Vaynahlar, Kuzey Kafkasya'da yaşayan Çeçenler ve İnguşlardan oluştuğu kabul edilen topluluktur. Ayrıca bugün artık varlığı sürmeyen pek çok boyun da Vaynah olarak adlandırıldığı bilinen gerçektir. Vaynah etnografyası, 1600 yıllık bir dönemde iç içe geçmiş evlilikler yoluyla pek çok Kafkasya halkı tarafından temsil ve kabul edilir.
Bunlar Çeçenler, Kistler, İnguşlar, Kumuklar, Avarlar, Dargiler, Laklar, Lezgiler,Tabasaranlar, Agullar, Rutullar, Sahurlar, Balkarlar, Karaçaylar, Nogaylar, Tatlar, Çerkesler ve Abazalardır. Ayrıca Gürcistan'da Vaynah dillerinden birini konuşan Batslar da Vaynah etnografyasının bir parçasıdır. Vaynah boylarının yüzyıllardan beri Kafkasya'da, bugünkü Çeçenya-İnguşya kuşağında yerleşik olduğu kabul edilir. Hülasa çoğu Türk kökenli olan bu halkların ortak adları “Vaynah”tır…
ÇEÇENLER
Kafkasya’nın kuzeydoğu kesiminde, Sunja ve Argun ırmakları civarında yaşayan yerli Kafkasya halkı,kendilerini Nohçi veya Nohço olarak adlandırırlar. Bu ad, Çeçenlerin Nohçmekhahoi adlı kabilesinden ve bu kabilenin topraklarından gelir.
Çeçen adı ilk kez 8. yüzyıl Arap kaynaklarında geçer. Yaygın bir geleneğe göre Rusçadaki Çeçen terimi, Çeçenler'in 1732’de Rus askerlerini yenilgiye uğrattığı Çeçen-aul köyüne dayanır. Ancak bunun yanlış olduğu, 1692’den önce Rus kaynaklarında Çeçen teriminin bulunmadığı, bu terimin muhtemelen Kabardeycedeki “Şaşen” adından geldiği sanılmaktadır.
Çeçenler, dil ve etnik köken bakımından Vaynahlar’a mensuptur. Topluluk, tarih boyunca pek çok güçlü devlete karşı sürdürdüğü silahlı direniş geleneğiyle tanınmıştır. Özellikle 19. yüzyılda Kafkasya'ya yönelik Rus askeri istilasına karşı uzun soluklu bir mücadele yürütmüşlerdir. 1944'te Sovyet (SSCB) yönetimi, Çeçen nüfusunu toplu olarak Orta Asya'ya sürgün etmiş; bu uygulama toplumun demografik yapısında kalıcı izler bırakmıştır.
Çeçenler, Rusya'ya bağlı bulunan Çeçenistan'ın yerli halkıdır. Ülke, 1994-1996 arasındaki kanlı savaşta büyük zarar görmüş ve kentler yıkıma uğramıştır. 1996 yılında Çeçen direnişçiler ve Ruslar arasında ateşkes imzalanmıştır. Ateşkese rağmen Rusya bölgeden elini çekmemiş, ekonomik ambargo uygulamış, gizli servisi vasıtasıyla çeşitli eylemler gerçekleştirmiştir.
Çeçen nüfusunun önemli bir bölümü özellikle Dağıstan ve Moskova gibi Rusya'nın başka bölgelerinde yaşamaktadır. Ayrıca, Gürcistan, Türkiye, Ürdün ve Suriye'de de büyük ölçekli Çeçen nüfusu bulunmaktadır. Bu nüfus, 1850'lerdeki Kafkas savaşları sırasında Çeçenistan'dan göç edenlerin torunlarıdır. Bu dönemde Rusların ele geçirdiği ve Çeçenistan ile Kuzey Osetya topraklarının bir bölümünü de içeren yerler İnguşetya olarak adlandırılmıştır. Çeçenler, 1944 yılında Sovyet lideri Stalin'in emriyle topraklarından sürülmüşler, ancak Stalin'in ölümünden sonra ülkelerine dönebilmişlerdir.
Nah kabileleri, Çeçenlerin ve İnguşların atalarıdır. Nahlar 16. yüzyıla değin dağlık bölgelerde yaşıyorlardı. Bu tarihten sonra ovalara inip yerleştiler. Bu tarih aynı zamanda bu halkların Müslümanlaştığı tarih olmuş ve milliyetçi hareketler gelişmeye başlamıştır. Ayrıca, bazı Çeçen milliyetçileri kökenlerini Urartulara dayandırmaktadır.
Çeçenler kendi dillerini Nohçi Mott olarak adlandırırlar. Kuzeydoğu Kafkas dilleri içerisinde Nah dilleri bölümünde yer alır. Nah dil ailesi grubuna ait diller şunlardır: Çeçen (Nohçi), İnguş (Ğalğay), Tuş-Kist (Batsoy)…Edebi Çeçence orta ova diyalekti üzerinde gelişmiştir. Çeçenler tarihlerinin çeşitli dönemlerinde Gürcü, Arap ve Latin alfabelerini kullanmışlar; 2008 itibarıyla resmi olarak Kiril alfabesine geçilmiştir. Vaynah endoetnimi 20. yüzyılın başında ortaya çıkmadan önce geleneksel olarak, dilbilimciler hem İnguşça ve hem de Batsça'yı Çeçence'nin lehçeleri olarak kabul etmişlerdir.
Anavatanlarında yaşayan Çeçenlerin çoğu İnguşça'yı kolaylıkla anlayabilir. İki dil tam olarak karşılıklı anlaşılabilir değildir ancak bir süre dili dinledikten sonra Çeçenler için İnguş dilinin anlaşılması ve öğrenmesi kolaydır.
Çeçenlerin İslam'dan önce tamamen kendine özgü dinsel gelenekleri ve inançları vardı. Tarımla ilgili çeşitli törenler düzenliyorlardı. Bunlar, yağmur törenleri, Gök Tanrısı Sela ve Tanrıça Tuşoli adına düzenlenen kutlamalar gibi törenlerdi. Çeçen toplumu, tukkhum adı altında örgütlenmiş, taeyp denilen 131 klandan oluşuyordu. Taeyp, Arapça kökenli bir sözcük olup ta'ife den geliyordu.Taeypler, paylaşılan toprak, kan bağı ve mevcut sıradan ilişiklere dayanıyordu; ancak savaş sırasında birkaç klan birleşebiliyordu. Taeypler, daha küçük topluluklara, yani garlara, garlar da nakiyelere ayrılıyordu.
Çeçenler Rusya Federasyonu içinde en az kentleşmiş topluluktur. Çeçen-İnguşya'nın yalnızca yüzde 39'u kentleşmiştir. Çeçenlerin yalnızca yüzde 24'ü şehirlerde yaşamaktadır. Grozni'nin çoğunluğunu oluşturan Ruslar ve İnguşlar daha fazla kentleşmiştir.
İslamiyet öncesi Gürcü etkisiyle kısmen Hristiyanlığı benimsemiş olan Çeçenler, daha sonra kitleler halinde İslamiyeti seçmişlerdir. İslam dini 16. ve 19. yüzyıllar arasında Çeçenistan'da yayıldı. Günümüzde Çeçenlerin çoğunluğu Müslüman'dır. Sünni İslam'ın Şafii mezhebine bağlıdırlar. Ancak yaygın olan inanç, Müridizm olarak adlandırılan tasavvuf anlayışıdır.
Çeçenler, Kuzey Kafkasya'da yaygın olan Nakşibendi ve Kadiriye tarikatlarına bağlı olan Çeçen ve İnguş sayısı giderek artmaktadır.
İNGUŞLAR
Kuzey Kafkasya halklarından İnguşlar, Rusya Federasyonuna bağlı İnguşetya Özerk Bölgesinde yaşarlar. Günümüzde İnguşların büyük çoğunluğu, Müslümandır ve Çeçence ile yakın akraba bir dil olan İnguşça konuşurlar. İnguşlar, Sovyet döneminde Çeçen-İnguşya Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti içinde Çeçenlerle bir arada yaşıyorlardı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Çeçenlerden ayrılarak İnguş Cumhuriyeti adı ile ayrı bir cumhuriyet oldular.
Bir inanışa göre İnguşların atalarının MÖ 10.000-8.000 yıllarından, Ortadoğu'daki Bereketli Hilal'den Kafkasya'ya göç ettiler. Ali-Yurt ve Magas yakınlarında bulunan ve MÖ 6000-4000 yıllarına tarihlenen çanak ve çömlekler, ayrıca taş baltalar, cilalı taş aletler, kap ve kacaklar, bu yörede çok eskilerden beri yerleşmelerin olduğunu gösterir.
İnguşların tarihi Çeçenlerin tarihi ile yakından ilişkilidir. Her iki halkın atalarının "Nakh"lar olduğu kabul edilir. 7. yüzyıl Bizans kaynaklarında Nakhların Kafkas Dağlarının yerli halkları olduğundan söz edilir. Nakhlar, 15. ve 16. yüzyıllarda dağlardan kuzeydeki ovalık alanlara inmişlerdir. 16. yüzyılda kuzey ovalık bölgelerdeki nüfusun çoğunluğu İslam dinini benimsemiştir. Bu kabileler, 18. yüzyılda Çeçen ve İnguş halkları olarak ayrılmışlardır.
İnguşlar, 1810 yılından itibaren Rusların yönetimi altına girmeye başladılar. II. Dünya Savaşı'nın sonlarında 23 Şubat 1944 tarihinde topyekûn, Nazilerle işbirliği yaptıkları ya da yapmaları olasılığı olduğu gerekçesiyle Kazakistan ve Sibirya'ya sürüldüler. Bu sırada İnguşların üçte ikisinin kırıldığı tahmin edilmektedir. 1950'lerde, Stalin'in ölümünden sonra, hakları iade edilen İnguşların 1957'de topraklarına dönmesine izin verildi.
Ne var ki bu sırada topraklarına Osetler yerleştirilmiş ve topraklarının bir bölümü de Kuzey Osetya'ya katılmıştı. Ülkelerine dönen İnguşlar, Osetlerin kötü muamelelerine maruz kaldılar. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra ve Ekim 1992'deki etnik çatışmalar sonrasında Kuzey Osetya'da Prigorodny bölgesinde kendi topraklarında yaşayan İnguşlar zorla yerlerinden edildiler.
İnguşlar, daha çok geleneksel kültürüyle zengin bir halktır. Efsaneler, destanlar, masallar, türküler ve fıkralar, bu geleneksel kültürün önemli yanını oluşturur. İnguş halkının geleneksel müziği, şarkıları ve halk dansları dikkat çekicidir. Deçkh-paundar İnguşların en ünlü çalgısıdır ve Gürcülerin panduri adlı çalgısını andırır. Halk arasında genellikle kadınların çaldığı ve akordiyona benzeyen kêğıt paondar, diğer önemli çalgılarıdır.