Âliye METE SERT

Kadınlar Dernekte: Afyonkarahisar Disleksi Derneği

Âliye METE SERT

Bu hafta; “Kadınlar Dernekte” köşe yazımda değerli başkan Fatma ŞENSOY Hanım’ı ve Afyonkarahisar Disleksi Derneği’ni ağırlıyor, öğrenmenin farklı yollarına farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz.

 

Sizi tanıyabilir miyiz? Ben Fatma ŞENSOY. Afyonkarahisar Disleksi Derneği başkanıyım. Özel Canyetkin Özel Eğitim Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisiyim. 1999 yılından bu yana özel eğitim sektöründe çalışmaktayım. Evliyim ve iki çocuk annesiyim. 

 

Derneğiniz tam ismi nedir? Afyonkarahisar Disleksi Derneği. Kısa adı ADDER’dir.

 

Derneğiniz kuruluş hikayesini ve temel amaçlarını bizimle paylaşır mısınız? Son 10 yılda “disleksi” kavramı, adını daha sık duymaya başladığımız ve hayatımızda giderek daha fazla yer bulan önemli bir kavram haline gelmiştir. Aslında 80’li yıllardan beri var olan bu kavram özgül öğrenme farklılığı çatısı altında yer alan ve okumada yaşanan öğrenme farklılığını tanımlayan bir terim olarak toplum tarafından yeterince bilinmiyordu. Disleksik çocuklar yaramaz ve tembel olarak etiketleniyor ve eğitim sistemi içinde kayboluyordu. Anne-babaları ise anlaşılamadıkları için endişeleniyor, çocukları için en iyi yolu arama çabasında boğuluyordu. İşte tam bu noktada çocuklara, gençlere ve ebeveynlerine bir destek mekanizmasına ihtiyaç olduğunu tespit ederek, uzmanlardan, ebeveynlerden ve gönüllülerden oluşan kurucu üyelerimizle 2021 yılında derneğimizi kurduk. ADDER olarak evrensel insan haklarını temel alarak ve sürdürülebilir kalkınma amaçlarını gözeterek özel öğrenme güçlüğü yaşayan bireylere, bu bireylerin yakınlarına ve ilgili alanda çalışan eğitimcilere ve personele sosyal, psikolojik, teknik, akademik ve hukuksal alanlarda destek vermeyi ve eğitim sunmayı, merkezinde disleksik gençler olmak üzere, tüm gençlerin bütün kademelerde karar alma süreçlerine katılımını ve hak arayışlarını teşvik etmeyi ve gençlik politikaları oluşturulmasına katkı sağlamayı amaçlamaktayız. 

 

Bugüne kadar yürüttüğünüz en önemli projelerden veya faaliyetlerden bahseder misiniz? Bugüne kadar T.C. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen ve disleksik çocukların bütünsel bir yaklaşım ile çocuk-aile-toplum üçgeninde, akademik ve psikolojik olarak desteklenerek özgüvenlerinin ve toplumsal katılımlarının artırılması ve toplumda farkındalık oluşturulmasını amaçlayan “DİSLEKSİ ile YAŞAM” projemizi yürüttük. Bu proje kapsamında, birçok okulda farkındalık seminerleri düzenledik ve aile eğitimleri verdik. Bu faaliyetlerin yanı sıra ilkokul düzeyindeki disleksik bireylere akademik ve sosyal gelişim eğitimleri ile psikolojik destek eğitimleri sunduk. Şu anda da nöroçeşitliliği destekleyici bir Avrupa Birliği projesinde ortak olarak yer almaktayız. Nöroçeşitliliğe sahip bireylerin toplum tarafından daha iyi anlaşılması ve toplumsal yaşam alanlarının bu bireylere göre de tasarlanması için faaliyetler içeren oldukça güzel bir projedir. İlerleyen tarihlerde faaliyetlerimiz hız kazanacak ve bu kapsamda da ilimizde birçok etkinlik gerçekleştireceğiz. 

 

 

 

Derneğiniz yerelde ve ulusal ölçekte kadınların yaşamına nasıl katkı sunmaktadır? Özellikle disleksi ve öğrenme farklılıkları konusunda farkındalık oluştururken, annelerin ve kadınların bilgiye erişimini artırıyor, onları güçlendiriyor ve yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalışıyoruz. Yerel düzeyde ailelerle birebir temas kurarak annelerin çocuklarının gelişim süreçlerini daha iyi anlamalarını sağlıyor ve onlara rehberlik ediyoruz. Ulusal ölçekte ise farkındalık çalışmalarımızla disleksiye dair doğru bilginin yaygınlaşmasına katkı sunuyor, kadınların bu alanda daha bilinçli ve donanımlı hale gelmesini destekliyoruz. Bilgiye erişen, güçlenen ve deneyimini paylaşan her kadının başka kadınlar için de bir yol açıcı olduğunu düşünüyoruz. 

 

Bir kadın olarak dernek başkanlığı görevine gelme süreciniz nasıl gelişti? Afyonkarahisar Disleksi Derneği’nin kurucu üyeleri arasında yer aldıktan sonra, gerçekleştirilen genel kurulların ardından yapılan seçimlerle yönetim kurulu başkanlığı görevine getirildim.

 

Kaç senedir başkanlık ya da üyelik görevini üstleniyorsunuz? Derneğimizin kurulduğu 2021 yılından bu yana dernek başkanlığı görevini yürütmekteyim. 

 

Bu görevde karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdir ve nasıl aştınız? Karşılaştığımız durumları klasik anlamda “zorluk” olarak tanımlamaktan ziyade, kurumsal gelişimimiz için birer öğrenme ve güçlenme fırsatı olarak değerlendirmeyi tercih ediyorum. Her yeni süreç, her yeni ihtiyaç ve zaman zaman karşılaştığımız engeller, bize kendimizi gözden geçirme, kapasitemizi artırma ve daha sağlam adımlar atma imkânı sundu. Bu noktada en büyük avantajımız, üyelerimizin güçlü desteği ve inancı oldu. Ortak bir amaç etrafında kenetlenmiş olmak, karşılaştığımız her durumu birlikte aşabilmemizi sağladı. Dayanışma kültürü sayesinde sorunlar büyümeden çözüme kavuştu ve her deneyim bizi daha da güçlendirdi.

 

Kadınların sivil toplumda liderlik üstlenmesinin topluma ne kazandırdığını düşünüyorsunuz? Kadınların sivil toplumda liderlik üstlenmesi, özellikle bizim gibi gelişmekte olan toplumlar için yalnızca bir temsil meselesi değil aynı zamanda sürdürülebilir ve kapsayıcı bir geleceğin inşası açısından önemli bir adımdır. Kadınların karar alma süreçlerine aktif katılımı, toplumsal ihtiyaçların daha geniş bir bakış açısıyla ele alınmasını sağlar ve daha duyarlı çözümlerin ortaya çıkmasına katkıda bulunur. Kadının sivil toplumdaki varlığının, pek çok alanda dönüştürücü bir etki yaratacağı görüşündeyim. Özellikle dezavantajlı grupların görünür hale gelmesi, ihtiyaçlarının doğru anlaşılması ve çözüm süreçlerine dahil edilmesi noktasında kadın liderliğinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu katılımın en değerli etkilerinden biri de gelecek nesiller üzerindedir. Güçlü, üretken ve topluma katkı sağlayan kadın figürlerini gören çocuklar ve gençler, eşitlik, dayanışma ve sorumluluk bilinciyle büyür. Bu da daha bilinçli, daha katılımcı ve daha kapsayıcı bir toplumun temellerini atacaktır. 

 

Kadınların örgütlü mücadelesinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Kadınların örgütlü mücadelesinin geleceğini iyiye yönelik dönüştürücü bir güç olarak görüyorum. Özellikle günümüzde artan farkındalık, dayanışma ağlarının güçlenmesi ve kadınların her alanda daha görünür hale gelmesi, bu mücadelenin giderek daha kapsayıcı ve etkili olacağını gösteriyor.

 

Derneğinizin önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığı projelerden bahseder misiniz? Özellikle disleksi ve öğrenme farklılıkları konusunda erken tanı ve doğru yönlendirme süreçlerini güçlendirecek projeler üzerinde çalışıyoruz. Bu kapsamda, öğretmenler, aileler ve gençlerle birlikte yürütülecek eğitim ve farkındalık atölyelerini artırmayı planlıyoruz. Aynı zamanda aile destek programlarımızı genişleterek, ebeveynlerin bu süreçte kendilerini daha güçlü, bilgili ve yalnız hissetmeyecekleri bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bunun yanı sıra gençlerin aktif katılımını artıracak gönüllülük projeleri ve toplumsal farkındalık kampanyaları da planlarımız arasındadır.

Genç kadınlara ve yeni kuşaklara vermek istediğiniz mesaj nedir? Toplumun bir parçası olmakla yetinmeyin, onun şekillenmesinde aktif rol alın. Her birey fark yaratır, herkesin sesi, deneyimi ve katkısı değerlidir. Özellikle farklı öğrenme biçimlerine sahip bireylerin, örneğin disleksi gibi nöroçeşitlilik alanında yer alan bireylerin, toplumsal hayatta görünür olması, daha adil, daha kapsayıcı ve daha güçlü bir gelecek inşa etmemizin temelidir. Aktif vatandaşlık sadece haklarımızı bilmek değil, aynı zamanda sorumluluk almak, çevremize duyarlılık göstermek ve değişimin bir parçası olmaktır. Küçük bir farkındalık adımı bir başkasının hayatında büyük bir dönüşüm yaratabilir. Bu nedenle empati kurmaktan, öğrenmekten ve öğretmekten vazgeçmeyin.

Kapsayıcılık bir tercih değil, bir gerekliliktir. Herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu bir toplum için sesinizi yükseltin, katılım gösterin ve dayanışmayı büyütün. Değişim, cesaret eden, sorumluluk alan ve birlikte hareket eden bireylerle mümkündür.

Sizler, sadece geleceğin değil, bugünün de güçlü aktörlerisiniz. Katılın, üretin, dönüştürün. Kültür antropoloğu Margaret Mead’in şu sözünü hiçbir zaman unutmayın. “Küçük bir grup düşünceli ve kararlı insanın dünyayı değiştirebileceğinden asla şüphe etmeyin. Zaten dünyayı değiştirenler hep onlar olmuştur.” Ve bu kararlılığınız hep iyiliğe, güzelliğe yönelik olsun. 

 

Bu derneğin başkanı olarak sizi en çok gururlandıran an hangisiydi? Bu soruya derneğimizin tüm üyeleri adına cevap vermek isterim. Bizi en çok gururlandıran tek bir an ya da olaydan bahsetmemiz mümkün değildir. Çünkü her faaliyetimizde, her etkinliğimizde çocukların ve gençlerin gözlerindeki umut, özgüvenlerindeki artış ve kendilerini ifade etme cesaretleri bizim için en büyük gurur kaynağı oluyor. Bir çocuğun “yapamam”dan “yapabilirim”e geçişine tanıklık etmek, bir gencin kendini toplumun aktif bir parçası olarak görmeye başlaması, bizim için tarif edilemez bir mutluluk. Aynı zamanda ailelerin de bu süreçte kendilerini iyi hissetmeleri, yalnız olmadıklarını fark etmeleri ve daha güçlü bir dayanışma içinde konforlu bir alan bulmaları bizim için en az çocuklarımızın gelişimi kadar önemli. Bu süreçte yalnızca bireysel gelişime değil, aynı zamanda toplumsal farkındalığın artmasına da katkı sağladığımızı görmek, attığımız adımların ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Her küçük ilerleme, her kazanım ve her gülümseme doğru yolda olduğumuzu göstermektedir. 

 

Dernek yönetiminde kaç kadın var? Dernek yönetimimizin tamamı kadın üyelerden oluşmaktadır. 

 

Kadınların seslerini daha güçlü duyurmak için sizce hangi adımlar atılmalıdır? Kadınların sesini daha güçlü duyurabilmesi için kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması, sivil toplumdan yerel yönetime kadar her alanda temsillerinin güçlendirilmesi, bilgiye erişimi artıran eğitim ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması ve deneyimlerini paylaşabilecekleri güvenli alanların oluşturulması gerekmektedir. Tüm bunlar da toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğuyla mümkün olacaktır. 

 

 

 

Derneğinizin faaliyetleri ve etkinliklerinden haberdar olmak için hangi sosyal medya hesaplarınızı takip edebiliriz?  Tüm faaliyet ve etkinliklerimizden haberdar olmak için ve hatta özel öğrenme farklılığı hakkında bilgi ve destek almak için bize Instagram hesabımızdan “adder.2021” sayfasından ulaşabilirsiniz.

 

Köşemizde okuyucularımıza iletmek istediğiniz özel bir mesajınız var mı? Bilgiye doğru ve güvenilir kaynaklardan ulaşmanın ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmek isterim. Disleksi gibi öğrenme farklılıkları söz konusu olduğunda, kulaktan dolma bilgiler ya da şehir efsaneleri hem çocuklarımızı ve gençlerimizi hem de aileleri olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle uzman görüşlerine başvurmak, bilimsel ve doğru bilgiyle hareket etmek büyük önem taşır. Bu süreçte yalnızca annelerin değil, babaların da aktif rol üstlenmesi gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Gelişim yolculuğunda her iki ebeveynin de sorumluluk alması destekleyici ve anlayışlı bir yaklaşım sergilemesi sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar. Unutulmamalıdır ki her birey kendi potansiyeliyle değerlidir ve doğru destekle bu potansiyel ortaya çıkabilir. Önemli olan, doğru bilgiye ulaşmak, sabırlı olmak ve çocuklarımızın ve gençlerimizin yanında güçlü bir şekilde durabilmektir.

 

Birlikte daha kapsayıcı bir toplum için adımlarımızı atmalıyız. Disleksi bir engel değil, farklı bir öğrenme biçimi. Farkındalıkla, destekle ve sevgiyle her bireyin potansiyeli ortaya çıkabilir. 

Sorularıma verdiği samimi yanıtlar ve içten tavsiyeleri için Afyonkarahisar Disleksi Derneği’nin değerli başkanı Fatma Şensoy Hanım’a gönülden teşekkür ediyorum. 

Ben Âliye Mete Sert; haftaya bir başka kadın dernek başkanının ya da dernek yönetiminde bulunan bir kadının hikâyesiyle buluşmak dileğiyle…

Yazarın Diğer Yazıları