Üye ülkelerin güvenliğini sağlamak amacıyla Sovyet Rusya tehdidine karşı kurulmuş olan NATO’nun yeni dönemde, askeri bir ittifak olmadan öte siyasi ve ekonomik bir örgüt konumuna gelmesi beklenmektedir. Nitekim ABD’nin yeni başkanı Biden, Yeni NATO anlayışı üzerine yapmış olduğu açıklamalarda bu görüşlere yer vermiştir. 14 Haziran 2021’de Brüksel’de yapılan NATO Zirvesi ABD açısından yirminci yüzyılın yeniden tanzimi anlamını taşımaktadır. Bir önceki ABD başkanı Tıramp’ın Afganistan’daki Irak’taki ve dünyanın diğer muhtelif bölgelerindeki askeri varlığını ülkeye geri çekeceğini ve bütün imkânlarıyla Amerika’yı yeniden yükselişe geçireceğini açıklamasından sonra Con Baydın’ın seçilmesiyle yeni dış politika önceliğini 21. Yüzyılın Amerikan yüzyılı olabilmesi için dünyanın her tarafında varlık göstermek ve özellikle küresel rekabet içerisinde oldukları Rusya ve Çini yalnızlığa itmek ve siyasi, askeri ve ekonomik yönden bu ülkeleri geride bırakmak olarak belirlenmiş görünmektedir. Şu anda ABD’nin yıllık gayrisafi milli hâsılası 21 trilyon dolar Çin’in ise yıllık gayrisafi milli hâsılası 15,68 trilyon dolardır.
İngiltere merkezli Ekonomi ve İş Dünyası Araştırmaları Merkezi (CEBR), Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2028 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) geçerek dünyanın en büyük ekonomisi olacağı öngörüsünde bulundu. CEBR’nin cumartesi günü yayınlanan yıllık raporunda, Çin’in korona virüs salgını nedeniyle yaşanan ekonomik krizi ABD’ye oranla daha hızlı ve güçlü bir şekilde atlatacağı belirtildi. (26 Aralık 2020, https://p.dw.com/p/3nEVA) Raporda, “Covid-19 pandemisi ve bunun ekonomik etkileri, söz konusu rekabette Çin’i daha avantajlı kılıyor” ifadesini kullanan uzmanlara göre, Pekin yönetiminin salgına karşı aldığı sert tedbirler ve Batı’nın ekonomik anlamda salgından çok daha fazla hasar alması sonucu, Çin’in ekonomisi bu dönemi güçlenerek atlatacak. Çin, geçen yıl ortaya koyduğu 14,4 trilyon dolarlık Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) ile aynı dönemde 21,4 trilyon dolarlık GSYİH performansı ortaya koyan ABD’nin ardından, dünyanın en büyük ekonomik gücüne sahip ülkeleri sıralamasında şu anda ikinci sırada bulunuyor. Ancak CEBR’ye göre Çin ekonomisi 2021 ile 2025 yılları arasında her sene ortalama yüzde 5,7; 2026-2030 döneminde de her yıl yüzde 4,5 oranında büyüme kaydedecek.
Raporda ABD’nin ise 2021 yılında korona virüs krizinin yaralarını saracağını ifade eden CEBR’ye göre, ABD ekonomisi 2022-2024 yılları arasında senede ortalama yüzde 1,9; 2025-2030 arasında ise yüzde 1,6’lık bir büyüme kaydedebilecek.
Japonya’nın bir süre daha dünyanın en büyük üçüncü ekonomik gücü olmaya devam edeceği öngörüsünde bulunan CEBR, 2030’ların başında Hindistan’ın Japonya’yı geçeceğini, Almanya’nın da dördüncülükten beşinciliğe gerileyeceğini öne sürüyor. (26 Aralık 2020, https://p.dw.com/p/3nEVA)
Çin Halk Cumhuriyeti’nin Dışa Dayalı Büyüme Modeli
1978 yılında alınan ekonomik yapısal reform kararlan ile birlikte, merkezi planlı ekonomik modelden, piyasa ekonomisine dayalı bir modele kademeli geçiş yapan Çin Halk Cumhuriyeti yıllık ortalama %9,5 ekonomik büyüme oranı ile %4,9 olan dünya ortalamasının üzerinde bir performans göstermiştir. Gayri safı yurtiçi hâsıla rakamının yaklaşık %34’ünü oluşturan ihracat miktarı ile ülke, dışa dayalı bir büyüme modeli izlemektedir (Yalçın, 2007, s. 177).
Çin Halk Cumhuriyeti’nin dış ticaretinin gelişimi ekonomisinin kalkınması açısından önemli bir rol oynamıştır. Çok uluslu şirketlerin doğrudan yatırımlar ile üretime geçmeleri ithalat ve ihracatı artırarak, Gayri Safi Yurtiçi Hâsılasının önemli bir bölümünü oluşturmuştur (Yalçın, 2007, s. 178).
1949-1978 sürecinde, ekonomi alanındaki kararlar, devlete bağlı kuruluşlar tarafından, planlı bir sistem çerçevesinde verilmekteydi. Bu dönemde planlı bir ekonomik İstikrarın sağlanması amaçlanmış olmasına rağmen Çin ekonomisi önemli büyüme ve gelişme gösterememiştir. 1960¬1978 dönemi yıllık büyüme oranı ortalama %5,3 olarak gerçekleşmiştir. 1979 yılında dış ticaret ile ilgili reformlara gidilerek ihracatın artırılarak döviz girişlerinin sağlanması hedeflenmiştir. 1979 yılından itibaren ekonomi de ortalama yıllık %9,4 oranında bir büyüme kaydedilmiştir. Çin Güney Asya Krizi’nin neden olduğu küresel mali krize rağmen, o dönemde %7,8 oranında bir büyüme, 11 Eylül 2001 yılında dünya ekonomilerinde kaydedilen olumsuz gelişmelere rağmen %7,3 oranında büyümeyi başarmıştır (Yalçın, 2007, s.178).
NATO, ABD’nin babasının çiftliği değildir. NATO, ABD demek de değildir. Bu gerçeği başta ABD yönetimi olmak üzere tün NATO üyesi devletler çok iyi öğrenmelidir.