Mahmut Emin Birliktir

Esnaf Olmak, Dükkân Sahibi Olmaktan Fazlasıdır

Mahmut Emin Birliktir

Bir şehrin gerçek yüzünü görmek istiyorsanız yalnızca meydanlarına, büyük binalarına veya caddelerine bakmayın.

Sabah erkenden kepengini açan esnafına bakın.

Çünkü esnaf, bir şehrin yaşayan hafızasıdır.

Mahallenin bakkalı kimin çocuğunun askere gittiğini bilir. Berber koltuğunda yalnızca saç kesilmez; memleket konuşulur. Sanayideki usta bazen müşterisinin cebini kendisinden fazla düşünür. Lokantacı, parası yetmeyen müşterisini aç göndermemeyi bilir.

Bunlar küçük şeyler gibi görünebilir.

Aslında bir toplumu toplum yapan şeyler tam da bunlardır.

Bizim kültürümüzde esnaflık hiçbir zaman yalnızca “al, sat, para kazan” anlayışından ibaret olmadı.

Çünkü bu toprakların ticaret anlayışının arkasında Ahilik vardı.

Ahilik bize çok basit ama çok büyük bir şey söyledi:

İyi tüccar olmadan önce iyi insan ol.

Malın kusurunu gizleme.
Ölçüde ve tartıda hile yapma.
Müşterinin bilgisizliğinden faydalanma.
Komşunun kazancına göz dikme.
Çırağına yalnızca işi değil, edebi de öğret.
Kazandığın zaman paylaşmayı bil.

İşte esnaflığın itibarı buradan geliyordu.

Eskiden bir insana “esnaf” denildiğinde yalnızca yaptığı iş tarif edilmiyordu. Aynı zamanda onun toplum içerisindeki yeri tarif ediliyordu.

Esnafın sözüne güvenilirdi.

Veresiye defterine yazılan borcun bazen senetten daha büyük itibarı vardı. İnsanlar birbirlerini yıllarca tanır, çocuklarını bilir, düğününde cenazesinde yan yana dururdu.

Elbette geçmişi kusursuz göstermek doğru olmaz.

Ama geçmişten bugüne taşımamız gereken çok kıymetli bir şey vardı:

Güven.

Bugün ticaret değişti.

İnternet var. Büyük zincirler var. Alışveriş merkezleri var. Dünyanın başka ucundaki ürünü birkaç saniyede satın alabiliyoruz.

Bunların karşısında küçük esnafın yalnızca fiyatla mücadele etmesi kolay değil.

Ama esnafın elinde hiçbir büyük şirketin kolay kolay satın alamayacağı bir güç var:

İnsan ilişkisi.

Bir internet sitesi müşterisinin babasının hasta olduğunu bilmez.

Bir uygulama dükkâna gelen çocuğun başını okşamaz.

Bir zincir mağazanın kasasında yılların hatırı yoktur.

Ama esnafta vardır.

İşte korunması gereken esas sermaye budur.

Fakat bunun için önce esnafın da kendi kültürüne sahip çıkması gerekiyor.

Yanındaki esnafı rakip değil, yol arkadaşı olarak görmesi gerekiyor.

Aynı sokakta iki esnafın birbirinin işini bozması belki birine birkaç lira kazandırır; fakat uzun vadede o sokağın bereketini azaltır.

Ahilik bunun için yüzyıllar önce bize rekabetten önce kardeşliği öğretti.

Bugün yeniden bu anlayışa ihtiyacımız var.

Esnaf birbirinden alışveriş yapmalı.

Birbirini tavsiye etmeli.

Yeni dükkân açanı dışlamak yerine elinden tutmalı.

Genç bir çırak mesleğe başladığında ona yalnızca “şunu getir, bunu götür” denmemeli; yaptığı işin şerefi öğretilmeli.

Çünkü çırak yetişmeyen mesleğin geleceği olmaz.

Ustasına saygı duymayan çırağın da, çırağına değer vermeyen ustanın da olduğu yerde Ahilik kültürü yaşayamaz.

Bir başka meselemiz daha var:

Esnafın toplumdaki itibarını yeniden yükseltmek.

Çocuklarımızın önüne yalnızca birkaç meslek koyup geri kalan bütün meslekleri ikinci sınıf görürsek, yarın usta bulamayız.

İyi bir marangozun, iyi bir elektrikçinin, iyi bir aşçının, iyi bir berberin, iyi bir tamircinin yaptığı iş küçümsenecek bir iş değildir.

İşini hakkıyla yapan insan değerlidir.

Helal kazancın küçüğü büyüğü olmaz.

Belki de çocuklarımıza yeniden bunu anlatmamız gerekiyor.

Çünkü esnaflık yalnızca ekonomik bir mesele değildir.

Aynı zamanda bir şehir kültürüdür.

Esnaf dükkânının önünü temiz tuttuğunda şehrine hizmet eder.

Yanında bir genç yetiştirdiğinde geleceğe hizmet eder.

İhtiyaç sahibini gözettiğinde topluma hizmet eder.

Vergisini ödediğinde devletine hizmet eder.

Komşusunun dükkânını kolladığında kardeşliğe hizmet eder.

Ve bütün bunları bir araya getirdiğimizde ortaya yalnızca ticaret çıkmaz.

Bir medeniyet anlayışı çıkar.

Bugün bize düşen geçmişi romantikleştirmek değil; geçmişten aldığımız güzel değerleri bugünün dünyasına taşımaktır.

Esnafımız teknoloji kullansın.

İnternetten satış yapsın.

Dükkânını yenilesin.

Dünyadaki gelişmeleri takip etsin.

Büyüsün, kazansın, zenginleşsin.

Bunların hiçbirinde yanlış yok.

Ama bütün bunları yaparken bir şeyi kaybetmesin:

Esnaf olduğunu unutmasın.

Çünkü esnaf olmak yalnızca dükkân sahibi olmak değildir.

Esnaf olmak güvenilir olmaktır.

Sözünün arkasında durmaktır.

Komşusunu kollamaktır.

Çırağına sahip çıkmaktır.

Müşterisine karşı dürüst olmaktır.

Kazandığında şükretmek, zor zamanda dayanışmayı bilmektir.

Kısacası esnaf olmak, bu toprakların yüzlerce yıllık Ahilik kültürünü omuzlarında taşımaktır.

Dün bunu başardık.

Bugün neden başaramayalım?

Yeter ki yeniden birbirimize dönelim.

Yeter ki ustamızı, çırağımızı, komşumuzu unutmayalım.

Yeter ki “Ben ne kazanırım?” sorusunun yanına yeniden “Biz nasıl güçleniriz?” sorusunu koyabilelim.

Çünkü güçlü esnaf yalnızca kendisini ayakta tutmaz.

Mahallesini ayakta tutar.
Şehrini ayakta tutar.
Memleketini ayakta tutar.

Ve belki de bugün yeniden hatırlamamız gereken en önemli şey budur:

Kepenk yalnızca dükkâna açılmaz.
Kepenk, şehrin hayatına açılır.

Yazarın Diğer Yazıları