Türk toplumunda fiilen yaşayan, hayatın zamanla hukuki-sosyal değer kazanmış davranışlarını içine alan ve genelde “kanun ve hukuk” manasına gelen eski Türk sosyal hayatını düzenleyen “zorunlu” kurallar-normlar bütünü olan törenin amacı: Türk ilinde ve dünyada barışı, adaleti ve refahı temin etmekti.
Türk töresine göre Yüce Tanrı insanı “adalet” için, “törenin tatbiki” için hakanlık makamına getirir. “Beylik” yani idarecilik törenin (adaletin ve hukukun) uygulanması için konmuştur. Bu düşünceler Kutadgu Bilig’ de şöyle anlatılır:
“Bu beylik mesnedine sen isteyerek gelmedin; onu Tanrı kendi fazlı ile sana ihsan etti.”(beyit 5469)
“Lütuf ederek, sana bu beyliği verdi; ey bilgisi geniş olan insan, buna şükret.” (b. 5470)
“Tanrı seni doğruluk-adalet için bu mevkie getirdi. Haydi, doğru-adil ol ve doğruluk-adalet ile yaşat.” (b.5195)
“Bütün halka karşı merhametli ol, büyüğe küçüğe doğruluk, adalet ile hükmet.” (b. 5197)
“Bu gün herkesin iyi olmasını istersen, kendin iyi ol, ey memleketin büyüğü ” (b. 5200)
“Bütün bulanıklıkları durultmak istersen kendin ruhunu tasfiye et; halk ister istemez durulur.(b. 5201)
“Halk bozulursa, onu beyler düzene koyar; eğer beyler bozulursa, onları kim düzeltir.” (b.5203)
“Sen kendi hareketini doğrult, tavrını düzelt; halkın hareketi kendiliğinden düzene girer.” (b.5204)
Beylerin-hakanların adil, doğru olmaları, kanunları doğru uygulamaları konusunda Kutadgu Bilig’de şöyle dinilir:
“Ey hakim, memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın.” (b. 2033)
“Kanun ile ülke genişler ve dünya düzene girer; zulüm ile ülke eksilir ve dünya bozulur.”(b. 2034)
“Beyler gönüllerini temiz tutar ve kanunu tatbik ederlerse, beylik bozulmaz ve uzun müddet ayakta durur.” (b. 2036)
“Halka kanunu, töreyi doğru ve adil tatbik eden bey kıyamet gününde bahtiyar olur.” (b.1374)
“Bak benim tabiatım yana yatmaz, adildir; doğru-adalet eğrilirse kıyamet kopar.” (b. 808)
Eski Türkler, Türk olsun, olmasın bütün insanlara değer vermişlerdir. Türk töresinin dört temel ve değişmez prensibinden birisi de “insanilik” yani insana değer vermekti. Eski Türkler Türk olsun olmasın bütün insanlara değer verirlerdi, Hunlar ve Gök Türkler zamanında Çin’deki köleler hürriyet ülkesi Türk yurduna kaçar ve sığınırlardı.
“Zenginliğin başı tok gözlü olmaktır.” (5385. b.) “Gözü aç olan bütün dünyayı elde etse bile, ona zengin denilmez, denilemez” (5386. b.) “Fakir derler, fakir olan kimdir; fakir istediği kadar zengin olsun, aç gözlü olan kimsedir.” (5387. b.)
Eski Türk hakanlarının ve Türk devletinin en önemli görevlerinin başında “Halka hizmet etmek” gelirdi. Türk töresinin dört değişmez esasından birisi de iyilikti. Eski Türk inancına göre Yüce Allah halka hizmet edene, iyilik edene kut verirdi. Dede Korkut hikâyelerindeki “Aç görsem doyurdum, çıplak görsem giydirdim. Tepe gibi et yığdırdım, göl gibi kımız sağdırdım” ifadeleri eski Türk ahlakını açıklamak açısından çok önemli sözlerdir. Göktürk kitabelerindeki: Tanrı buyurduğu için, kendim devletli olduğum için kağan oturdum. Kağan oturup aç, fakir milleti hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Yoksa bu sözümde yalan var mı? …Türk milleti için gündüz oturmadım, gece uyumadım, ölesiye, bitesiye hep çalıştım…” ifadeleri de eski Türk ahlak anlayışını göstermesi açısından çok önemli ifadelerdir.