Lozan'da görüşmelere ara verilen bir dönemde Mustafa Kemal Paşa eşi Latife Hanımla birlikte büyük bir yurt gezisine çıkmıştı. Bu gezi sırasında 15 Mart 1923 tarihinde Adana'ya da gelecek haberini alan Hataylılar, hazırlıklarını tamamlayarak, Adana'da Paşa'yı karşılamak üzere harekete geçmeleri gerekiyordu ve Atatürk Adana'ya geldi. Büyük Önderi karşılamak üzere
Hatay 'dan yaklaşık 200 kişilik bir grup Adana'ya gelmişti. Atatürk'ü karşılama sırasında siyah-
lara bürünmüş bir grup kadın içinde iki levhayı taşıyan ikişerden dört kız aniden ortaya çıkmıştı
ve ellerindeki bu iki levhada “Antakya ile İskenderun” ve “Gazi Baba bizi de kurtar” yazıları görülüyordu…
O arada Adana Öğretmen Okulu öğrencilerinden 19 yaşındaki Ayşe Fitnat, elinde yazılı bir
metin olmadan aşağıdaki nutku söylemiştir;
Selam sana ey şarkın hale-i ikbali büyük halaskarımız!
Hürmet sana ey İslamiyet'i kurtaran büyük Gazimiz!
Ey Zulümleri yıkan, mazlumları sevindiren Türk Kahramanı!
Ey ağlayan masum gözlerin, sızlayan Türk kalplerinin dermanı!
Kudümüyle bugün Adana'da yeni bir hayat tecelli ediyor!
Parlak bir ümidi istikbal doğuyor.
Fakat ve esefa ki,
Adana'nın güzel bir parçası olan
Zavallı Antakya ve İskenderun'da
Yüzbinlerce hemşeriler düşman çizmeleri altında sürünüyor,
Mini mini Türk yavruları boğazlanıyor!
Ey Ulu Gazi Bizi Kurtar!
Ey Ulu Gazi Bizi Kurtar!
Ey Ulu Gazi Bizi kurtar! İşte biz Antakyalı ve İskenderunlular
Sevinerek ayağının altında ölmek istiyoruz.
Eminiz ki ruhumuz sizi Antakya muhitine alacak,
Afitab-ı Kemal orada bütün güçle tecelli edecek.
Yaşasın Ulu Gazimiz!
Yaşasın Şanlı Ordumuz!
Yaşasın Büyük Türk Milleti!...
Orada bulunan dönemin ünlü yazarlarından İsmail Habib Sevük olayı şu şekilde anlatmaktadır;
“Bu sanki kelime şekline girmiş bir feryat, söz şekline girmiş bir hıçkırıktı. Söyleyen değil, inleyen o esmer kız, sanki vatandan ayrı kalan o beldelerin tekellüme gelmiş bir ruh, o beldelerin ağlayan ve ağlatan bir maneviyatıydı.
Paşa'nın gözü nemli, diğer bütün gözlerse, hıçkırarak belirtileri gösteren kirpiklerinden yuvarlanan katralar gibi, diğer bütün gözler, kadınıyla erkeğiyle, ihtiyarıyla, genciyle, zabitiyle, siviliyle hep ağlıyor, hep ağlıyordu. “Sanki bugün kafilenin ve bütün bu mahşeri izdihamın çalkalanan meserret havası bu Antakyalı ailenin baş özellikleri hıçkırığıyla anında bire uçmuş ve ciğerlerimize anında bire vatan mateminin havası dolmuştu… Tüm dikkatler, Büyük Önder’e yönelmişti.. Merakla ne diyecek diye bekliyoruz. Onun gözleri de önemliydi. Nemlenmişti… yoksa bize mi öyle gelmişti?...”
Yağmurda yıkanmış güneşli birer gök parçası mavilikte ışıldayan gözlerini bir an göğe dikti; “Kırk asırlık Türk Yurdu düşman elinde esir kalamaz. Bir gün gelecek siz de kurtulacaksınız”.
Mustafa Kemal Paşa'nın bu açıklaması artık Hataylılar için bir söz olmuştur. Ayşe Fitnat Atatürk'ü bu nutku ile çok etkilemiş ve Paşa'nın Mili Davası olan Hatay bundan sonra artık daha çok fikrinde ve fiiliyatta yer almıştır
O tarihte Ankara’da yayımlanmakta olan ve daha sonra adı “Ulus” olan Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, Mustafa Kemal Paşa'nın Adana'ya gelişi ile ilgili şunları yazmıştı:
“İstasyonda şehre kadar Adana yol bayraklarıyla kuşatılmış, zafer süslemeleriyle donatılmıştı. Caddenin iki yanında ahali cemiyetleri, mektepler ve asker kıtaları bulunuyordu. Mustafa Kemal Paşa'yı karşılayanlar arasında Fransa ve İran Konsolosları'yla birkaç Fransız zabiti de bulunuyordu. Sabahtan beri yağan yağmur henüz dinmişti. Mustafa Kemal Paşa ve Latife Hanımefendi halkın coşkulu tezahüratı arasında yürüdüler. Adanalılar, Mustafa Kemal Paşa ve Latife Hanım'ı seyre doyamıyorlardı. Gazi Paşa güzergâhlarındaki halka “nasılsınız, iyi misiniz arkadaşlar” iltifatında bulundu ve hanımlarla çocuklar tarafından candan kopan hayır duaları ile karşılandı. Yarı yolda ellerinde siyah bayraklar, göğüslerindeki siyah askerlerle esir Antakya ve İs-
kenderun yazılı 30 kadar hanım kız mevcuttu. Bu esnada Gazi Paşa'ya doğru ilerleyen bir kadının Mustafa Kemal Paşa'ya yönelik “Antakya ve İskenderun’u kurtarın Paşam” feryadı, göz yaşlarının hıçkırıklara dönüşmesine yol açtı.
***
Ayşe Fitnat Hanım'ın babası Antakyalı Affan Efendi'dir ve Ayşe Fitnat Hatay'ın işgali sırasında Adana'da lise eğitimine devam etmektedir. Ayşe Fitnat hanımın dikkat çekmesi sonucu Hataylılara göre Hatay'ın bağımsızlığı O'nun sayesinde olmuştur ve halkta Atatürk sevgisi onun sayesinde biçimlendirilmiştir.
Ayşe Fitnat Hanım'ın mezarı Şenköy'dedir. Ayrıca Adana Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi'nde Ayşe Fitnat Hanım ve beraberindekileri anmak için “Hatay Odası”kurulmuştur. Atatürk'ün Adana'ya gelişi her yıl 15 Mart'ta resmi törenlerle kutlanmaktadır.
1923 yılında Ayşe Fitnat Hanım'ın Mustafa Kemal Paşa'ya “Gazi Baba bizi” kurtar seslenişi, Adanalılar için gurur kaynağı olmuştur. Şenköylüler’in şu sözleri ise, artık slogan haline gelmiştir: “Şenköylüyaz, Hatay’lıyız!...”
Hatay’ın Millî Mücadele kahramanlarından Şenköylü Ayşe Fitnat Hanım’ın hatırasını yaşatmak amacıyla ismi bölgedeki önemli yerlere verilmiştir. Adının verildiği başlıca mekânlar şunlardır:
Ayşe Fitnat Hanım Caddesi: Hatay'ın Antakya merkezinde, Akevler ve General Şükrü Kanatlı mahalleleri boyunca uzanan çok bilinen ve işlek ana caddelerden biridir. Kent hafızasında önemli bir yere sahip olan bu cadde üzerinde pek çok yerel işletme, Arasta Çarşısı ve Şair Mehmet Güneş Parkı gibi alanlar bulunur.
Adana Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi (Hatay Odası): Doğrudan Hatay sınırlarında olmasa da, Ayşe Fitnat Hanım'ın 15 Mart 1923'te Atatürk ile buluştuğu şehir olan Adana'daki müzede, onun ve beraberindeki heyetin anısını yaşatan özel bir "Hatay Odası" bulunmaktadır.
Ayşe Fitnat Hanım'ın doğduğu ve kabrinin yer aldığı Yayladağı Şenköy beldesinde de her yıl adına anma törenleri düzenlenmektedir.