Merzuka Selcan, 1920 yılındaki Maraş Savunması'nda işgalci Fransız ve Ermeni çetelerine karşı gösterdiği üstün başarılarla Millî Mücadele tarihine adını altın harflerle yazdırmış olan önemli kadın kahramanlarımızdandır.
Merzuka Hanım Arapgir Müftüsü Halit Bey ile Fatma Zarife Hanımın kızı olarak 1982 yılında Malatya’nın Arapgir ilçesinde doğmuştur.
Bitlis Defterdarı Hakkı Bey ile evlenmiş olan Merzuka Hanım, Rasih, Fahim, Semih ve Mükrime adlarında dört çocuk Dünyaya getirmiştir.
Savaş döneminde eşinin görevi veya dönemin şartları gereği Maraş’ın Kayabaşı Mahallesi'nde ikamet etmekteydi. Fransız ve Ermeni askerlerinin taşkınlıklarına dayanamayarak evinin duvarında kendi imkanlarıyla bir mazgal (ateş deliği) açmış ve bu noktadan tek başına ateş ederek, sekiz düşman askerini etkisiz hale getirmiştir.
Evini ve sokağını başarıyla savunduktan sonra akşam saatlerinde erkek elbiseleri giyerek sokağa çıkmış, diğer Maraşlı mücahitlerin arasına katılarak doğrudan cephede savaşmıştır.
Bir memur eşi olmasına rağmen canını hiçe sayarak öne atılması ile, Yurtta büyük yankı uyandırmış, Amasya'daki Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti gibi sivil örgütlenmelere ve cephedeki askerlere muazzam bir moral kaynağı olmuştur.
Maraş Olgunlaşma Enstitüsü'nün araştırmalarına göre, sivil ve saygın bir memur eşi profilinden profesyonel bir direnişçiye dönüşen Merzuka Selcan, dönemin Türk kadınının bağımsızlık azmini en iyi özetleyen isimlerden biridir. Kendisi için hazırlanan dönemsel temsiller ve araştırmalar Maraş’taki kimi kurum ve kuruluşlar tarafından yapılmış olup, böylesi çalışmalar bugün de sürdürülmektedir.
Kuşkusuz, Merzuka Selcan hakkında, tarihsel arşivlerde ve bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün resmî yazışmalarında yer alan diğer önemli ve detaylı tarihî bilgiler vardır. Onun Maraş'taki üstün cesareti dönemin sivil örgütlenmelerini ve Ankara hükümetini o kadar etkilemiştir ki 3 Şubat 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), Heyet-i Temsiliye (Büyük Millet Meclisi) adına Sivas Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti'ne özel bir teşekkür telgrafı göndermiştir. Büyük Atatürk telgrafında Merzuka Hanımdan da bahsederek şöyle demektedir:
"Maraş'ın Kayabaşı Mahallesi'nde sakin Bitlis Defterdarı'nın haremi hanım, İslamların masum kanının haksız yere akıtılmasından galeyana gelerek hanesinden açtığı mazgaldan... sekiz düşmanı imhaya muvaffak olmuş ve akşamdan sonra dahi erkek elbisesi giyerek mücahitlerin safına iltihak eylemiştir. Türk kadınlığının bu mübarek kahramanlık timsalini taziz (yüceltir) ve tebrik ederiz."
Ayrıca Millî mücadelenin ilk resmi yayın organı olan İrade-i Milliye Gazetesinin 2 Şubat 1920 tarihli nüshasında Merzuka Selcan’dan "Kahraman Bir Türk Kadını" başlığıyla övgü dolu sözlerle bahsedilmiş ve tüm Anadolu halkına örnek gösterilmiştir.
Onunla ilgili kutlamalar Cumhuriyet Döneminde de devam etmiştir. Örneğin 15 Şubat 1947 tarihli Ulus Gazetesi haberine göre, Maraş'ın kurtuluş bayramı şenliklerinde "Maraş'ta ilk ateşi açan kadın" sıfatıyla kürsüde konuşma yaparken, halk tarafından büyük bir coşkuyla alkışlanmış, selamlanmıştır.
Millî Mücadele ve Cumhuriyet döneminin önemli komutanlarından Ali Fuat Cebesoy'un hatıratında aktardığı bilgilere göre Merzuka Hanım, sadece bireysel olarak savaşmamış; Maraşlı diğer kadınları da organize ederek cephe arkasında lojistik destek ve şehir içi savunma hatlarının kurulmasında kadın direnişinin liderliğini üstlenmiştir.
Merzuka Hanımın Eşi Hakkı Bey, Bitlis Defterdarlığı'nın ardından Kayseri Defterdarlığı görevinde de bulunmuştur. Çocuklarından Rasih Selcanoğlu, ilerleyen yıllarda Türkiye sanayisine hizmet etmiş ve Ankara Sanayi Odası Meclis Başkanlığı yapmıştır.
***
K.Maraş matbuatından…MİLLİ Mücadele’de Maraş’ta Fransızlarla savaş; 21 Ocak 1920’de başlamış, 12 Şubat 1920’de Fransızların çekilmesiyle sona ermiştir. 2 Şubat 1920’de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’nin Başkanı Reşit Melek Hanım ve Sorumlu Kâtip Şefika Kemal imzasıyla Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliye Başkanlığı’na yazdıkları yazıda “Fransızların ve Ermenilerin Maraş’ta din kardeşlerimize reva gördükleri canavarlıkları İtilaf Devletleri nezdinde telgraflarla protesto ettikleri”ni bildirmişlerdir.
İşte Maraş’ta bu “canavarlıklara” karşı mücadele edenlerden birisi de “Bitlis Defterdarı’nın Haremi” olarak tarihe geçen, ismi “Hanım” olan kahraman Türk kadınıdır. Yazışmalarda isminin “Hanım” olduğu sabit olmakla birlikte sonraki yıllarda yayımlanan çalışmalarda bunun “Eşi” olarak anlaşıldığı ve genellikle “Bitlis Defterdarının Hanımı” olarak yazıldığı görülmektedir. Sivas’ta Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları tarafından yayımlanan İrade-i Milliye gazetesi 2 Şubat 1920 tarihli nüshasında “Kahraman Bir Türk Kadını” başlıklı yazıda “Maraş’ın Kayabaşı Mahallesi’ndeki çatışmada, Bitlis Defterdarı hanımının evinde hazırladığı mazgala yanaşan sekiz düşmanı öldürdüğü, akşamüzeri erkek elbisesi giyerek İslam mücahitlerine katıldığı” bildirilmiştir. Sivas Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti Başkanlığı’na, Heyet-i Temsiliye namına Mustafa Kemal imzasıyla gönderilen 3 Şubat 1920 tarihli cevabi yazıda bu çarpışma ve kahraman Türk kadını hakkında geniş bilgi verilmiştir: “Maraş’ın Kayabaşı Mahallesi’nde oturan Bitlis Defterdarı’nın Haremi (Eşi) Hanım, İslamların masum kanlarının haksız yere akıtılmasından birçok ocakların söndürülmesinden galeyana gelerek, evinden açtığı mazgaldan dindaşlarımızı imha için İslam mahallelerine saldıran düşmanlara ateş açarak, akşama kadar sekiz düşmanı yok etmeyi başardığı ve akşam üzeri erkek elbisesi ile büyük bir cesaretle namusunu korumak ve can kaygısı ile silaha sarılmış bulunan İslam mücahitlerinin arasına katılmakla, bilfiil çatışmalara iştirak eylemekte bulunduğu bildirilmiştir.”
Ali Fuat Paşa (Cebesoy), anılarında Maraş halkının ve bu kapsamda kadınların mücadelesi konusunda şunları anlatıyor: “Kahraman müfrezelerimizle beraber halk, devamlı bir surette Fransızların işgalinde olan kilise ve mekteplere hücum ederek bir kısmını ele geçirmiş ve bu sırada iki top ile on kadar mitralyöz almış ve bunları düşman aleyhine kullanmıştır. Maraş kadınları da ellerinden geleni yapıyorlar. Başlarında, Bitlis Defterdarının zevcesi (karısı) vardı.
Eşi Hakkı Bey 1950, Merzuka Selcan ise uzun bir ömür sürerek 1973 yılında vefat etmişlerdir.
Merzuka Selcan'a ait gerçek ve dönemsel bir fotoğraf veya orijinal görsel bulunmamaktadır; tarihsel kaynaklarda adı geçen kahraman Türk kadını için paylaşılan görseller genellikle temsilidir.