Milletimizin varoluş savaşında, tüm benliğiyle orada savaşan, yardım toplayan, çalışan ve hasta bakan anne, kardeş ya da eş kimliğiyle desteğini esirgemeyen kadın kahramanlarımız birçok alanda savaşa büyük ölçüde katkıda bulunmuşlardır.
Hafızalardan silinmeyen tarihimizin en büyük zaferinde cephede askerle omuz omuza veren yüce Türk kadınlarımızdan Erzurumlu Kara Fatma, Nene Hatun, Nezahat Onbaşı (Baysel), Mücahide Hatice Hanım, Halide Edip Adıvar, Safiye Hüseyin Elbi, Hafsa Valide Sultan, Aybüke Öğretmen, Çete Ayşe Efe, Fatma Bacı, Boğarık Hatun, Dağköylü Fatma, Domaniçli Habibe, Gamalı Fatma, Gördesli Makbule Efe, Hafız Selman İzbeli, Halime Çavuş, İğneli Pembe Çavuş, Halide Edip Adıvar, Kılavuz Hatice, Kurmancan Datka, Mebruke Hanım, Meryem Atmaca, Sakine Baturay, Saltunlu Mama Hatun, Şerife Bacı, Tarsuslu Adile Onbaşı, Tayyar Rahmiye, Yirik Fatma, Tomris Hatun ve Zeynep Mido Çavuş…
Çanakkale Savaşı'na Anadolu illerinde doğan askerlerin yanı sıra eski Osmanlı toprağı Kosova'dan gelen gönüllüler de katılır, sekiz tabur asker vatani görevlerini kanlarının son damlasına kadar gerçekleştirirler. Bu taburlardan biri Gora-Dragaş bölgesindendir; içinde de yalnızca erkekler değil, kadınlar da vardır!
Bu kadınlardan biri de Dragaşlı Zeynep Mido Çavuş'tur...
Zeynep Mido Çavuş ailesini Kosova'da bırakır, tek başına cepheye gider, şehit olur.
Bu hikayenin bir başka etkileyici tarafı, Zeynep Mido Çavuş'un o sırada bekâr ve gelinlik çağında bir kız olmasıdır.
Zeynep Mido Çavuş'un hikayesi Balkanlar’da Gora ve Dragaş'ta bugün bile, halâ dilden dile anlatılır.
Almanya ve Yeni Zelanda arşivlerinde savaşa katılan askerlerin mektup ve günlüklerinde "Türk kadın keskin nişancılardan" bahsettiği belirtiliyor.
Avustralyalı piyade er J.D. Davies, savaş sırasında annesine yazdığı mektupta keskin nişancı Türk kadınlarıyla ilgili şunları yazıyor:
"Benim de vurulduğum 18 Mayıs 1915 günü keskin nişancı bir Türk kızı pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyunca ateş etti ve çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak gün batmadan az önce onun bir Avustralyalı asker tarafından vurulmasına gene de çok üzüldüm. Güzel yapılı tahminen 19-21 yaşlarında genç bir kızdı. Genç kızın bedeninde tam 52 kurşun yarası vardı. Bu çok korkunç ve acımasız bir savaştı…"
Hastane gemisiyle İngiltere'ye götürülen bir İngiliz asker ise yanında bulunan gazeteciye şunları anlatmıştı:
"O, bir Türk kadın savaşçısıydı, durmaksızın saklandığı evden ateş ediyordu, evi boşaltıp teslim olmayı reddediyordu. Sonunda ele geçirdiğimizde yanında annesi ve çocuğu da vardı. Yakalanana kadar bir pencereden ısrarla ve özellikle de subaylarımızı hedef alarak ateş etmişti. Sanırım öldürdüğü bazı kurbanlarını sürgülemişti de…"
Savaşı izleyen bir gazetecinin şu satırları da ilginç bilgiler içermektedir: Zevnep Mido Çavus, Çanakkale Savaşı'nin en ilginç ve kahraman kadınlarından biriydi..
“…Kosova'nın Dragas ilçesine bağlı Gora bölgesinden (Brod kövü civarı) gelen bu viğit genç kız vatan sevgisiyle yanıp tutuşarak ailesini geride bıraktı. Bekâr ve gelinlik çağında, tek basina vüzlerce kilometre yol kat ederek Çanakkale Cephesi'ne koşmuştu Osmanli'nin son döneminde Kosova'dan 8 tabur gönüllü (aralarında kadınlar da dahil) cepheye katılmıştı. Zeynep Mido Çavuş, keskin nişancı yeteneğiyle taninan bu gönüllülerden birivdi. "Türkler için canımı veririm" diyerek haykıran yüreği sınır tanımavan bir fedakârlığın simgesi olmuştu…Cephede omuz omuza çarpıştı, kursunlara göğüs gerdi ve sonunda şehitlik mertebesine ulastı. Hikâvesi hâlâ Kosova'da, özellikle Dragaş ve Gora'da dilden dile anlatılmakta; türkülerde, anilarda yaşamaktadır…”
Zeynep Mido Cavus Destanı, Çanakkale'nin sadece Anadolu'nun değil, tüm Türk Dünyasının topyekûn mücadelesi olduğunu gösterir. Genç yaşta kefen giyen gelinlik havalleri, bugün bile vürekleri sızlatır Vatan uğruna canını feda eden bu yiğit kadının ruhu şad olsun... Umarım bu güzel kızın ruhu şad olmuştur ve Nurlar arasında yatıyor olmalıdır?!...