tarihinde Belçika’nın Anvers kentinde Dünyaya geldi. Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesine bağlı Karacalar köyünden Belçika'ya göç eden bir ailenin çocuğudur. Babası Alevi, annesi ise sünni inanç sistemlerine bağlı olan Kubat, her iki inanca da bağlı olduğunu ifade etmektedir. Dedesi de Alevi olan Kubat'ın amcalarından biri hafızdır; diğer amcası Şemsettin Kubat da şairdir ve âşıklar arasında “Yoksul Derviş” olarak tanınmaktadır. Sanat yaşamında yalnızca "Kubat" adını kullanmaktadır.
Musiki çalışmalarına beş yaşında, babasının hediye ettiği cura ile başlamıştır. İlk gençlik yıllarında Belçika'daki kiliselerdeki ayinlerde ilahi okumuş ve müzik kariyerinin ilk adımlarını burada atmıştır. Kendisini doğu ile batı müziğini birleştirecek bir misyoner olarak tanımlamaktadır.
Klasik gitar ve solfej eğitimi de alan Kubat, 1995 yılında Türkiye'ye gelmiş, Batı müziği eğitiminin ardından Türk halk müziği alanına yönelmiştir.
Sanat yaşamında yalnızca "Kubat" adını kullanmakta olan Ramazan Kubat’ın, 1996 yılında “Kubat" isimli ilk albümü yayımlanmış ve bugüne değin sekiz stüdyo albümü çıkarmıştır.
1997 yılında yayımlanan "Bugün" albümüne adını veren şarkı, Yıldız Tilbe ile düettir. 2000 yılında çıkardığı "Arşiv 1-2-3" albümünde, otuz beş anonim Türk halk şarkısı yer almış ve bu şarkılar için yöresel ağırlıklı klipler çekilmiştir. Albüm, her şarkı ile ilgili öykünün ayrıntılarını veren sekiz dilde hazırlanan seksen sayfalık bir kitapçıkla yayımlanmıştır.
2002 yılında uluslararası ve çağdaş unsurları Türk gelenekleriyle harmanladığı çalışmalarını yansıtan bir konser düzenlenmiştir. René Giessen yönetimindeki senfoni orkestrasıyla "Anadolu Güneşi" adlı konser Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilmiştir. 2003'te yayımlanan Lokman albümünde sanatçı Türk halk müziğini rock müzik, pop müzik, caz ve klasik müzik ile birleştirmiştir. "Halkalı Şeker", "Fidayda", "Tanrıdan Diledim", "Karadır Kaşların", "Yas" ve "Al Ömrümü", en çok dinlenen eserleri arasında yer almaktadır.
Aldığı Ödüller:
*1998 yılında 4. Kral TV Video Türk Halk Müziği Erkek Sanatçı ödülü,
*2011 yılında 17. Kral Kral FM Türk Halk Müziği Özel Ödülü,
*2011 yılında Rol aldığı yapımlar arasında "Eyyvah Eyvah 2"
*2013 Leyla ile Mecnun,
*2014 Güldür Güldür,Arkadaşım Hoşgeldin
*2020 Kalk Gidelim"
*2021 ve 2023 Şarkılar Bizi Söyler
*2026 Gassal
Kubat, peşpeşe aldığı ödüller ile birlikte, peşpeşe yayımlanıp, piyasaya sürülmüş olan şu albümleriyle de, musiki Dünyamızda kendisine, bundan sonra asla silinmesi mümkün olmayan büyük bir başarıya imza atmış bulunmaktadır.
Kubat (1996), Bugün (1997), Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk Bir Ölüm (1999), Arşiv 1-2-3 (2000), Lokman (20003), Yare Doğru (2005), Gönül Dağı (2007), Kubat (2008), İnce İnce (2010), İyi Olacaksın (2013). Proje (2015), Al Ömrümü (2017), Türküyüz (2018), Koca Dünya (2022).
Kubat’ın Müzik videoları da şunlar:
"Esme Deli Rüzgâr", "Kara Ağaç", "Dermanımsın", "İnce İnce", "Halkalı Şeker”, "Türküyüz". "Yar Yarası" ve "Dağların Arkasında Yar"…
Ve Kubat Filmografisi
*2026: Gassal
*2021-2023: Şarkılar Bizi Söyler
*2020: Kalk Gidelim
*2014: Arkadaşım Hoşgeldin
*2013: Güldür Güldür
*2013: Leyla ile Mecnun
*2011: Eyyvah Eyvah 2
***
Yaşam süreci içerisinde çeşitli muhabir ve yazarlar, Kubat’la söyleşiler yapmış ve yayımlanmışlardır. Bunlardan yaptığım şu alıntılar, onun yaşamı hakkında bilgiler edinmemizi sağlamaktadır.
-Türkülerin sevilen sesi Kubat, bir deyiş söyledi mi yürekten söylüyor. Annesi Sünni, babası Alevi olan Kubat, kendisini de 'Ben her ikisiyim.' diyerek tanımlıyor. Hayatın hiçbir aşamasında ayrımcılığı sevmediğini söyleyen sanatçı, ayrı gibi görünen şeylerin aslında aynı olduğunu ifade ediyor.
Size Kubat değil de Ramazan diye hitap etsem üzerinize alınır mısınız?
Kubat'ı tanıyorum, çocukluğumdan beri bunu kullandığım için Ramazan bana yabancı geliyor.
Kubat soyadınız, esas isminiz Ramazan. Ramazan ismini kaç yaşına kadar kullandınız?
On yaşına kadar kullandım ama 25 seneden beri duymuyorum. Mikrofonu elime aldığımdan beri soyadım hem sanatçı ismim oldu ve kaldı. Allah'tan kendi soyadımız.
Yeni albümünüz 'İnce ince' görücüye çıktı. Tepkiler nasıl?
Muhteşem, 'beklenen albüm geldi' durumu vardır ya biraz öyle oldu. Bu albüm repertuvarıyla, heyecanıyla diğer albümlere fark atıyor. İçime sinmeyen hiçbir parçayı bu albüme koymadım. Küçük bir çocuğun heyecanı ile olgun bir adamın tecrübesi bu albümde birleşti.
'Genç türkücü' diye çıkış yapmıştınız, artık olgunluk evresine geldim mi diyorsunuz?
Ama şimdi yaş 35 oldu ve tecrübelendik, o yüzden de olgun diyorum. Ama tecrübelenip heyecanı ıskalamadığımı da vurgulamak istiyorum. Yoksa ben 30 yaşında da olgundum, erken başladı benim olgunluğum.
Sizi erken olgunlaştıran ne oldu?
Ben çok neşeli bir insanım ama gurbette doğup büyümüş olmak hiç kolay şeyler değil. İki kültür arasında gel-gitler yaşıyorsun. Bir derbederlik oluyor, oradan bir sıyrılmanız; evi, dışarıyı anlamak gerekiyor. Bizim jenerasyon Avrupa'da biraz kayıp jenerasyon. Bu yüzden soruları biraz erken sormaya başladım ve erken olgunlaştım. Allah'tan evde sanat vardı. Sanat insanların içini güzelleştiriyor, vizyonunu genişletiyor. Şu an dünyanın en huzurlu insanıyım diyebilirim. Bunu söyleyebildiğiniz zaman derbeder bir insandan daha derbeder, en neşeli insandan da daha neşeli oluyorsunuz.
'İnce ince' albümünü diğerlerinden farklı kılan ne?
En önemli farkı çocuksu heyecanımız, amatör ruhun acayip bir yansıması var bu albümde.
Bir röportajınızda 'Türkü yobazları var' demiştiniz…
Onlar 'Dış cepheye hiç dokunmayın, biz bu eserleri müzeye kaldırıyoruz.' diyorlar. Ben de diyorum ki 'Bu kadar güzel şeyi niye müzeye kaldıralım, sağlamlaştıralım, yoksa çöküp gidecek.'
İnsanlar sizi çabuk benimsedi. Kendinizi dinleyicisi garanti biri olarak görüyor musunuz?
Yok, hiç öyle düşünmüyorum, çünkü benim yarışım kendimle. Albümdeki şarkıları ben dinleyici olarak da seçiyorum. Yakışacağını düşündüğüm bazı parçalar bana göre yakışmıyor. Dinleyici olarak tamamsa 'tamam' diyorum. Ben bunu yaptım işte budur demiyorum. Albümde kendi ürünüm olacak diye bir şeyim yok çünkü öncelikle yorumcuyum ben.
'Yeni nesil sanatçılar arasında en geniş kitleye sahip olan benim.' demişsiniz.
En geniş derken sayı olarak söylemiyorum, dinleyici portföyü olarak söylüyorum. Gittiğim yerlerde genç arkadaşlarım tanıyor beni çünkü ben albüm yaparken onları düşünüyorum, hem de anonim müzik seslendirdiğim için 70 yaşındaki insan da dinliyor beni.
'Kubat ne söylerse olur' gibi geliyor insana. Kubat ne söylerse olmaz?
Ben hayatta boşluğa şarkı söyleyemem. Şimdi söyle desen söyleyemem, illaki bir enstrüman olması lazım. Hani vardır ya kapılıp şarkı söyleyen insanlar onlara bayılırım. Enstrümansız söylersem kendimi asla beğenmem, nefret ederim o durumdan. Efkarlanıp kendi kendime şarkı söylediğim çok azdır. Ama enstrüman olursa çalıp söylerim. Demek ki enstrümansız olmaz!
Anadolu çocuğu olarak tatillerinizde rotanız Anadolu mu olur?
Çok fazla tatil yaptığım söylenemez ama kendi köyüm var Anadolu'da. Enerji almak istediğim zaman Afyon Emirdağ Karacalar köyüne gidiyorum. Köyümü çok seviyorum, amcamlar var orada, evimiz de var. Güzel insanlar bulundukları yerleri de güzelleştiriyorlar. Amcam yıllardır köyde, eski hafızlardandır ve 40 yıldır o köyde ezan okuyor. O köyü yaşatıyor, ne kadar güzel saygı duyulası bir şey.
Çeşitli forum sitelerinde Alevi olup olmadığınız tartışılıyor...
Evet bunu soruyorlar. Bende Alevilik yarı yarıya. Baba tarafı Alevi anne tarafı Sünni, mikslemişler beni. Bizim köyde, çok enteresan, Alevi-Sünni ayrımı yok. Ama Aleviliğin ne olduğunu çok iyi bilirim çok da özümsemişimdir, fakat bir kimliği çok fazla ön plana çıkarmayı doğru bulmuyorum. Ehli Beyt sevgisi muhteşem bir şey. Deyişleri çok iyi okurum, içimde öyle bir ateş vardır! Anne tarafı da çok farklı. Ama aslında aynı. Ayrımcılığı hiç sevmiyorum, o yüzden de konuşurken dile getirmiyorum.
Macaristan ve Azerbaycan'da Kubat çeşmeleri var, gördünüz mü?
Görmedim göreceğim inşallah ama varlıklarını biliyorum.
Kubat hanlığından herhangi bir miras kalmış mı size?
Yok canım . Ama bir gün giderseniz köyümüze dedelerimizin yaptırmış olduğu Kubat kuyumuz, Kubat Camii'miz var, onları görebilirsiniz. Bizim köyde de Kubat çeşmesi var yani. Kent çocukları bilirler, bizim çocukluğumuzda türkü dinlemek ayıptı. Micheal Jackson, Madonna dinlemek zorundaydık. Kent türkücüleri bize türküyü sevdirdi.Ben de zaten bu sayede Kubat olabildiğimi düşünüyorum. Mesela senfoni orkestrasıyla sahneye çıkıyorsam özümden gelen gırtlağımı biraz frenlemeliyim. Orada çok otantik okursam, müziği berbat edebilirim. Gerçek anlamda etnik tınıyı Neşet Ertaş, Arif Sağ gibi ustalarımız yapmalı. Ben doğuyla batıyı birleştiren bir köprü olmalıyım. Lise yıllarımda yıllarca kiliselerde ilahiler okudum, klasik batı müziği ve gitar eğitimi aldım. Ama özümden gelen tınım da var. İkisini sentezlemek benim misyonum.
Türkiye'ye geleli dokuz sene oldu. Daha önceleri Belçika'da müzik grubumuz vardı. Türk çiftler, bizsiz düğün yapmaz, ne zaman müsaitsek o zaman evlenirlerdi. Gurbette ırk pek olmaz. Kenetlenme vardır. Köyden daha saf tavırlar gözlersiniz orada. Lazı, Kürdü, Egelisi, Trakyalısı hepsi aynı. Düğünlerde her birinin neyi sevdiğini çok iyi tecrübe ettik. Onların beğenileri, tepkileri, bizim için adeta okul oldu. 1995'in başında artık görünen köy kılavuz istemez dedik. Cihan Sezer'le, İsmail Berker'in desteğiyle ilk kaseti çıkardık.