Muharrem Günay

ABD Türkiye'yi NATO'dan çıkarmak mı istiyor?

Muharrem Günay

Yunanistan’ın NATO üyesi olmasına rağmen Ege ve Akdeniz’de sürekli olarak saldırgan ve NATO müttefikliğine uymayan politikalar takip etmesi, başta ABD olmak üzere NATO üyesi olan bazı ülkelerin Yunanistan’ı desteklemeleri başta ABD olma üzere bazı NATO üyesi ülkelerin Türkiye’yi NATO üyeliği dışına itmek mi istiyorlar sorusunu akla getirmektedir.
ABD’nin amacının, Yunanistan’ın tahriklerini teşvikle Türkiye’nin karşılık vermesini ve bunu derinleştirmesini sağlayarak, NATO ülkesi olan Türkiye’nin, diğer bir NATO ülkesi olan Yunanistan’a saldırdığını ilan ve bahane edip, Türkiye’nin NATO’dan çıkarılmasını talep etmek olduğu değerlendirilmektedir. Görünen odur ki ABD, Batı’nın şımarık çocuğu olarak bilinen Yunanistan’ı kendi çıkarları için kullanmak peşindedir. ABD’nin bu tür girişimleri sonucunda çıkabilecek bir TÜRK-YUNAN SAVAŞI NATO’nun sonu demektir. NATO üyesi ülkeler bu konuda son derece dikkatli olmalıdırlar.
Türkiye İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri konusunda da gerçekçi politikalar izlemekte ve bu ülkelerin terör örgütü PKK ve PYD’ye olan açık desteklerini sonlandırmasını istemektedir.
Türkiye elbette Yunanistan dâhil olmak üzere milli güvenliğine yönelik saldırılara ve girişimlere karşı her türlü tedbiri almak ve uygulamak hakkına sahiptir. Türkiye; ABD, AB ve NATO üyesi ülkelerle müttefiklik anlayışı içerisinde karşılıklı diyalog ve görüşmelerle sorunların çözülmesinde yanadır yeter ki müttefiklerimiz de bu konuda samimi ve iyi niyetli olsunlar. Türkiye, NATO’da geçmişte üzerine düşen görevleri nasıl kusursuzca yerine getirdiyse bundan sonra da yerine getirmeye devam edecektir. Türkiye’nin başta ABD olmak üzere, NATO üyesi ülkelerinden beklentisi, kendisine eşit ve adil bir üye olarak davranılmasıdır. NATO anlaşmasının 4. Ve 5. Maddelerinde de görüldüğü gibi, NATO’nun kuruluş amacı, üye ülkelerin siyasi bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü korumak ve güvenliklerini sağlamaktır.
NATO üyesi devletlerarasında NATO anlaşmasına göre herhangi bir farklılık olmayıp, hepsi eşit haklara sahiptir. Alınan kararlar oy birliği ile alınmakta olup, Birleşmiş Milletler Daimî Teşkilatında olduğu gibi birkaç devlete ait veto hakkı yoktur. Üyelerin tamamı veto hakkına sahiptir.
Türkiye, NATO görevlerine en çok destek olan ilk beş ülke arasında olup, ortak bütçeye en fazla katkı sağlayan ilk sekiz ülkeden de birisidir.
Her ne kadar ABD, NATO’nun en büyük ordusuna sahip olsa da NATO, ABD’nin emrinde ve kontrolünde bir askeri ittifak değildir. Unutmayalım ki NATO’da ABD’den sonra en büyük ordu Türk Ordusudur. Silahlı güç açısından olmasa da savaş yeteneği, kahramanlık ve tecrübe bakımından Türk Ordusu dünyanın en güçlü ordusudur. Türkiye ve Türk Ordusu olmadan NATO bir hiçtir. Bu gerçeği başta ABD olmak üzere tüm NATO üyesi ülkeler iyi bilmelidir.
NATO’ya Güvenilir Mi?
NATO’nun Ukrayna-Rusya savaşında bile, Ukrayna’yı yalnız bırakması, ABD, Fransa, İtalya gibi NATO üyesi devletlerin PKK VE PYD gibi bölücü örgütlere destek vermesi, Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı kışkırtmaları NATO’nun güvenilir bir örgüt olmadığını göstermektedir. Türkiye NATO içerisinde kalmaya devam etmekle birlikte kendi savunmasını NATO olmadan yapabilecek bir konuma gelmek zorundadır. Savunma sanayinde artan ve % 80’lere varan yerlilik ve millilik oranı daha da artırılmalıdır.
NATO, ABD’nin babasının çiftliği değildir. NATO, ABD demek de değildir. Bu gerçeği başta ABD yönetimi olmak üzere tün NATO üyesi devletler çok iyi öğrenmelidir.
Mavi Vatanımız Gibi Gök Vatanımıza da Sahip Çıkmalıyız
Oğuz Nâme’de geçen “Gökyüzü çadır Güneş bayrak” anlayışında da görüldüğü gibi, dünya, bizim sadece dağları, denizleri ve ovaları ile değil, aynı zamanda gökleri ile de vatanımızdır. Türk Cihan Hâkimiyeti düşüncesinin sınırları içerisinde gökyüzüne ve uzaya hâkim olmak ve nizam vermek ülküsü de vardır.
Mavi Vatan olarak nitelendirdiğimiz açık denizlerimiz gibi Gök Vatan olarak adlandırdığımız, hava sahamıza ve göklere de sahip çıkmak için gerekli silah ve uzay sanayisini geliştirmeliyiz. Düşmanlarımızı korkutmak ve savaştan caydırmak ve dünya barışına katkı sağlamak açısından Türkiye gerek askeri gerekse ekonomik açıdan güçlenmeli ve Türkiye’nin bu gücü dosta güven düşmana korku salmalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları